Yol ver dağlar, ben de Nûr’a gideyim.
Hasretinden gözüm yaşı sel oldu,
Yollarını sora sora gideyim.
Arafat Dağı’nda yâhut Hira’da,
Belki Makâm’dadır, bekler orada.
Selâm Kapısı’nda, Safâ burada,
Düşlerini kura kura gideyim.
Bir tavaf sonrası Zemzem içerken,
Hayâli görünür sa‘ye geçerken.
Mekke’den Taybe’ye kuşlar uçarken,
İzlerini süre süre gideyim.
Çölde yürümekten yorulur dizler,
Her adım attıkça açılır gizler.
Gönül âleminde taşar denizler,
Dalgaları yara yara gideyim.
Görmeden sevmişim, yürek özlüyor,
Sol tarafım ince ince sızlıyor.
Kul hakkını belki O da gözlüyor,
Bırak dünya, ben o yâre gideyim.