Bir bahar günüydü göçünü çektin,
Ana, sen bizleri kime bıraktın?
Dönülmez diyara sefere çıktın;
Baharı, yazları kime bıraktın?
Dargın mısın acep, söylemez oldun?
Teskin edip gönlüm eğlemez oldun,
Dostlarınla sohbet eylemez oldun;
O tatlı sözleri kime bıraktın?
Dağların “hu” çeken kızılçamları,
Derdinin ortağı yayla damları...
Attın yüreğime derdi, gamları;
O yeşil özleri kime bıraktın?
Hasretini içtim her bir nefeste,
Elim telefonda, kulağım seste.
Hani çekecektik harmana deste?
Bayırı, düzleri kime bıraktın?
Gördüm ki bu derdin bulunmaz eşi,
Firâkte düşenin yanarmış döşü.
Öksüz kalmanın da olmazmış yaşı;
Sen bu öksüzleri kime bıraktın?
Bâzen atışırdık, başa çıkardın,
Ayrılık üstüne türkü yakardın.
Hakkı gelir diye yola bakardın;
O mavi gözleri kime bıraktın?
(ADRB) Hakkı ŞENER