Kontrol Edilemezseniz Nefret Edilirsiniz

Siyasetin en eski ama en çok unutulan kuralıdır: Güç, denetlenmediği anda meşruiyetini kaybetmeye başlar. Bugünün yerel siyasetinde gördüğümüz tablo da tam olarak bu gerçeğin etrafında şekilleniyor. Seçim dönemlerinde “halkın hizmetkârı” olarak sahaya çıkanlar, koltuğa oturduktan sonra kendilerini halkın üstünde konumlandırdıklarında, aradaki bağ hızla kopuyor.

Yerel yönetimler, vatandaşın devletle en doğrudan temas ettiği alanlardır. Çöpün toplanmasından imar planına, sosyal yardımdan ulaşım düzenine kadar hayatın tam ortasındadır. Bu yüzden burada yapılan her hata büyür, her ihmal hissedilir, her adaletsizlik doğrudan öfkeye dönüşür. Çünkü insanlar, uzak bir başkentten gelen kararlardan çok, her gün karşılaştıkları yerel yönetim uygulamalarıyla yaşar.

Sorun şu ki, birçok yerel yönetici eleştiriyi bir tehdit olarak görüyor. Oysa eleştiri, yönetimin sigortasıdır. Eleştiriyi bastıran, susturan ya da görmezden gelen bir anlayış, aslında kendi sonunu hazırlar. Çünkü denetlenmeyen güç, zamanla keyfileşir; keyfileşen yönetim ise halkın gözünde hızla meşruiyetini yitirir.

Bugün sokakta konuşulanlara kulak verin. İnsanlar artık sadece hizmet eksikliğinden değil, “ulaşılamamaktan” şikâyet ediyor. Belediye başkanına ulaşamamak, birimlerin çözüm üretmemesi, şeffaflık eksikliği… Bunlar küçük meseleler değil. Bunlar, halkın yönetime olan güveninin erozyona uğradığının işaretleri.

Yerel siyasette en tehlikeli kırılma noktası da burasıdır: Güven kaybı. Çünkü güven bir kez sarsıldığında, yapılan doğru işler bile şüpheyle karşılanır. İyi niyetle atılan adımlar bile “acaba kimin çıkarı var?” sorusuna takılır. Bu noktadan sonra yöneticinin yaptığı iş değil, algı konuşur. Ve algı çoğu zaman gerçeğin önüne geçer.

Oysa çözüm aslında çok basit: Şeffaflık, hesap verebilirlik ve erişilebilirlik. Bir yönetici yaptığı işi anlatabiliyorsa, eleştiriyi dinleyebiliyorsa ve hatasını kabul edebiliyorsa, halk onu affeder. Ama kendini sorgulanamaz gören bir anlayış, kısa vadede güçlü görünse de uzun vadede yalnızlaşır.

Unutulmamalıdır ki, demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Asıl mesele, sandık sonrası kurulan ilişkinin niteliğidir. Halkla bağını koparan, eleştiriden kaçan ve kendini denetimin dışında gören her yapı, eninde sonunda toplumdan kopar.

Ve toplumdan kopan siyasetçinin kaderi bellidir: Önce eleştirilir, sonra reddedilir, en sonunda da unutulur.

Kısacası; kontrol edilemezseniz, sadece eleştirilmezsiniz… Nefret edilirsiniz.