Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllar boyunca çok ağır saldırılarla, kumpaslarla ve ihanet girişimleriyle karşı karşıya kaldı. Devletin kritik kurumlarına sızan FETÖ yapılanmasının en yakın çalışma çevresine kadar ulaştığı ortaya çıktı. Buna rağmen, devlet içinde temiz, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının hâkim olması gerektiğini her fırsatta dile getirdi.
Ancak acı olan şudur ki; tepede verilen bu mücadele, aşağı kademelerde aynı hassasiyetle karşılık bulmadığında milletin vicdanı yaralanıyor.
Bugün öyle örneklerle karşılaşıyoruz ki, küçük bir makama gelen bazı kişiler, o makamı millete hizmet için değil, kendilerine imkân sağlamak için kullanıyor. Kamu malını emanet olarak görmek yerine, kişisel menfaatlerinin aracı hâline getirmeye kalkıyorlar.
Deprem gibi büyük bir felaketin ardından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gereken yardım malzemeleriyle ilgili ortaya atılan iddialar bile başlı başına vicdanları sızlatmaya yetiyor. Devletin vatandaş için gönderdiği her lokma, her eşya ve her destek, sadece hak sahibine ulaşmalıdır. Böyle dönemlerde en küçük suiistimal bile sadece hukuka değil, insanlığa karşı işlenmiş bir vebaldir.
Yine kamu imkânlarının özel ticari işletmeler için kullanıldığı, devletin araçlarının, personelinin ve kaynaklarının kişisel menfaatlere tahsis edildiğine yönelik iddialar, toplumun devlete olan güvenini zedelemektedir. Kamu kaynakları; eşe, dosta, yakına veya herhangi bir ticari işletmeye değil, doğrudan millete aittir.
Makamlar, güç gösterisi yapılacak yerler değildir. Makamlar, milletin emanetini koruma sorumluluğudur. Devlet malını koruyan yöneticiler baş tacıdır; onu kişisel çıkarı için kullananlar ise hem hukuka hem de milletin vicdanına hesap vermelidir.
Bugün en büyük ihtiyaç; yağcılıkla makamını korumaya çalışan değil, doğruluktan taviz vermeyen, kamu malını kendi malından daha fazla koruyan yöneticilerdir. Çünkü devleti ayakta tutan sadece kanunlar değil, aynı zamanda vicdan, ahlak ve emanet bilincidir.
Milletin malına uzanan her el, sadece bir kamu kaynağına değil; yetimin hakkına, garibin duasına ve devletin itibarına uzanmış demektir. Bu anlayışa karşı en güçlü duruşu göstermek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.