<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Memleketten Haber</title>
    <link>https://www.memlekettenhaber.com</link>
    <description>Memleketinizin Haberlerini Okuyun</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.memlekettenhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 04:19:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıcak hava kalp hastalarında hayati risk oluşturabilir' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/sicak-hava-kalp-hastalarinda-hayati-risk-olusturabilir-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/sicak-hava-kalp-hastalarinda-hayati-risk-olusturabilir-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Üniversitesi Esenler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Hulusi Satılmışoğlu: - 'Yüksek sıcaklıklarda vücut, ısıyı dengeleyebilmek için cilt yüzeyine daha fazla kan pompalar. Bu durum kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. Aynı zamanda kalp hızı artar, sıvı kaybıyla kanın pıhtılaşma eğilimi yükselir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Üniversitesi Esenler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Hulusi Satılmışoğlu, sıcak havaların kalbin iş yükünü artırarak ciddi sorunlara zemin hazırlayabileceğini belirterek, risk grubundaki kişilerin günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaması ve sıvı tüketimine dikkat etmesi gerektiğini ifade etti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Satılmışoğlu, sıcak hava dalgalarının, kalp ve damar hastalığı bulunan bireyler üzerindeki hayati risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Satılmışoğlu, sıcak havaların kalbin iş yükünü artırarak kalp krizi ve diğer kardiyovasküler sorunlara zemin hazırlayabileceğini aktararak, 'Sıcak hava dalgalarına bağlı ölümlerin büyük bölümü kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Risk grubundaki kişilerin özellikle günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaması ve sıvı tüketimine dikkat etmesi gerekiyor.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Aşırı sıcakların kalbin çalışma yükünü artırdığını, özellikle daha önce kalp krizi geçiren, bypass olan, stent takılan ve hipertansiyon tanısı olanların daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Satılmışoğlu, aşırı halsizlik, göğüste sıkışma, yoğun terleme ve bilinç bulanıklığı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğine dikkati çekti. </p><p>- 'Basit önlemler ciddi sağlık sorunlarını önleyebilir'<br></p><p>Sıcak hava dalgalarının vücutta önemli fizyolojik değişikliklere neden olduğunu anlatan Satılmışoğlu, 'Yüksek sıcaklıklarda vücut, ısıyı dengeleyebilmek için cilt yüzeyine daha fazla kan pompalar. Bu durum kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. Aynı zamanda kalp hızı artar, sıvı kaybıyla kanın pıhtılaşma eğilimi yükselir.' ifadelerini kullandı. <br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> Satılmışoğlu, tüm bu değişikliklerin özellikle kalp ve damar hastalıkları bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. <br></p><p>Sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarını önleyebileceğine dikkati çeken Satılmışoğlu, şu tavsiyelerde bulundu:</p><p>'Yeterli sıvı tüketmek, taze sebze ve meyvelerle elektrolit dengesini korumak, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak ve özellikle saat 09.00-16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmamak büyük önem taşıyor. Kalp yetmezliği bulunan hastaların ise sıvı tüketimi ve ilaç düzenlemeleri konusunda mutlaka kendi hekimlerinin önerilerine göre hareket etmeleri gerekiyor. Ayrıca güneşten koruyucu şapka ve benzeri ekipmanların kullanılması da sıcak çarpmasına karşı önemli bir koruma sağlayacaktır.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/sicak-hava-kalp-hastalarinda-hayati-risk-olusturabilir-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/sicak-hava-kalp-hastalarinda-hayati-risk-olusturabilir-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="74843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektronik sigara kullanımı diş eti hastalığı riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/elektronik-sigara-kullanimi-dis-eti-hastaligi-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/elektronik-sigara-kullanimi-dis-eti-hastaligi-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burcu Karaduman: - 'Diş eti kanaması, kızarıklık, şişlik, ağız kokusu, dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet, dişler arasında yeni boşlukların oluşması ve dişlerde sallanma periodontal hastalık belirtisi olabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burcu Karaduman, elektronik sigara kullanımının periodontal hastalık riskini artırabileceğini belirtti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Karaduman, elektronik sigaranın diş eti ve ağız sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Karaduman, elektronik sigaranın, 'zararsız bir seçenek' olarak değerlendirilmemesi gerektiğini aktararak, 'Elektronik sigaralar özel sıvıların ısıtılmasıyla aerosol oluşturuyor ve bu aerosol nikotin başta olmak üzere ağız dokularını etkileyebilecek çeşitli kimyasal maddeler içerebiliyor. Duman çıkmaması, diş etinin zarar görmediği anlamına gelmez.' ifadelerini kullandı. </p><p>Araştırmaların, elektronik sigara kullananlarda diş eti ceplerinin derinleşmesi, dişleri çevreleyen dokularda tutunma kaybı ve çene kemiğinde kayıp gibi periodontal göstergelerin olumsuz etkilenebileceğine işaret ettiğini belirten Karaduman, uzun dönemli etkilerin ise ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabileceğini kaydetti.</p><p>Elektronik sigara kullanan birçok kişinin, ürünün yanma oluşturmaması nedeniyle ağız ve diş sağlığına zarar vermediğini düşündüğünü aktaran Karaduman, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Oluşan aerosol doğrudan ağız boşluğuyla temas ediyor. İçeriğindeki nikotin ve diğer kimyasal maddeler diş eti hücrelerini, ağız içindeki bakteri dengesini ve dokuların iyileşme kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Elektronik sigara kullanıcılarının ağızlarındaki bakteri yapısını inceleyen araştırmalarda, diş eti hastalıklarıyla ilişkili bazı mikroorganizmaların artabildiği görüldü. Bu değişim, plak birikimi ve iltihabi süreçler açısından risk oluşturabiliyor.'</p><p>- 'İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilir'<br></p><p>Prof. Dr. Karaduman, elektronik sigara kullanımının ardından ağız kuruluğu, boğazda tahriş ve ağızda kötü tat gibi şikayetlerin görülebileceğini belirterek, tükürüğün ağız ve diş sağlığındaki koruyucu rolüne dikkati çekti.</p><p>Tükürüğün diş yüzeylerinin temizlenmesine, ağızdaki asitlerin dengelenmesine ve zararlı mikroorganizmaların çoğalmasının kontrol edilmesine yardımcı olduğunu anlatan Karaduman, elektronik sigara kullanan kişilerin diş etlerindeki değişimleri yakından takip etmesi gerektiğine işaret etti.</p><p>Diş eti hastalıklarının erken dönemde kontrol altına alınmaması halinde dişleri çevreleyen kemiğe ilerleyebileceğini aktaran Karaduman, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Diş eti kanaması, kızarıklık, şişlik, ağız kokusu, dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet, dişler arasında yeni boşlukların oluşması ve dişlerde sallanma periodontal hastalık belirtisi olabilir. Kanama görülmemesi de diş etlerinin tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilir. En etkili korunma yöntemi elektronik sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımını bırakmaktır. Dişler günde iki kez uygun teknikle fırçalanmalı, diş araları düzenli olarak temizlenmeli ve periodontal muayeneler aksatılmamalıdır.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/elektronik-sigara-kullanimi-dis-eti-hastaligi-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/elektronik-sigara-kullanimi-dis-eti-hastaligi-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="49570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani kalp durmalarına karşı üretilen cihaz Mersin'de meydanlara yerleştirildi]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-cihaz-mersinde-meydanlara-yerlestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-cihaz-mersinde-meydanlara-yerlestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - Mersin'de vatandaş yoğunluğunun bulunduğu 4 noktaya yerleştirilen yerli üretim Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, ani kalp durması vakalarında ilk müdahale için kullanılacak.</p><p>Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle Türk mühendisler tarafından yerli imkanlarla üretilen OED cihazları, ani kalp durmaları vakalarında acil müdahale ekipleri gelene kadar geçen kritik sürede vatandaşların hızlı müdahale etmesine imkan sunuyor.</p><p>Cihaz, hastanın kalp ritmini geri getirebilmek için sesli komutlarla yönlendirme yapabiliyor. Bu sayede ilk yardım eğitimi olmayan kişiler de bu cihazı kullanabiliyor.</p><p>Mersin'de de İl Sağlık Müdürlüğünce insan yoğunluğunun olduğu 4 noktaya yerleştirilen OED cihazı, rahatsızlanan kişilere ilk müdahalede etkin rol üstlenecek.</p><p>- 'İnsanların şifayla taburcu olmasına yönelik çok önemli ve ciddi bir cihaz'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, AA muhabirine, OED cihazlarının Akdeniz ilçesi Ulu Cami Meydanı, Toroslar ilçesi Kuvay-ı Milliye Caddesi, Yenişehir ilçesi Özgecan Aslan Barış Meydanı ve Mezitli ilçesi Gazi Mustafa Kemal Bulvarı ile Limon Caddesi kesişimine yerleştirildiğini söyledi.</p><p>Dünya genelinde ölümlerin yüzde 60'ını kardiyak ölümlerin (kalbin aniden durması) oluşturduğunu dile getiren Ekici, 'Kardiyak ölümlerin yüzde 50'si 'şoklanabilir ritim' dediğimiz ölümlerdir. İlk 5 dakika içerisinde şoklandığında bunların sağ kalımları yüzde 50'dir. ASELSAN tarafından üretilen OED cihazlarından 4'ü ilimize tahsis edildi. Bu cihazlar tabii ki 4 taneyle yeterli kalmayacak. İlimizde yaygınlaşacak.' dedi.</p><p>Ekici, cihazın sesli komut verebildiğini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>'Herhangi bir vatandaşımız, hatta çocuklar bile bu cihazı rahatlıkla kullanabiliyor. İnsanlarımızın daha sağlıklı bir şekilde yaşaması, hayatta kalması, ilk yapılan müdahaleden sonra sağ kalımın artırılması ve daha sonrasında da insanların şifayla taburcu olmasına yönelik çok önemli ve ciddi bir cihaz. 112'yi arayıp hastanın kalbinin durduğunu beyan ettiğinizde, çağrı merkezinde çalışan arkadaşlarımız cihazın yerini telefonda tarif edecekler ve nasıl kullanıldığını anlatacaklar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-cihaz-mersinde-meydanlara-yerlestirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-cihaz-mersinde-meydanlara-yerlestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="10950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık eğitimi geleceğin stratejik tercihleri arasında yer alıyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/saglik-egitimi-gelecegin-stratejik-tercihleri-arasinda-yer-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/saglik-egitimi-gelecegin-stratejik-tercihleri-arasinda-yer-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Lokman Hekim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmet Şahin: - 'Geleceğin sağlık sistemi, yalnızca tedavi eden değil hastalığı önleyen, teknolojiyi doğru kullanan, veriye dayalı karar alan, etik ilkelere bağlı kalan ve insan odaklı yaklaşımı koruyan profesyonellere ihtiyaç duyacak']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Lokman Hekim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmet Şahin, sağlık alanını tercih edecek gençlere, sağlık eğitiminin yalnızca bir meslek edinme süreci değil insan hayatına, topluma ve bilimin gelişimine doğrudan katkı sunan stratejik bir tercih olduğunu belirtti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şahin, tercih dönemine ilişkin sağlık alanında eğitim almayı düşünen gençlere yönelik değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Şahin, sağlık eğitiminin, meslek edinme sürecinin yanı sıra insan hayatına, topluma ve bilimin gelişimine doğrudan katkı sunan stratejik bir tercih olduğunu aktardı.</p><p>Dünyada sağlık sistemlerinin hızlı bir dönüşümden geçtiğini vurgulayan Şahin, 'Yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların artışı, dijital sağlık uygulamaları, yapay zeka destekli tanı ve tedavi süreçleri, biyoteknoloji, ilaç geliştirme, rehabilitasyon, ağız ve diş sağlığı hizmetleriyle koruyucu sağlık yaklaşımları bu dönüşümün temel başlıkları arasında yer alıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Şahin, sağlık alanını tercih edecek gençlerin bu süreci yalnızca 'popüler meslek' algısıyla değil uzun vadeli yetkinlik kazanımı ve toplumsal sorumluluk perspektifiyle değerlendirmesi gerektiğini aktararak şunları kaydetti:</p><p>'Bugünün sağlık profesyonelinden beklenen nitelikler geçmişe göre önemli ölçüde değişti. Alan bilgisi artık tek başına yeterli değil. Bilimsel düşünme, kanıta dayalı karar verme, ekip çalışması, iletişim becerisi, etik duyarlılık, dijital okuryazarlık, araştırma kültürü ve yaşam boyu öğrenme kapasitesi sağlık mesleklerinin vazgeçilmez bileşenleri haline geldi.'</p><p>- 'Sağlık temalı üniversiteler özel konuma sahip'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şahin, sağlık temalı üniversitelerin söz konusu süreçte özel konuma sahip olduğunu vurgulayarak, tıp, diş hekimliği, eczacılık, sağlık bilimleri, spor bilimleri, sağlık hizmetleri ve lisansüstü eğitim alanlarının aynı ekosistemde yer almasının öğrencilere disiplinler arası düşünme, birlikte üretme ve sağlık sistemini bütüncül biçimde anlama imkanı sunduğunu ifade etti.</p><p>Lokman Hekim Üniversitesi'nin sağlık alanındaki akademik birikimi, uygulama odaklı eğitim yaklaşımı ve araştırma kapasitesini geliştirme hedefiyle öğrencilerini geleceğin sağlık sistemine hazırlamayı amaçladığını belirten Şahin, 'Üniversitemizin sağlık temalı yapısı, öğrencilere mesleki bilginin yanı sıra sağlık hizmetleri yönetimi, kalite süreçleri, hasta güvenliği, dijital dönüşüm, bilimsel araştırma ve toplumsal sağlık sorumluluğu alanlarında da farkındalık kazandırıyor.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Şahin, tercih yapacak adaylar için kritik sorunun yalnızca 'Hangi bölümü seçmeliyim?' olmadığına dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Gençlerin kendilerine asıl sorması gereken soru, 'Gelecekte nasıl bir sağlık profesyoneli olmak istiyorum?' sorusudur. Sağlık alanı, insana doğrudan dokunan, sürekli gelişim gerektiren, toplumsal karşılığı yüksek ve mesleki anlamı güçlü bir alandır. Geleceğin sağlık sistemi, yalnızca tedavi eden değil, hastalığı önleyen, teknolojiyi doğru kullanan, veriye dayalı karar alan, etik ilkelere bağlı kalan ve insan odaklı yaklaşımı koruyan profesyonellere ihtiyaç duyacak. Sağlık eğitimi gençler için geleceğin en stratejik tercihlerinden biri olmayı sürdürecektir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/saglik-egitimi-gelecegin-stratejik-tercihleri-arasinda-yer-aliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/saglik-egitimi-gelecegin-stratejik-tercihleri-arasinda-yer-aliyor.jpg" type="image/jpeg" length="29693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi 200. kemik iliği naklini gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/biruni-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-200-kemik-iligi-naklini-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/biruni-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-200-kemik-iligi-naklini-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Hakan Kaya: - 'Kemik iliği nakli, yalnızca nakil işleminin gerçekleştirildiği günle sınırlı olmayan, hastanın hazırlık sürecinden nakil sonrasındaki yakın takibine kadar büyük titizlik gerektiren uzun bir süreçtir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi'nde 200. kemik iliği nakli başarıyla gerçekleştirildi.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, merkezin 200. kemik iliği nakli, Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Müdürü Serap Kilerci Ulusal, Tıbbi Direktör Prof. Dr. Mustafa Yaman, Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, Genel Müdür Yardımcısı Eser Şahin Foto, Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Hakan Kaya ve Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Rafet Eren'in yanı sıra bölüm hemşireleri ve sağlık çalışanlarının katılımıyla kutlandı.<br></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ali Hakan Kaya, söz konusu başarının multidisipliner bir ekip çalışmasının sonucu olduğunu belirtti.</p><p>Kaya, 200. nakile ulaşmanın büyük mutluluk ve gurur kaynağı olduğunu vurgulayarak, 'Kemik iliği nakli, yalnızca nakil işleminin gerçekleştirildiği günle sınırlı olmayan, hastanın hazırlık sürecinden nakil sonrasındaki yakın takibine kadar büyük titizlik gerektiren uzun bir süreçtir. Bu başarıda hekimlerimizden hemşirelerimize, laboratuvar ekibimizden destek birimlerimize kadar çok büyük bir ekip emeği bulunuyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Daha fazla hastaya umut olmayı hedefliyoruz'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Erişkin Kemik İliği Nakil Merkezi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Rafet Eren de her naklin yeni bir umut anlamına geldiğini aktararak, gerçekleştirdikleri her naklin yalnızca bir sayıdan ibaret olmadığına dikkati çekti.</p><p>Eren, her naklin hastaların yaşamına dokunan ve tedavi yolculuklarında yeni bir sayfa açan önemli bir süreç olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p><p>'200. nakle ulaşırken edindiğimiz deneyimi, güçlü ekip çalışmamız ve hasta odaklı yaklaşımımızla birleştirerek daha fazla hastaya umut olmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan CAR-T Hücre Tedavi Merkezi'nin de hem kurumumuz hem de hekimlerimizin kariyerleri açısından önemli bir dönüm noktası olacağına inanıyoruz. Bu merkez, ileri tedavi uygulamaları alanındaki gücümüzü artırarak Biruni markasının konumunu daha da güçlendirecek.'</p><p>Etkinlik, 200. kemik iliği nakli anısına hazırlanan pastanın kesilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/biruni-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-200-kemik-iligi-naklini-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/biruni-universitesi-tip-fakultesi-hastanesi-200-kemik-iligi-naklini-gerceklestirdi.jpg" type="image/jpeg" length="45333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku apnesi robotik cerrahiyle tedavi ediliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Uyku sırasında nefessiz kalma, sabahları yorgun uyanma ve derin uykuya dalamama gibi şikayetlerle hastaneye başvuran kişilerde görülen uyku apnesi, 'Da Vinci' robotu ile tedavi edilebiliyor - ⁠Anatolia Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Mehmet Akdağ: - 'Robotik cerrahinin özellikle bize en büyük avantajı, cerrahi alanda daha yüksek hassasiyetle ve daha geniş görüş açısı sunması, hasta konforu açısından kesi olmadan daha az kanamalı bir ameliyat yapmamız ve daha hızlı iyileşme süreci']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - AYŞE ŞENSOY BOZTEPE - Orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi ile ağız içi ve gırtlak tümörlerinin tedavisinde robotik cerrahi tedavisi önemli avantajlar sağlıyor. </p><p>Anatolia Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Mehmet Akdağ, AA muhabirine, uyku apnesinin tanı ve tedavisinde robotik cerrahinin avantajlarına ilişkin bilgi verdi.</p><p>Uyku sırasında horlama ve nefes durması şikayetiyle başvuran hastalarda öncelikle muayene ile ayrıntılı değerlendirme yaptıklarını anlatan Akdağ, kulak burun boğaz muayenesi ve üst solunum yolları endoskopik incelemenin ardından daha önce uyku testi yapılmamış hastalara uyku esnasında vücut fonksiyonlarının gece boyunca kesintisiz kaydedildiği 'polisomnografi'yi uyguladıklarını söyledi.</p><p>Uyku testi sonucunu detaylı şekilde değerlendirip, özellikle sırtüstü yatıldığında şikayetleri artan orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi saptanan hastalarla tedavi seçeneklerini paylaştıklarını dile getiren Akdağ, ağır uyku apnesinde altın standart tedavinin maske tedavisi olduğunu ancak bazı hastaların bunu düzenli kullanamadığını ifade etti.</p><p>Maske tedavisini kullanamayan hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini belirten Akdağ, şöyle konuştu:</p><p>'Eğer hastanın gece uykusunda dil kökü düzeyinde tıkanıklığı varsa, biz bunu muayenede de özellikle uyku endoskopisi yaparak görebiliyoruz. Ya da buna ek olarak da uyku testinde pozisyonel dediğimiz sırtüstü yattığında apne-hipopne indeksinde artma ile uyku testi verilerinde şikayetlerinin çok artması, kandaki oksijen düzeyindeki düşmenin çok artmasıyla tespit ediyoruz. Arkasından tedavi seçeneklerimizi hastamızla paylaşıyoruz.'</p><p>- 'Hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz'</p><p>Akdağ, dil kökünün büyümesine bağlı hava yolu tıkanıklığının gece boyunca nefes durmalarına neden olabildiğini, bunun kandaki oksijen düzeyini düşürdüğünü, hastaların derin uykuya dalamadığını, sabah yorgun uyandığını ve gün içinde uyku hali ile unutkanlık gibi şikayetler yaşayabildiğini kaydetti.</p><p>Robotik cerrahinin sağladığı teknik avantajlara değinen Akdağ, ameliyat sırasında yüksek çözünürlüklü kamera ve çok fonksiyonlu aletler kullanıldığını dile getirdi.</p><p>Da Vinci robotu kullanarak, ağız içinden gerçekleştirdikleri operasyonlarda boyunda kesi yapılmadığını vurgulayan Akdağ, 'Yüksek çözünürlüklü bir kamera var. Ağız içerisine giren mikro cerrahi aletlerle ağız içerisinden dışarıda boyunda hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Robotik cerrahinin cerrahın elinin ulaşmasının zor olduğu bölgelere yüksek manevra kabiliyetiyle erişim sağladığını aktaran Akdağ, çevre dokulara zarar vermeden patolojik dokunun çıkarılabildiğine işaret etti.</p><p>- 'İyileşme süresi çok daha kısa'</p><p>Akdağ, sistemin entegre zeka tabanlı algoritmalarla çalıştığını belirterek, 'Mesela cerrahın elinin titremesini bile hastaya yansıtmıyor. Anlık hareketlerimizi takip ediyor. Biz robotik cerrahi ile ameliyat yaparken kafamızı çok hafif kaldırsak bile alet hemen o anda duruyor. İnsan üzeri refleksleri olan bir sistem.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cihazın kendi kendine karar veren veya ameliyat yapan bağımsız yapay zekaya sahip olmadığına dikkati çeken Akdağ, tamamen cerrahın komutlarıyla eş zamanlı çalıştığını anlattı.</p><p>Robotik cerrahinin hasta ve cerrah açısından önemli kolaylıklar sunduğunu ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:</p><p>'Robotik cerrahinin özellikle bize en büyük avantajı, cerrahi alanda daha yüksek hassasiyetle ve daha geniş görüş açısı sunması, hasta konforu açısından kesi olmadan ameliyat yapmamız, daha az kanamalı ve daha az ödemli ameliyat yapmamız. Ve en önemlisi de iyileşme süresinin çok daha kısa olması, bizler için de hasta için de çok büyük bir konfor sağlıyor. Operasyon süremizi de kısaltmakta ve operasyona hakimiyetimizi cerrahi açıdan da yüksek miktarda artırmaktadır. Bizim için kulak burun boğazda cerrahinin geleceği değil bugünü şu anda robotik cerrahi.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor.jpg" type="image/jpeg" length="74631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kalp krizi vakalarında artışa neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı: - '30 derecenin üzerindeki sıcaklarda özellikle kalp krizi riskinde bir miktar artışın olduğunu söylemek mümkün. Bunun da sebebi kalbimizin iş yükü artıyor, kan damarlarımız genişliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - SERKAN AVCİ - Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ballı, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirterek, güneşin dik geldiği saatlerde dışarıya çıkılmaması uyarısında bulundu.</p><p>Prof. Dr. Ballı, AA muhabirine, yurt genelinde son günlerde sıcaklık değerlerinin giderek artmaya başladığını söyledi.</p><p>Aşırı sıcaklarda fazla sıvı ve elektrolit kaybı olduğunu belirten Ballı, bu havalarda özellikle kalp ve damar hastalarının daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Ballı, yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığını vurgulayarak, şöyle konuştu:</p><p>'30 derecenin üzerindeki sıcaklarda özellikle kalp krizi riskinde bir miktar artışın olduğunu söylemek mümkün. Bunun da sebebi kalbimizin iş yükü artıyor, kan damarlarımız genişliyor. Vücut kendi sıcaklık dengesini koruyabilmek için daha fazla kan pompalamaya ihtiyaç duyuyor. Bu da kalbimizi yoruyor.'</p><p>- Beslenme ve sıvı kaybına dikkat</p><p>Ballı, kalp ve damar hastalarının yaz mevsiminde beslenme alışkanlıklarına daha çok dikkat edilmesi gerektiği belirtti.</p><p>Çok ağır bir beslenmenin kalbin iş yükünü daha da arttıracağı, bunun da birtakım olumsuz senaryolara yol açabileceğini vurgulayan Ballı, 'Hastaların mutlaka sıvı alımlarına dikkat etmelerini istiyoruz. Özel bir kısıtlayıcı durumu yoksa en az 2,5 litre sıvı alımını öneriyoruz. Ayran, soda gibi biraz daha elektrolit dengesini de takviye edebileceğimiz sıvı gıdalar tüketmek önemli. Şekerli gıdalar, gazlı içecekler, kahve ve çayla sıvı alımını dengelemek çok doğru değil. Su, temel olarak içeceğimiz olmalı.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade eden Ballı, aşırı sıcaklarda zorlayıcı egzersizlerden de kaçınılmasının önemli olduğunu belirtti.</p><p>- 'Terliyken soğuk ortama girmek kalpte ritim bozukluklarını tetikleyebilir'</p><p>Ballı, yaz aylarında sıcak ve soğuk ortamlara geçişlerde de vücudun alıştırılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Çok terliyken birdenbire çok soğuk bir ortama girmek kalpte birtakım ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Çok sıcak bir havada birdenbire soğuk bir suya dalmak da benzer etkilere neden olabilir. Dolayısıyla ortamlarımızı değiştirirken göreceli olarak aşamalı bir sıcaklık geçişine müsaade etmemiz lazım. Klimayı insan vücudunun adapte olabileceği ya da en konforlu sıcaklıklara getirmek lazım. Örneğin klimanızın derecesi 17'yse sabaha kadar klimayı açık tutup karşısında uyumak gibi değil, insan vücudunun optimal oda sıcaklığı neyse bunu ayarlayıp bununla devam etmek daha mantıklı olur.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="68912"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanseri 3 kez yendi, şimdi hastalara umut olmak için mücadele ediyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/kanseri-3-kez-yendi-simdi-hastalara-umut-olmak-icin-mucadele-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/kanseri-3-kez-yendi-simdi-hastalara-umut-olmak-icin-mucadele-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Adana'da lenf kanserini üç kez yendikten sonra LÖSEV'de göreve başlayan Muhammed Abdullah Özeren, hastaları ve ailelerine bilgilendirme yapıyor, kendisiyle aynı kaderi yaşayanlara tecrübelerini aktararak moral veriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - YAKUP SAĞLAM - Adana'da yakalandığı lenf kanserini 3 kez yenmeyi başaran 26 yaşındaki Muhammed Abdullah Özeren, zorlu tedavi sürecinin ardından aynı hastalıkla mücadele edenlere ve ailelerine destek oluyor.</p><p>Merkez Çukurova ilçesinde yaşayan Özeren, 4 yıl önce lenf kanserine (lenfoma) yakalandı.</p><p>Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi ile Adana Şehir, Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 6 ay tedavi gören Özeren, hastalığı yenmeyi başardı.</p><p>Bir süre sonra hastalığı nükseden Özeren, 2023'te doktorlarının önerisiyle otolog kök hücre nakli (kendinden kök hücre nakli) oldu.</p><p>Nakil sonrası da hastalığı üçüncü kez tekrarlayan Özeren, yaklaşık bir yıl süren mücadelenin ardından onu da yenmeyi başardı.</p><p>Yaklaşık 4 yıllık kanser sürecinde her zaman kendisine destek sunan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfının (LÖSEV) gönüllüsü olan Özeren, bir yıl önce de LÖSEV'de halkla ilişkiler personeli olarak işe başladı.</p><p>Özeren, vakfa başvuran hasta ve aileleriyle yakından ilgilenmesinin yanı sıra deneyimlerini paylaşarak moral ve motivasyon sağlamaya çalışıyor.</p><p>- 'İnsanlara moral olmaya çalışıyoruz'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Muhammed Abdullah Özeren, AA muhabirine, çok zorlu bir tedavi sürecinin ardından artık sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.</p><p>Kanserle savaşını üç kez kazandığını anlatan Özeren, '22 yaşında bir kişinin bu hastalığa yakalanması tabii ki zorlu bir süreç ama ben bu hastalığı atlatacağıma hep inanmıştım. Şu anda kontrollerime devam ediyorum ancak vücudumda herhangi bir hastalık yok.' dedi.</p><p>Özeren, bu zorlu mücadelesinin her anında LÖSEV'in kendisinin yanında olduğunu dile getirdi.</p><p>Bu durumdan etkilendiği için LÖSEV ailesinin bir parçası olmaya karar verdiğini ifade eden Özeren, şöyle konuştu:</p><p>'Bu hastalığı üç kere yendim şimdi de iyileşmekte olan gençlere ve çocuklara umut olmak için buradayım. Burada çalışınca mutlu oluyorum. Hastalık nüksettiğinde moralsiz gelenler oluyor, biz de aynı şekilde moralimizi ve motivasyonumuzu kaybediyorduk ancak bunun moralimizi bozacak bir durum olmadığını gördük. İnsanlara moral olmaya çalışıyoruz.'</p><p>LÖSEV İl Koordinatörü Betül Özgüven de Özeren'in mücadelesinin hastalara umut olduğunu belirterek, 'İyileşmiş gençlerimizin yanımızda olması ve bu manevi desteği sağlamaları çok kıymetli.' ifadelerini kullandı.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/kanseri-3-kez-yendi-simdi-hastalara-umut-olmak-icin-mucadele-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/kanseri-3-kez-yendi-simdi-hastalara-umut-olmak-icin-mucadele-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="84251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne karnında kalp hastalığı teşhis edilen Elif bebek uygulanan tedaviyle sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/anne-karninda-kalp-hastaligi-teshis-edilen-elif-bebek-uygulanan-tedaviyle-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/anne-karninda-kalp-hastaligi-teshis-edilen-elif-bebek-uygulanan-tedaviyle-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Şaşmazel: - 'Bu başarı, farklı branşların birlikte hareket ettiği ekip çalışmasının sonucudur']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Anne karnında doğumsal kalp hastalığı teşhis edilen Elif Elina bebek, doğumunun ardından Medipol Mega Üniversite Hastanesinde gerçekleştirilen dört ameliyat ve iki anjiyonun ardından sağlığına kavuştu.<br></p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, gebeliğin 4. ayında doğumsal kalp hastalığı teşhisi konulan Elif Elina bebek için doğumundan 5 gün sonra tedavi süreci başlatıldı.</p><p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Şaşmazel ve ekibinin gerçekleştirdiği 4 ameliyat ve 2 anjiyonun ardından bebeğin gelişimi normale döndü.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ahmet Şaşmazel, bebeğin kendilerine doğumdan yalnızca beş gün sonra ulaştığının bilgisini vererek, tedavi sürecinin zaman kaybetmeden başlatıldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bebeğin kalbinin sol tarafının yeterince gelişmemesi ve ana damardaki ciddi darlık nedeniyle aşamalı bir tedavi planı oluşturduklarını aktaran Şaşmazel, 'İlk olarak dolaşımın sağlıklı şekilde devam edebilmesi için girişimsel işlemler ve gerekli ilaç tedavilerini uyguladık. Ancak kalbin gelişimini yakından takip ederek süreç içerisinde yeni müdahaleler planlamak zorunda kaldık.' ifadelerini kullandı.</p><p>Tedavi sürecinde bebeğe 4 ameliyat ve 2 anjiyografik girişim uygulandığının bilgisini veren Şaşmazel, yapılan tüm müdahalelere rağmen kalbin sol tarafındaki kapak gelişiminin yeterli olmadığını görünce kalbindeki sağlıklı kapakla yerlerinin değiştirildiğini aktardı.</p><p>Şaşmazel, 'Çocuk kalp cerrahisinde bu tür başarılar ancak doğru zamanlama ve multidisipliner ekip çalışmasıyla mümkün olabiliyor. Bu başarı, farklı branşların birlikte hareket ettiği ekip çalışmasının sonucudur.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Bebeğin sağlık durumunun yüz güldürücü olduğunu vurgulayan Şaşmazel, şunları kaydetti:</p><p>'Ameliyatların ardından kalp yetersizliği tablosu tamamen geriledi. Hastamız artık rahat beslenebiliyor, gelişimi yaşına uygun şekilde devam ediyor ve sol kalp fonksiyonları normal seviyede çalışıyor. Bebeğimizin kalp fonksiyonları normale döndü ve gelişimi sağlıklı şekilde devam ediyor. Uzun dönem takiplerinde de kullandığımız yöntemin oldukça başarılı sonuçlar verdiğini biliyoruz. Bu nedenle bebeğimizin geleceği açısından umut verici bir tabloyla karşı karşıyayız.'</p><p>- 'Doğumdan sonra farklı hastanelerde çözüm aradık'</p><p>Elif Elina bebeğin babası Şahin Arıtay da sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede Elina'nın henüz anne karnındayken yapılan kontrollerde kalbinin sol tarafının yeterince gelişmediğinin ve ana damarında ciddi darlık bulunduğunun tespit edildiğini anlattı.</p><p>Arıtay, doğumdan itibaren zorlu bir tedavi sürecine girdiklerini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Birçok merkeze başvurduk. Doğumdan sonra farklı hastanelerde çözüm aradık. Görüştüğümüz hekimler bizi Prof. Dr. Ahmet Şaşmazel'e yönlendirdi. Medipol'e geldikten sonra hem hocamızın hem de ekibinin bize verdiği güven en büyük dayanağımız oldu. Kızımızın sağlığı için doğru yerde olduğumuzu hissettik.'</p><p>Tedavi sürecinde hem kendileri hem de bebeklerinin büyük bir mücadele verdiklerini belirten Arıtay, aylar süren operasyon ve tedaviler boyunca umutlarını hiç kaybetmediklerini aktardı.</p><p>Arıtay, doktorların ilgisi ve başarılı tedavisi sayesinde bugün kızlarının sağlık durumu çok iyi olduğunu ifade ederek, 'Herhangi bir sorunu görünmüyor ve gelişimini sağlıklı şekilde sürdürüyor. Bu süreçte emeği geçen tüm sağlık ekibine minnettarız. Şimdi en büyük mutluluğumuz kızımızın sağlıklı bir şekilde büyüdüğünü görmek. Kızımız için umut ararken Ahmet Hocamızla tanıştık. Bugün onu sağlıklı görmek tarifsiz bir mutluluk.' değerlendirmelerinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/anne-karninda-kalp-hastaligi-teshis-edilen-elif-bebek-uygulanan-tedaviyle-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/anne-karninda-kalp-hastaligi-teshis-edilen-elif-bebek-uygulanan-tedaviyle-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="13643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klimanın yanlış kullanımı solunum yollarını zayıflatabiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Tibel Tuna: - 'Çok düşük sıcaklıklara maruz kalmak boğaz kuruluğu, öksürük, ses kısıklığı ve hava yollarında hassasiyete neden olabilir. Ani sıcaklık değişimleri ise bazı kişilerde solunum yolu yakınmalarını artırırken kas spazmları ve tutulmaları da tetikleyebilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Tibel Tuna, klimanın yanlış kullanımının, solunum yollarının doğal savunma mekanizmasını zayıflatabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsiminde bunaltıcı sıcaklardan korunmak için en sık tercih edilen yöntemlerden biri klima kullanımı oluyor.</p><p>Ancak klimanın çok düşük sıcaklıklarda uzun süre çalıştırılması, filtre bakımının ihmal edilmesi ve soğuk havaya doğrudan maruz kalınması solunum sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Tibel Tuna, klimanın tek başına enfeksiyona neden olmadığını ancak yanlış kullanımın solunum yollarının doğal savunma mekanizmasını zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini aktardı.</p><p>Soğuk ve kuru havanın solunum yollarındaki koruyucu mukozayı olumsuz etkileyebildiğini anlatan Tuna, 'Çok düşük sıcaklıklara maruz kalmak boğaz kuruluğu, öksürük, ses kısıklığı ve hava yollarında hassasiyete neden olabilir. Ani sıcaklık değişimleri ise bazı kişilerde solunum yolu yakınmalarını artırırken kas spazmları ve tutulmaları da tetikleyebilir.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tuna, düzenli bakımı yapılmayan klima filtrelerinde zamanla bakteri, küf ve mantar sporlarının birikebildiğine dikkati çekti.</p><p>Söz konusu mikroorganizmaların havaya yayılarak özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ve kronik akciğer hastalarında yakınmaların artmasına neden olabileceğini kaydeden Tuna, klima filtrelerinin uygun aralıklarla temizlenmesi ve periyodik bakımlarının aksatılmaması gerektiğini vurguladı.</p><p>- 'Doğru sıcaklık ayarı, en az düzenli bakım kadar önemli'</p><p>Tuna, astım, KOAH, bronşektazi, alerjik rinit ve diğer kronik akciğer hastalıkları bulunan bireylerin klima kullanımından daha fazla etkilenebileceğini belirterek, ileri yaş grubundaki kişiler, çocuklar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin de risk grubunda bulunduğuna işaret etti.</p><p>Doğru sıcaklık ayarının da en az düzenli bakım kadar önemli olduğunu aktaran Tuna, klima ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkının 6 ila 8 dereceyi geçmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Tuna, dışarıda hava sıcaklığının 35 derece olduğu bir günde klimanın 18 dereceye ayarlanmasının doğru olmadığına dikkati çekerek, solunum sağlığı açısından 24-26 derece aralığının daha uygun olduğunu, soğuk hava akımının doğrudan yüze veya göğüs bölgesine gelmesinden de kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p><p>Gece klimayla uyumanın tek başına zararlı olmadığına işaret eden Tuna, cihazın uzun süre düşük sıcaklıkta çalıştırılmasının ve hava akımının doğrudan kişinin üzerine gelmesinin sabah boğaz ağrısı, öksürük ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlere yol açabileceğini aktardı.</p><p>Tuna, zamanlayıcı özelliğinin kullanılması, odanın aşırı kurumasının önlenmesi ve uygun sıcaklık ayarının tercih edilmesinin daha sağlıklı bir uyku ortamı sağlayacağını belirtti.</p><p>Yaz aylarında solunum sağlığını korumak için klima filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi, kapalı ortamların sık sık havalandırılması, yeterli sıvı tüketilmesi ve sigara dumanından uzak durulmasının önem taşıdığını vurgulayan Tuna, kronik akciğer hastalığı bulunan bireylerin tedavilerini aksatmaması gerektiğini kaydetti.</p><p>Tuna, nefes darlığı, öksürük veya balgam şikayetlerinde artış yaşanması halinde ise vakit kaybetmeden bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmasının önemine dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/klimanin-yanlis-kullanimi-solunum-yollarini-zayiflatabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="11871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mangal dumanına uzun süre maruz kalmak kronik solunum yolu hastalıklarını tetikleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/mangal-dumanina-uzun-sure-maruz-kalmak-kronik-solunum-yolu-hastaliklarini-tetikleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/mangal-dumanina-uzun-sure-maruz-kalmak-kronik-solunum-yolu-hastaliklarini-tetikleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Kunter: - 'Bir kez mangal yapmak elbette akciğer kanserine neden olmaz. Ancak bu toksik gazlara sık ve uzun süre maruz kalmak akciğer kanseri riskini artırabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Kunter, mangal dumanında bulunan renksiz ve kokusuz bazı toksik gazların uzun vadede akciğer sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kunter, aylarının öne çıkan etkinliklerinden mangalın beraberinde getirebildiği fark edilmeyen sağlık risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Kunter, mangal sırasında açığa çıkan bazı renksiz ve kokusuz toksik gazların uzun vadede akciğer sağlığını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.</p><p>Dumanın içerdiği bazı maddelerin solunum sistemi için risk oluşturabildiğini aktaran Kunter, özellikle fark edilmeyen toksik gazlara uzun süre maruz kalmanın astımı tetikleyebileceğini ve akciğer hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kunter, mangal sırasında kömür ve tutuşturucu malzemelerin yanmasıyla çeşitli toksik maddelerin açığa çıktığını vurgulayarak, 'Mangal dumanında bulunan polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi bazı maddeler renksizdir ve bazen rahatsız edici bir kokuya da sahip değildir. Bu nedenle fark edilmeden solunabilir. Görünmeyen bu gazlara mümkün olduğunca maruz kalmamak ve dumanı doğrudan solumamak büyük önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Özellikle sık mangal yapan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini aktaran Kunter, bu maddelerin astım hastalarında atakları tetikleyebildiğine dikkati çekti.</p><p>Kunter, mangal dumanına sürekli maruz kalan kişilerde uzun vadede KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarının gelişme riskinin artabildiğine vurgu yaparak 'Özellikle bunu meslek haline getiren veya çok sık yapan kişiler açısından risk daha yüksektir.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Mangal dumanındaki bazı kimyasalların uzun süreli maruziyet durumunda ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Kunter, şunları kaydetti:</p><p>'Bir kez mangal yapmak elbette akciğer kanserine neden olmaz. Ancak bu toksik gazlara sık ve uzun süre maruz kalmak akciğer kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle mangal yaparken iyi havalandırılan alanlar tercih edilmeli ve çıkan duman mümkün olduğunca solunmamalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/mangal-dumanina-uzun-sure-maruz-kalmak-kronik-solunum-yolu-hastaliklarini-tetikleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/mangal-dumanina-uzun-sure-maruz-kalmak-kronik-solunum-yolu-hastaliklarini-tetikleyebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="91529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Çocukların tekrarlayan davranışları her zaman inatçılık olmayabilir' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarin-tekrarlayan-davranislari-her-zaman-inatcilik-olmayabilir-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarin-tekrarlayan-davranislari-her-zaman-inatcilik-olmayabilir-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Tavil: - 'Çocukların davranışları çoğu zaman bize bir şey anlatır. Sürekli aynı şeyi yapmak istemesi de bazen 'İnat ediyorum' değil, 'Ne olacağını bilmek istiyorum' mesajı olabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Tavil, çocuklarda yaz tatilinde sürekli aynı oyunu oynama, aynı videoyu izleme ya da günlük planın değişmesine tepki gösterme gibi davranışların her zaman 'inatçılık' olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. <br></p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Tavil, özellikle bazı özel gereksinimli çocukların, değişen rutinlere uyum sağlamakta daha fazla zorlanabildiğini ifade ederek, çocuğun davranışını yalnızca inat olarak görmek yerine, bu davranışın altında yatan ihtiyacı anlamaya çalışmak gerektiğini aktardı. <br></p><p>Tavil, tatil döneminde ailelerin çocuklarının tekrarlayan davranışlarını ve değişime karşı gösterdiği tepkileri dikkatle gözlemlemesi gerektiğini vurgulayarak, çocuğu zorlamak yerine değişime kademeli olarak hazırlamanın önemine dikkat çekti.<br></p><p>Bazı çocukların kendilerini güvende hissettikleri etkinlikleri tekrar tekrar yapmak isteyebildiğini belirten Tavil, 'Çocuk sürekli aynı oyuncağı seçiyor, aynı çizgi filmi izlemek istiyor ya da her gün aynı saatte aynı etkinliği yapmakta ısrar ediyorsa aileler bunu doğrudan inatlaşma olarak yorumlayabiliyor. Oysa çocuk için tekrar, öngörülebilirlik ve güven anlamına gelebilir. Bildiği bir etkinliği sürdürmek, değişen tatil düzeni içerisinde kendisini daha rahat hissetmesini sağlayabilir.' ifadelerini kullandı. <br></p><p>- 'Yeni deneyimler mevcut rutine kademeli olarak eklenmeli'<br></p><p>Prof. Dr. Tavil, çocuğun alıştığı bir etkinliğin aniden sonlandırılması veya günlük düzenin hiçbir hazırlık yapılmadan değiştirilmesinin çeşitli tepkilere yol açabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:<br></p><p>'Bugün evde olan bir çocuk ertesi gün bir anda kalabalık bir tatil ortamına götürülebiliyor. Uyku saati değişiyor, yemek düzeni değişiyor, çevresindeki insanlar değişiyor. Bazı çocuklar bu değişime kolay uyum sağlarken bazıları için süreç daha zor olabilir. Aileler mümkünse çocuğa nereye gidileceğini, orada ne yapılacağını ve günlük planda hangi değişikliklerin olacağını önceden anlatmalıdır.'<br></p><p>Ailelerin çocuğun her tekrarlayan davranışını ortadan kaldırmaya çalışmasının doğru olmadığını aktaran Tavil, davranışın çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. <br></p><p>Çocuğu alıştığı etkinlikten tamamen uzaklaştırmak yerine yeni deneyimlerin mevcut rutine kademeli olarak eklenmesini öneren Tavil, şu tavsiyelerde bulundu:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Çocuk her gün aynı oyunu oynuyorsa 'Artık bunu oynamayacaksın' demek yerine sevdiği oyunun ardından kısa bir yeni etkinlik eklenebilir. Önce birkaç dakika süren bu etkinlikler zamanla artırılabilir. Çocuğu değişime zorlamak yerine değişimi yönetmeyi öğretmek daha işlevsel bir yaklaşımdır. Çocukların davranışları çoğu zaman bize bir şey anlatır. Sürekli aynı şeyi yapmak istemesi de bazen 'İnat ediyorum' değil, 'Ne olacağını bilmek istiyorum' mesajı olabilir. Çocuğun davranışının nedenini doğru anlamak, hem aile içindeki çatışmaları azaltabilir hem de çocuğun yeni durumlara uyum becerisini destekleyebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarin-tekrarlayan-davranislari-her-zaman-inatcilik-olmayabilir-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/cocuklarin-tekrarlayan-davranislari-her-zaman-inatcilik-olmayabilir-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="64896"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Allianz Türkiye Mobil Laboratuvar hizmetini kullanıma sundu]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/allianz-turkiye-mobil-laboratuvar-hizmetini-kullanima-sundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/allianz-turkiye-mobil-laboratuvar-hizmetini-kullanima-sundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen: - 'Mobil Laboratuvar hizmetimiz ile müşterilerimizin çevrim içi muayene ile başlayan dijital sağlık yolculuklarını, tahlil aşamasında da fiziksel bir arayışa girmek zorunda kalmadan tamamlamalarını hedefledik']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Allianz Türkiye, Synevo işbirliğiyle sigortalıların çevrim içi doktor muayenesi sırasında gerekli görülen tahlilleri bulundukları yerde yaptırabilmelerine olanak sağlayan Mobil Laboratuvar hizmetini hayata geçirdi.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Allianz Türkiye, dijital sağlık ve sağlık destek hizmetlerini genişletmeye devam ediyor.</p><p>Allianz'ım mobil uygulaması üzerinden sunulan hizmet, çevrim içi doktor muayenesi sırasında gerekli görülen tahlillerin, fiziksel bir sağlık merkezine gitmeye gerek kalmadan sigortalıların bulundukları yerde yaptırılmasına ve sürecin tamamlanmasına olanak sağlıyor.</p><p>Poliçe kapsamı ve limitleri doğrultusunda laboratuvar tetkikleri ve uzaktan sağlık muayenesi hakkı bulunan Allianz sağlık sigortası sahipleri, Mobil Laboratuvar hizmetiyle çevrimiçi doktor muayenesinin ardından istenen tahliller için hızlıca provizyon alabiliyor.</p><p>Ek belge, telefon trafiği veya farklı kanalların kullanılmasına gerek kalmadan, sigorta poliçesi kapsamındaki testler ile varsa ödenecek ek tutarlar randevu öncesinde görüntülenebiliyor. </p><p>Synevo'nun mobil hizmet altyapısıyla, kan ve idrar dahil laboratuvar ortamında gerçekleştirilen birçok tahlil için örnekler sigortalının bulunduğu yerde alınabiliyor. </p><p>Tahlil sonuçları Allianz'ım mobil uygulamasındaki Dijital Sağlık alanından takip edilebilirken, süreç sonunda sigortalılara sonuçlarını çevrim içi görüştükleri uzman doktorla değerlendirebilecekleri çevrim içi kontrol muayenesi hakkı da sunuluyor.</p><p>- İlk etapta 7 ilde erişime açıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mobil Laboratuvar hizmeti, dijital sağlık alanında muayenenin yanı sıra tahlil ve sürecin takibini de kapsayacak şekilde ilk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Adana ve Muğla'daki belirli ilçelerde kullanıma sunuldu.</p><p>Poliçesinde Mobil Laboratuvar teminatı bulunan, 10 yaş üzerindeki ve Synevo'nun hizmet verdiği lokasyonlarda bulunan Allianz müşterileri hizmetten yararlanabiliyor.</p><p>Hizmet, özellikle büyük şehirlerdeki yoğun yaşam temposunda sağlık hizmetlerine erişimi hızlı ve kolay hale getirmeyi amaçlıyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen, yalnızca sağlık harcamalarını karşılayan bir kurum olmanın ötesine geçerek, müşterilerinin yaşam boyu dijital sağlık koçu olma hedefi doğrultusunda yenilikçi çözümler geliştirdiklerini belirtti.</p><p>Gökmen, Mobil Laboratuvar hizmetiyle sağlık hizmetini parça parça değil, uçtan uca entegre bir dijital deneyim olarak sunduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Sağlık sigortacılığında standartların ötesine geçerek dijital sağlık hizmetlerine yeni bir boyut katan Mobil Laboratuvar hizmetimiz ile müşterilerimizin çevrim içi muayene ile başlayan dijital sağlık yolculuklarını, tahlil aşamasında da fiziksel bir arayışa girmek zorunda kalmadan tamamlamalarını hedefledik. Amacımız süreçleri daha kolay, hızlı, şeffaf ve öngörülebilir hale getirerek müşterilerimize uçtan uca, benzersiz bir sağlık yolculuğu sunmak.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/allianz-turkiye-mobil-laboratuvar-hizmetini-kullanima-sundu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/allianz-turkiye-mobil-laboratuvar-hizmetini-kullanima-sundu.jpg" type="image/jpeg" length="89001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Daviva Sağlık Grubu, ilk özel hastanesini 1 milyar liralık yatırımla Avcılar'da açtı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/daviva-saglik-grubu-ilk-ozel-hastanesini-1-milyar-liralik-yatirimla-avcilarda-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/daviva-saglik-grubu-ilk-ozel-hastanesini-1-milyar-liralik-yatirimla-avcilarda-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Daviva Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yavuz: - 'İstanbul ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere sağlık alanında yatırımlarımızı sürdürmek istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki yıllarda fırsatlar doğduğu noktada büyümeye ve gelişmeye devam etme hedefimiz var' - Daviva Sağlık Grubu Genel Müdürü Tarkan Dizdar: - 'Bu yatırımların içerisine cerrahi robotik teknolojiler ve hibrit ameliyathane gibi imkanları entegre ettik. Cihaz ve bina altyapımızı tamamen yeniledik. Hastanemiz artık hazır, yakın bir zamanda denetimleri tamamlayarak halkımızın hizmetine sunacağız']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Diyaliz ve ilaç alanındaki yatırımlarıyla sağlık sektöründe faaliyet gösteren Daviva Şirketler Topluluğu, özel hastanecilik alanındaki ilk yatırımı olan Daviva Avcılar Hastanesi'ni açtı.</p><p>Hastane yatırımına ilişkin detaylar, Daviva Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yavuz'un ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı.</p><p>Buna göre, Daviva Sağlık Grubu bünyesinde yaklaşık 1 milyar lira yatırımla kurulan hastane, sağlık altyapısı, yüksek hizmet kapasitesi ve ileri teknoloji donanımıyla hizmet sunacak.</p><p>Yaklaşık 12 bin 500 metrekare kapalı alanda, 203 yatak kapasitesiyle hizmet verecek hastane, uzman kadrosuyla hasta kabulüne başlamaya hazırlanıyor.</p><p>Toplam 11 ameliyathane ve cerrahi müdahale odasıyla hastanede, 27 erişkin, 22 yenidoğan, 7 koroner ve 5 kalp-damar cerrahisi olmak üzere toplam 61 yoğun bakım yatak kapasitesi olacak.</p><p>Gelişmiş teknolojik altyapısıyla öne çıkan hastanede, genel cerrahi, üroloji ve kadın sağlığı operasyonlarında önemli konfor sunan robotik cerrahi sistemleri, robotik ortopedi cerrahisi, hibrit ameliyathane ve ileri görüntüleme teknolojileri yer alıyor.</p><p>Ayrıca sağlık teknolojilerinin geleceğinde önemli bir yere sahip olan yapay zeka destekli uygulamalarla ilgili altyapı çalışmaları sayesinde tanı ve tedavi süreçlerinde daha hızlı, doğru ve güvenilir çözümler sunulması hedefleniyor.</p><p>Yaklaşık 550 kişilik sağlık profesyonelinden oluşan kadrosuyla faaliyet gösterecek hastane, sağlık sektöründe önemli bir istihdam alanı da oluşturacak.</p><p>- Dört ana ayaktan oluşan bir 'Daviva Sağlık Ekosistemi' kurma hedefi</p><p>Daviva Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yavuz, basın toplantısının ardından AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p>İstanbul ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere sağlık alanında yatırımlara devam edeceklerini belirten Yavuz, diyaliz alanındaki bilgi birikimlerini, ilaç, genel hastanecilik ve tıbbi cihaz üretimi yatırımlarıyla pekiştirerek entegre bir 'Daviva Sağlık Ekosistemi' oluşturmak istediklerini söyledi.</p><p>Yavuz, uzun zamandır emek sarf ettikleri projeyi vatandaşlarla buluşturmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, 'İstanbul ve Marmara ağırlıklı olmak üzere sağlık alanında yatırımlarımızı sürdürmek istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki yıllarda fırsatlar doğduğu noktada büyümeye ve gelişmeye devam etme hedefimiz var.' dedi.</p><p>Yavuz, bölgedeki ihtiyacı görmeleri ve ilk yatırım lokasyonu olarak Avcılar'ı seçmelerinin nedenini, 'İstanbul'a 20 yıl önce ilk geldiğimde hekim olarak bu bölgede çalışma fırsatım oldu. O yüzden bölgenin dinamiklerini, hastaları, insanlarımızın ihtiyaçlarını ve neler talep edebileceklerini çok iyi biliyordum. Bildiğim bir bölge olduğu için de ilk tercihimiz burası oldu.' ifadeleriyle anlattı.</p><p>Büyüme stratejileri doğrultusunda Çorlu'da da bir yatırım fırsatını değerlendirdiklerini belirten Yavuz, sonbahar aylarında buradaki hastaneyi de hizmete açmayı planladıklarını söyledi.</p><p>Yavuz, Daviva'nın uzun vadeli hedeflerinin merkezinde 'ülkeye hizmet etmek' vizyonunun yer aldığını vurgulayarak, bu doğrultuda dört ana ayaktan oluşan bir 'Daviva Sağlık Ekosistemi' kurmayı planladıklarını dile getirdi.</p><p>Grubun ana uzmanlık alanı olan diyalizdeki güçlü altyapıya işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Türkiye'nin 19 ilinde, 53 noktada, 10 bine yakın hastaya diyaliz hizmeti sunuyoruz. Bu hastalarımızın 1000'i evde diyaliz hizmeti alıyor. Sunduğumuz bu kapasiteyle Avrupa'da 5'inci, dünyada ise ilk 10 diyaliz zinciri içerisindeyiz. Özellikle ev diyalizi hizmetinde dünyada ilk 3'te yer alıyoruz. Buradaki bilgi birikimimizi, ilaç sektöründe, genel hastanecilik tarafında ve tıbbi cihaz ile malzeme üretimi çerçevesindeki yatırımlarımızla pekiştirerek kapsamlı bir ekosistem yaratmak istiyoruz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- Tüm temel branşlarda hizmet verilecek</p><p>Daviva Sağlık Grubu Genel Müdürü Dizdar da yeni hastanenin 203 yataklı olduğunu, bunun 61'inin yoğun bakım ünitelerinde hizmet vereceğini belirtti.</p><p>Dizdar, 11 ameliyathane ve cerrahi müdahale odası bulunan hastanenin toplam kapalı alanının ise 12 bin 500 metrekare olduğunu anlattı.</p><p>Yatırım bütçesinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ihale bedeli ile binanın teknolojik altyapı maliyetlerinden oluştuğunu aktaran Dizdar, yaklaşık 8 aydır kapsamlı bir dönüşüm süreci yürüttüklerini vurguladı.</p><p>Dizdar, grubun ilk hastanesi olması dolayısıyla teknolojik anlamda ciddi yatırımlar yaptıklarını belirterek, 'Bu yatırımların içerisine cerrahi robotik teknolojiler ve hibrit ameliyathane gibi imkanları entegre ettik. Cihaz ve bina altyapımızı tamamen yeniledik. Hastanemiz artık hazır, yakın bir zamanda denetimleri tamamlayarak halkımızın hizmetine sunacağız.' diye konuştu.</p><p>Dizdar, hastanenin genel hastanecilik adına tüm temel branşlarda hizmet vereceğine dikkati çekerek, kontrollü büyüme stratejisiyle Türkiye'nin farklı bölgelerinde de ihtiyaçlara yönelik yatırımlar yapabileceklerini kaydetti.</p><p>Koruyucu hekimliğin insanların gündemine yeni yeni girdiğini ancak sağlık profesyonellerinin bu kavramı mesleğe ilk giriş esnasında öğrendiğini dile getiren Dizdar, 'Check-up, erken tanı açısından çok önemli bir kavram. Toplumumuzda sağlıklı yaşam bilinci giderek yaygınlaşıyor. Artık hastalanmadan önce bazı şeylerin önüne geçebilmek en önemli unsur haline geldi. Bizim yapımızda da bu vizyon tüm unsurlarıyla hayata geçirilecek.' ifadelerini kullandı.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/daviva-saglik-grubu-ilk-ozel-hastanesini-1-milyar-liralik-yatirimla-avcilarda-acti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/daviva-saglik-grubu-ilk-ozel-hastanesini-1-milyar-liralik-yatirimla-avcilarda-acti.jpg" type="image/jpeg" length="85227"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kozan'da 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyasında yaklaşık 1000 kişiye ulaşıldı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/kozanda-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-yaklasik-1000-kisiye-ulasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/kozanda-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-yaklasik-1000-kisiye-ulasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - Adana'nın Kozan ilçesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda fiziksel aktivite farkındalığını artırmak amacıyla hayata geçirilen 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında düzenlenen testlere yaklaşık 1000 kişi katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kozan Devlet Hastanesi'nde kurulan stantta vatandaşlara, görevli fizyoterapistler tarafından denge ölçümü, el dinamometresi ile kavrama ve otur-kalk testleri uygulandı.</p><p>Testlerin ardından sağlık personeli tarafından değerlendirmeleri yapılan vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezleri'nde sunulan hizmetler hakkında da bilgilendirildi.</p><p>İlçe Sağlık Müdürü Yusuf Poyraz, açıklamasında, Sağlıklı Hayat Merkezi'nde fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve çocuk gelişim alanlarında hizmetlerinin ücretsiz verildiğini belirterek, vatandaşlara hareketli yaşam çağrısında bulundu.</p><p>Stantta görevli fizyoterapist Erdem Söğüt de 10 Haziran'dan bu yana yaklaşık 1000 vatandaşın testlere katıldığını kaydetti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/kozanda-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-yaklasik-1000-kisiye-ulasildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/kozanda-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyasinda-yaklasik-1000-kisiye-ulasildi.jpg" type="image/jpeg" length="25466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatil yolculuklarında hareketsizlik gizli pıhtı riskini artırabiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/tatil-yolculuklarinda-hareketsizlik-gizli-pihti-riskini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/tatil-yolculuklarinda-hareketsizlik-gizli-pihti-riskini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kadıköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Erol Kurç: - 'Uzun süre aynı pozisyonda oturmak, bacak kaslarının yeterince çalışmamasına bağlı olarak toplardamarlardaki kan akışını yavaşlatabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kadıköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Erol Kurç, tatil yolculuklarında hareketsiz kalmanın, gizli pıhtı riskini çoğaltabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kurç, özellikle yaz tatili döneminde uzun süre hareketsiz kalınan yolculuklarda toplardamar sağlığının korunmasının büyük önem taşıdığını aktardı. <br></p><p>Kurç, uzun süre aynı pozisyonda oturmanın, bacak kaslarının yeterince çalışmamasına bağlı olarak toplardamarlardaki kan akışını yavaşlatabildiğini, kan dolaşımındaki yavaşlamanın da özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabileceğini kaydetti.<br></p><p>Kurç, ileri yaş, obezite, sigara kullanımı, gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, yakın zamanda geçirilen ameliyatlar, kanser tedavisi, hareketsiz yaşam tarzı ve daha önce derin ven trombozu öyküsü bulunmasının riski artıran önemli faktörler arasında yer aldığına dikkati çekti.</p><p>Risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip kişilerin uzun süre hareketsiz kalmasının, pıhtı gelişme ihtimalini artırabileceğini anlatan Kurç, 'Bununla birlikte herhangi bir risk faktörü bulunmayan kişilerde de uzun yolculuklar sonrasında pıhtı gelişmesi tamamen göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle herkesin uzun yolculuklarda dolaşımını destekleyecek önlemler alması önem taşır.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>- 'Tek bacakta şişlik, ağrı, gerginlik hissi, ciltte kızarıklık ve ısı artışına dikkat'</p><p>Prof. Dr. Kurç, derin ven trombozunun her zaman belirti vermeyebildiğini, en sık görülen bulguların ise tek bacakta şişlik, ağrı, gerginlik hissi, ciltte kızarıklık ve ısı artışı olduğunu ifade etti.</p><p>Bazı hastalarda hiçbir belirti ortaya çıkmadan da pıhtı gelişebileceğine işaret eden Kurç, 'En büyük risk ise pıhtının bulunduğu yerden koparak akciğere ulaşmasıdır. Böyle bir durumda ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, öksürük ya da bayılma görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.' ifadelerini kullandı. <br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yeterli sıvı tüketiminin de dolaşım açısından önemli olduğunu kaydeden Kurç, yolculuk boyunca vücudun susuz kalmamasına özen gösterilmesi gerektiğini anlattı.</p><p>Kurç, bel ve bacak bölgesini sıkan dar kıyafetler yerine daha rahat giysilerin tercih edilmesinin de dolaşımı olumlu yönde destekleyebileceğine işaret etti.</p><p>Risk grubunda bulunan kişilerin uzun yolculuk öncesinde hekim değerlendirmesinden geçmesinin önem taşıdığını belirten Kurç, 'Daha önce pıhtı öyküsü bulunanlar, aktif kanser tedavisi görenler veya yakın zamanda ameliyat geçiren kişilerde yolculuk öncesinde bireysel risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Gerekli görülen durumlarda koruyucu tedavi seçenekleri mutlaka hekim önerisi doğrultusunda planlanmalıdır.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Kurç, derin ven trombozunda erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığına işaret ederek, tatil dönüşünde ortaya çıkan belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. </p><p>Yolculuk sonrasında gelişen tek taraflı bacak şişliği, ağrı, kızarıklık veya nefes darlığı gibi yakınmaların, basit kas ağrısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kurç, şunları kaydetti:</p><p>'Erken dönemde yapılan değerlendirme ve uygun tedavi hem pıhtının büyümesini hem de yaşamı tehdit eden pulmoner emboli gelişme riskini azaltabilir. Uzun yolculuklarda düzenli hareket etmek, yeterli sıvı tüketmek ve risk faktörlerinin farkında olmak ise alınabilecek en etkili koruyucu önlemler arasında yer alır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/tatil-yolculuklarinda-hareketsizlik-gizli-pihti-riskini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/tatil-yolculuklarinda-hareketsizlik-gizli-pihti-riskini-artirabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="67529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani kalp durmalarına karşı üretilen yerli cihaz Adana'da hizmete sunuldu]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-yerli-cihaz-adanada-hizmete-sunuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-yerli-cihaz-adanada-hizmete-sunuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - Adana'da insan yoğunluğunun bulunduğu 4 noktaya yerleştirilen yerli üretim Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı, ani kalp durmasında tıbbi personel vakaya müdahale edinceye kadar geçen sürede kullanılacak.</p><p>Sağlık Bakanlığı ile ASELSAN işbirliğinde Türk mühendisler tarafından yerli imkanlarla geliştirilen OED cihazları, İl Sağlık Müdürlüğünce Atatürk Parkı, İnönü Parkı, Turgut Özal Bulvarı ve Kurtuluş Caddesi'nde hizmete sunuldu.</p><p>Ani kalp durması vakalarında kritik öneme sahip ilk dakikalarda kullanılmak üzere tasarlanan cihazlar, vatandaşların sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar hızlı müdahalede bulunabilmesini amaçlıyor.</p><p>Hastanın kalp ritmini analiz ederek gerektiğinde elektroşok uygulanmasını sağlayan OED cihazları, kullanıcıyı sesli ve görsel komutlarla adım adım yönlendiriyor. Bu sayede ilk yardım eğitimi bulunmayan vatandaşlar da cihazın talimatlarını takip ederek güvenli şekilde ilk müdahaleyi gerçekleştirebiliyor.</p><p>İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, AA muhabirine, acil sağlık hizmetlerinde zamanın önemli olduğunu söyledi.</p><p>Cihazın kullanıcıyı sesli ve görsel komutlarla yönlendirdiğini belirten Nacar, 'Cihaz müdahale sırasında ciddi bir süre kazandırırken eş zamanlı olarak 112 ekibimiz de olay yerine ulaştığı için vatandaşın kalbinin durmasıyla sağlık ekiplerinin müdahalesi arasındaki süreyi en aza indiriyor. Temel ilk yardım bilinci olan her vatandaşımızın kullanabileceği bir cihaz.' dedi.</p><p>Nacar, cihazın kalp ritmini analiz ederek kullanıcıyı yönlendirdiğini, hastaya ve müdahale eden kişiye zarar vermeyecek şekilde tasarlandığını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cihazların ani kalp durmalarına bağlı can kayıplarının ve kalıcı hasarların azaltılmasına katkı sağlayacağını vurgulayan Nacar, 'Cihaz, özellikle ani kalp durmalarında hem yaşamın korunmasına hem de kalp durmasının oluşturduğu ileriye dönük, vücudun hayati organları, özellikle beyin hasarı ve diğer organ hasarlarının önüne geçmiş olacak.' diye konuştu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-yerli-cihaz-adanada-hizmete-sunuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/ani-kalp-durmalarina-karsi-uretilen-yerli-cihaz-adanada-hizmete-sunuldu.jpg" type="image/jpeg" length="87898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun çekmek üst solunum yolu enfeksiyonlarını tetikleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz: - 'Burun çekmeye bağlı olarak tekrarlayan öksürük, genizde yanma, sık boğaz enfeksiyonları ve kronik farenjit gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz, burun akıntısının içeriye doğru çekilmesiyle bakteri ve virüslerin geniz bölgesine taşındığını ve bu durumun tekrarlayan enfeksiyonlara neden olabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, gün içinde sıkça yapılan burun çekme hareketi, basit bir alışkanlık gibi görünse de uzun vadede hem boğaz hem de kulak sağlığını etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz, burun çekmeyle akıntının içinde bulunan bakteri ve virüslerin boğaz bölgesine taşındığını anlattı. <br></p><p>Topuz, buna bağlı olarak tekrarlayan öksürük, genizde yanma, sık boğaz enfeksiyonları ve kronik farenjit gibi sorunların ortaya çıkabildiğini kaydetti. </p><p>Burun çekmenin kulak sağlığını da etkileyebileceğini vurgulayan Topuz, 'Kulak ile geniz arasında östaki borusu dediğimiz bir kanal bulunur. Bu kanal orta kulağın havalanmasını sağlar. Basınç dengesi bozulduğunda özellikle çocuklarda tekrarlayan kulak enfeksiyonları, orta kulakta sıvı birikimi ve işitme kaybı görülebilir.' değerlendirmesini yaptı.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Topuz, burun çekmenin en sık nedeninin burun tıkanıklığı ve akıntı olduğunu belirterek 'Alerjik rinit, sinüzit, burun eti ve geniz eti gibi durumlar bu şikayete yol açabilir. Öncelikle altta yatan nedenin tedavi edilmesi gerekir. Gerekli durumlarda medikal tedavi ya da cerrahi müdahale planlanabilir.' ifadelerini kullandı. </p><p>Burun temizliğinin doğru şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Topuz, serum fizyolojik ya da deniz suyu gibi solüsyonlarla burun içinin temizlenmesini önerdi. <br></p><p>Topuz, burun çekme alışkanlığının basit bir refleks gibi görünse de uzun vadede hem sağlık sorunlarına hem de sosyal rahatsızlıklara yol açabileceğini aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/burun-cekmek-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-tetikleyebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="67438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda skolyoz hastalığı ağrı vermeden ilerleyebilir]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Okan Özkunt: - 'Çocukların ve gençlerin uzun saatler boyunca telefon, tablet ve bilgisayar kullanması hareket miktarını azaltır bu da omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Okan Özkunt, çocukluk ve ergenlik döneminde sık görülen skolyozun çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerleyebildiğini ve ailelerin çocuklarının duruşundaki küçük değişiklikleri gözlemlemesinin erken tanı açısından önem taşıdığını belirtti.</p><p>Medicana Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, çocukluk ve ergenlik döneminde en sık görülen omurga rahatsızlıklarından biri olan skolyoz, çoğu zaman belirgin bir ağrıya neden olmadan ilerleyebiliyor.</p><p>Uzmanlar, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda erken fark edilmediğinde eğriliğin ilerleyebileceğine dikkati çekerek, aileleri düzenli gözlem konusunda uyarıyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Okan Özkunt, skolyozun erken tanınmasının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti.<br></p><p>Özkunt, 'Skolyoz çoğu zaman ağrı oluşturmadan ilerleyebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarının duruşundaki küçük değişiklikleri fark etmesi büyük önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Skolyozun, omurganın önden veya arkadan bakıldığında düz olması gerekirken yana doğru eğilmesi olduğunu vurgulayan Özkunt, 'Skolyozda omurlar aynı zamanda kendi ekseni etrafında da döner. Bu nedenle omuzlarda, kürek kemiklerinde, bel kıvrımlarında ve gövdede çeşitli asimetriler ortaya çıkabilir. Skolyoz, ilerleyici bir hastalıktır. En sık büyüme çağındaki çocuklarda görülmekle birlikte her yaşta ortaya çıkabilir. Genellikle 10-16 yaş arasında başlayan skolyoz, hızlı büyümenin yaşandığı 11-14 yaş dönemi hastalığın ilerlemesi açısından kritiktir. Özellikle kız çocuklarında ilk adet döneminin başladığı yıllarda omurga eğriliğinin yakından takip edilmesi gerekir.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>- 'Uzun süre aynı pozisyonda kalmak omurgayı zorluyor'</p><p>Skolyozun doğrudan 'yanlış oturmak'tan kaynaklanmadığını belirten Özkunt, 'Uzun süre aynı pozisyonda kalmak ve ergonomik olmayan oturma alışkanlıkları omurga üzerinde ciddi yük oluşturur. Yanlış pozisyonda uzun süre oturmak sırt ve bel ağrılarına neden olabilir. Ayrıca mevcut bir omurga eğriliğinin ilerlemesini kolaylaştırabilir ve duruş bozukluklarını belirgin hale getirebilir. Çocukların ve gençlerin uzun saatler boyunca telefon, tablet ve bilgisayar kullanması hareket miktarını azaltır bu da omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.' bilgisini paylaştı.</p><p>Özkunt, duruş bozukluğunun tek başına skolyoza neden olmadığını ancak omurgaya yanlış yük binmesinin mevcut eğriliği ilerletebileceğinin altını çizdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Skolyozun erken dönemde bazı fiziksel bulgularla fark edilebildiğini belirten Prof. Dr. Özkunt, ailelerin çocukların duruşundaki değişiklikleri dikkatle gözlemlemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Özkunt, bir omzun diğerinden daha yüksek görünmesi, kürek kemiklerinde belirgin asimetri, bel kıvrımlarının eşit olmaması ve gövdenin bir yana doğru kaymasının skolyoz açısından uyarıcı belirtiler arasında yer aldığını bildirdi.</p><p>Kıyafetlerin vücuda simetrik oturmamasının da dikkate alınması gerektiğini aktaran Özkunt, çocuğun öne eğilmesi sırasında sırtın bir tarafında belirgin çıkıntı oluşmasının omurga eğriliğine işaret edebileceğini belirtti.</p><p>Skolyoz tedavisinin hastanın yaşı, büyüme potansiyeli ve omurgadaki eğriliğin derecesine göre planlandığını belirten Özkunt, şunları kaydetti:</p><p>'Her skolyoz hastası cerrahi tedaviye ihtiyaç duymayabilir. Eğrilik 40 derecenin üzerine çıkmışsa, hızlı ilerleme gösteriyorsa veya korse tedavisine rağmen artmaya devam ediyorsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Ancak erken tanı sayesinde birçok hastada cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Omurga sağlığını koruyan mucizevi bir ilaç ya da takviye bulunmamaktadır. Düzenli fiziksel aktivitenin en etkili koruyucu yöntemdir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak ve omurgayı gereksiz yüklenmelerden korumak büyük önem taşır. Erken tanı sayesinde tedaviye zamanında başlanabilir ve daha ileri tedavilere ihtiyaç duyulmasının önüne geçilebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="66070"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında bacak şişliği toplardamar hastalığının habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/yaz-aylarinda-bacak-sisligi-toplardamar-hastaliginin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/yaz-aylarinda-bacak-sisligi-toplardamar-hastaliginin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özer Selimoğlu: - 'Yaz aylarında ortaya çıkan her bacak şişliği önemli bir hastalık anlamına gelmeyebilir ancak sürekli hale gelen şikayetler mutlaka değerlendirilmelidir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özer Selimoğlu, görünür damarlarla bacaklarda ağırlık hissi, yanma, gece krampları, kaşıntı ve gün sonunda artan şişlik gibi şikayetler bulunuyorsa toplardamar yetmezliği açısından değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti. </p><p>Sağlık Grubundan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Özer Selimoğlu, yüksek sıcaklıkların damarların genişlemesine neden olarak toplardamarlardaki kan dolaşımını yavaşlatabildiğini ifade etti. </p><p>Özellikle uzun süre ayakta çalışanlar, masa başında hareketsiz kalanlar, hamileler, fazla kilolu bireyler ve ailesinde varis öyküsü bulunan kişilerde yaz aylarında bacak şikayetlerinin daha sık görülebildiğini vurgulayan Selimoğlu, gün sonunda belirginleşen şişlik, ağırlık hissi ve ağrı gibi yakınmaların altta yatan toplardamar yetmezliğinin habercisi olabileceğini ve erken değerlendirmeyle ileride gelişebilecek damar sorunlarının önüne geçilebileceğini aktardı.</p><p>Selimoğlu, yüksek hava sıcaklıklarının vücudun ısı dengesini koruyabilmesi için damarların genişlemesine neden olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>'Damarların genişlemesi özellikle bacaklardaki toplardamarlarda kanın kalbe geri dönüşünü yavaşlatabiliyor. Bunun sonucunda damar içerisindeki basınç artıyor ve dokular arasında sıvı birikimi meydana geliyor. Gün sonunda ayak bileklerinde ve bacaklarda görülen şişliklerin önemli nedenlerinden biri de bu mekanizmadır. Yaz aylarında sıcak havaların etkisiyle daha belirgin hale gelen bu yakınmalar özellikle risk grubundaki kişilerde daha dikkatli değerlendirilmelidir.'<br></p><p>Selimoğlu, saatler boyunca bacak kaslarının yeterince çalışmamasının kanın bacaklarda göllenmesine neden olabileceğini anlatarak, 'Bunun sonucunda şişlikler daha belirgin hale gelebilir. Özellikle uzun yolculuk sonrasında ortaya çıkan tek taraflı bacak şişliği, ağrı, hassasiyet ve kızarıklık gibi belirtiler daha dikkatli değerlendirilmelidir. Bu tür yakınmaların varlığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşımaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sıcak havalarda cilt yüzeyindeki damarların daha belirgin hale gelmesinin tek başına hastalık anlamına gelmediğine işaret eden Selimoğlu, görünür damarlarla bacaklarda ağırlık hissi, yanma, gece krampları, kaşıntı ve gün sonunda artan şişlik gibi şikayetler bulunuyorsa toplardamar yetmezliği açısından değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti. </p><p>- 'Toplardamar yetmezliği önemli bir sağlık sorunu'<br></p><p>Prof. Dr. Selimoğlu, yaz aylarında alınacak bazı önlemlerin hem mevcut şikayetleri azaltabileceğini hem de varis hastalığının ilerlemesini yavaşlatabileceğini vurgulayarak, 'Yaz aylarında ortaya çıkan her bacak şişliği önemli bir hastalık anlamına gelmeyebilir ancak sürekli hale gelen şikayetler mutlaka değerlendirilmelidir. Erken tanı sayesinde hem yaşam kalitesi korunabilir hem de ileride gelişebilecek ciddi toplardamar hastalıklarının önüne geçilebilir.' ifadelerini kullandı. <br></p><p>Selimoğlu, varis hastalığının, toplardamarlardaki kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi sonucunda geliştiğini anlatarak, kanın kalbe doğru ilerlemek yerine geriye kaçmasının damar içerisindeki basıncı artırarak zaman içerisinde damarların genişlemesine ve varis oluşumuna neden olabildiğini belirtti. </p><p>Varisin toplumda çoğu zaman yalnızca görüntüyle ilişkilendirildiğini aktaran Selimoğlu, şunları kaydetti:<br></p><p>'Toplardamar yetmezliği aslında dolaşım sistemini ilgilendiren önemli bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmeyen varis hastalığı ilerleyen dönemlerde kronik ödem, ciltte renk değişiklikleri, deri sertleşmeleri, iyileşmeyen yaralar ve pıhtılaşma gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle şikayetleri bulunan kişilerin yalnızca estetik kaygılar nedeniyle değil, damar sağlıklarının korunması amacıyla da uzman değerlendirmesine başvurmaları önem taşımaktadır.'</p><p>Selimoğlu, toplardamar hastalıklarında bazı belirtilerin erken tanı açısından önemli olduğunu, gün sonunda belirginleşen bacak şişliği, ağırlık ve dolgunluk hissi, gece krampları, yanma, ayakta kaldıkça artan ağrı, tek taraflı şişlik ve hassasiyet ile cilt renginde koyulaşma gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, bu yakınmalar görüldüğünde damar sisteminin ultrasonografiyle değerlendirilmesinin erken tanı açısından önemli bilgiler sağladığını kaydetti. <br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/yaz-aylarinda-bacak-sisligi-toplardamar-hastaliginin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/yaz-aylarinda-bacak-sisligi-toplardamar-hastaliginin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="42064"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
