<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Memleketten Haber</title>
    <link>https://www.memlekettenhaber.com</link>
    <description>Memleketinizin Haberlerini Okuyun</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.memlekettenhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 22:56:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış klima kullanımı sinüzit riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren: - 'Ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmaması sinüs sağlığının korunmasına katkı sağlıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren, klima kullanımında, ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamasının sinüs sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirtti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz aylarında klima kullanımıyla birlikte burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yüz ve baş ağrısı gibi şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurular artabiliyor.</p><p>Serinlemek amacıyla kullanılan klimalar yaşam konforunu artırırken, yanlış kullanım alışkanlıkları burun ve sinüs sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p><p>Ortamın aşırı soğutulması, havadaki nem oranının azalması ve düzenli bakımı yapılmayan klima sistemleri, özellikle hassas bireylerde burun mukozasının doğal savunma mekanizmasını zayıflatarak sinüzit gelişimine zemin hazırlayabiliyor.<br></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Cenk Evren, yanlış klima kullanımının yalnızca geçici burun şikayetlerine neden olmadığını, klimaların oluşturduğu kuru ve soğuk havanın burun mukozasında kuruluk ve ödem oluşturarak sinüslerin doğal havalanmasını bozabildiğini belirtti.</p><p>Evren, özellikle kronik sinüzit, alerjik rinit, astım ve KOAH gibi hastalıkları bulunan kişilerde bu etkinin daha belirgin görülebildiğini vurgulayarak, doğru klima kullanım alışkanlıklarının burun ve sinüs sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını anlattı.<br></p><p>Evren, sinüslerde doğal hava dolaşımının bozulmasıyla içeride biriken salgının dışarı atılamamasının bakterilerin çoğalmasına uygun bir ortam oluşturabildiğine dikkati çekerek, bu durumun zamanla alın, yanak ve göz çevresinde basınç hissi, yüz ağrısı, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı gibi sinüzit belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabildiğini aktardı.</p><p>- Filtre bakımı enfeksiyon riskini azaltıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde birikebilen toz, polen ve diğer partiküllerin alerjik bünyeye sahip kişilerde burun tıkanıklığı, hapşırık ve mukozada şişlik gibi yakınmaları artırdığına işaret eden Evren, merkezi havalandırma sistemlerinin yoğun kullanıldığı iş yerlerinde çalışan kişilerin doğrudan hava akımına uzun süre maruz kalmamaya özen göstermeleri gerektiğini, ani sıcaklık değişimlerinin de burun mukozasını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p><p>Evren, klima kullanımında yapılan basit hataların sinüzit gelişimini kolaylaştırabileceğinin altını çizerek, şunları kaydetti:</p><p>'Cihazın ortamı gereğinden fazla soğutacak şekilde düşük sıcaklıklarda çalıştırılması ve hava akımının doğrudan yüze yönlendirilmesi burun ile sinüs mukozasını olumsuz etkileyebiliyor. Ortam neminin korunmaması nedeniyle sinüs salgıları koyulaşarak doğal yollarla dışarı atılamayabiliyor. Ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmaması sinüs sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.'</p><p>Burun tıkanıklığı, yüz ağrısı ve geniz akıntısı gibi şikayetlerin uzun süre devam etmesi halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evren, 'Erken tanı ve uygun tedaviyle kronikleşebilecek sinüs hastalıkları önlenebilir. Yaz aylarında klima kullanımında alınacak basit önlemlerle hem burun hem de sinüs sağlığının korunması mümkün.' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/08/agency/aa/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="71658"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanovel uluslararası yatırımlarla küresel pazarlardaki konumunu güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sanovel CEO'su Hülya Yalın: - 'Vizyonumuz kapsamında 2035'e kadar etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Sanovel Üst Yöneticisi (CEO) Hülya Yalın, yerli bir şirket olarak uluslararası yatırımcıların hissedarları arasında yer almasının, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye'nin üretim gücünün uluslararası arenadaki gücünü tescil ettiğini belirtti.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye ilaç sektöründe faaliyet gösteren Sanovel, uluslararası yatırımlarla güçlenen yapısı, AR-GE yatırımları ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle küresel pazarlardaki konumunu pekiştiriyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Sanovel CEO'su Hülya Yalın, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biri olduklarını aktardı.</p><p>Kökleri bu topraklarda olan şirketin şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyüdüğünü belirten Yalın, bugün hem Türkiye hem de küresel pazarlar için güvenilir bir çözüm ortağı haline geldiklerini vurguladı.</p><p>Yalın, gücünü Türkiye'den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkenin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketi olduklarına dikkati çekerek, faaliyetlerini Türkiye merkezli sürdürdüklerini, AR-GE, üretim, kalite süreçleri ve tüm ihracat operasyonlarını İstanbul Levent'teki genel müdürlük ile Silivri'deki yüksek teknolojili AR-GE merkezinden ve üretim kampüsünden yönettiklerini anlattı.</p><p>Yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapıyla hareket ettiklerine değinen Yalın, yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye'nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden daha çok milli bir görev olarak kabul ettiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz, nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. Toplam 60'tan fazla marka ve 180'i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400'ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. Türkiye'nin yanı sıra 5 kıtada 50'den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz.'</p><p>- 'AR-GE çalışmalarını 80 bilim insanıyla yürütüyoruz'</p><p>Son 5 yıldaki büyüme rakamlarına değinen Yalın, IQVIA verilerine göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdiklerini, diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumda olduklarını aktararak, 'Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında ikinci, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında ikinci sırada, total pazarda ise üçüncü sırada yer alıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Yurt içi pazarda yükselişlerini sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatı yaklaşık 4 kat büyüttüklerini anlatan Yalın, üretim miktarını 60'tan 91,5 milyon kutuya taşıdıklarını, son 5 yılda fabrikaya yaptıkları 26 milyon dolar yatırımla yeni ekipmanlar temin ettiklerini kaydetti.</p><p>Yalın, 2035 vizyonu doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerlediklerini belirterek, 'Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek, bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. Vizyonumuz kapsamında 2035'e kadar etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>İhracat yolculuğuna 2005 yılında başladıklarını ve bugün çok ileri bir boyuta taşıdıklarını vurgulayan Yalın, şu anda 400'ün üzerinde ruhsatla Kanada'dan ABD ve Avrupa'ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerini sürdürdüklerini, Türkiye'nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına katkıda bulunduklarını anlattı.</p><p>Yalın, fabrikadaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu tescillediklerine değinerek, 'Avrupa'da EMA ve EU GMP, ABD'de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyuyoruz. Bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>AR-GE çalışmalarını 80 bilim insanıyla yürüttüklerini ve sektörde bu alana en fazla kaynak ayıran şirketlerden biri olduklarını bildiren Yalın, Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisteki AR-GE merkezinde, konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ağızda dağılan tablet projeleri geliştirdiklerini belirtti.</p><p>- 'Sürdürülebilirlik hedeflerimizde önemli atılımlar gerçekleştirdik'</p><p>Tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı rehber aldıklarına dikkati çeken Yalın, çevresel performansı düzenli takip ederek, 2025 yılında karbon ayak izinde yüzde 14,3, su ayak izinde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladıklarını ifade etti.</p><p>Yalın, Cumhuriyet'in 102'nci yılında 102 kız öğrenciye profesyonel koçluk desteği verdiklerini belirterek, Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası'nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımını tescillediklerini, Forbes Türkiye ve Statista işbirliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye'nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyduklarını aktardı.</p><p>Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını kaydeden Yalın, her şirkette olduğu gibi idari süreçlerle ilgili oluşan değişimlerin, güçlü geleceği desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımları olduğunu anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bazı dönemler gündeme getirilen geçmiş hissedarlarla ilgili süreçlerin tüzel kişiliği ve bugünkü operasyonel faaliyetleri ilgilendiren bir konu olmadığına işaret eden Yalın, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Şirketimiz, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış, büyüme, globalleşme ve sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecek. Sanovel bu ülkenin milli bir değeri ve geleceğini kararlılıkla Türkiye'de inşa ediyor.'</p><p><br></p><p><br></p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/08/agency/aa/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="97771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ve kalça protezi enfeksiyonlarında cerrahi çözümler değişebiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy: - 'Ameliyat öncesi vücuttaki enfeksiyon odağının tespit edilip tedavi edilmesi, varsa vitamin eksikliklerinin düzeltilmesi, sigaranın bırakılması ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların kontrol altına alınması büyük önem taşıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, diz ve kalça protez operasyonları sonrası gelişen enfeksiyonların evresine göre farklı yöntemlerle tedavi edilebileceğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, halk arasında yaygınlaşan diz ve kalça protezi ameliyatları, yaşam kalitesini artırmasına rağmen bazı hastalar için ciddi riskler barındırabiliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Azboy, protez ameliyatlarının başarısını etkileyen en önemli komplikasyonlardan birinin enfeksiyon olduğunu vurguladı.<br></p><p>Azboy, 'Ameliyat öncesi vücuttaki enfeksiyon odağının tespit edilip tedavi edilmesi, varsa vitamin eksikliklerinin düzeltilmesi, sigaranın bırakılması ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların kontrol altına alınması, büyük önem taşıyor. Ayrıca ameliyatın yapılacağı ortamın steril olması, cerrahın titiz çalışması ve yumuşak dokulara saygı gösterilerek işlemin gerçekleştirilmesi de gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Enfeksiyonları üç gruba ayıran Azboy, erken dönemde gelişen enfeksiyonlarda implantın çıkarılmadan da tedavi edilebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:<br></p><p>'Bu durumda modüler parçalar çıkarılıp, diz ya da kalça antiseptik solüsyonlarla yıkanarak antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor. Şikayetlerin bir aydan uzun sürdüğü vakalarda ise kronik enfeksiyonlardan söz edilir. Bu noktada, iki farklı tedavi yolu izlenir. Ya tüm protez çıkarılıp aynı seansta yenisi takılır, yani tek aşamalı değişim yapılır, ya da iki aşamalı yöntemde önce geçici antibiyotikli çimento yerleştirilip ardından yeni protez uygulanır.'<br></p><p>Azboy, tedavi protokolünün hastanın yaşı, geçirdiği cerrahi opresayonlar, kemik kaybı düzeyi, yara genişliği gibi çok sayıda parametreye göre şekillendiğini ve her hastaya aynı tedaviyi uygulamanın doğru olmayacağını aktardı.</p><p>Azboy, operasyon sonrası yaranın düzenli kontrol edilmesinin de enfeksiyonla mücadelede kritik rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/08/agency/aa/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="98729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrar rengindeki koyulaşma susuzluk belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ozan Efesoy: - 'İdrar rengimiz alarm veriyorsa, koyuysa, açık sarı değilse demek ki su içmemiz, su miktarını artırmamız gerekiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ozan Efesoy, açık sarı olması gereken idrarın renginin koyulaşmasının vücudun susuz kaldığının habercisi olabileceğini belirtti.</p><p>Prof. Dr. Efesoy, AA muhabirine, yaz aylarında polikliniklere 'koyu renk idrar' şikayetiyle yapılan başvuruların arttığını söyledi.</p><p>Şikayetlerin genelde sıcak havada az miktarda su tüketilmesinden kaynaklandığını dile getiren Efesoy, 'Özellikle sıcak havalarda nefes ve terlemeyle çok fazla sıvı kaybettiğimiz için kış aylarına kıyasla daha fazla su içmemiz gerekiyor. Sıvı alımımız az olduğu zaman bu şekilde idrarda koyulaşma görebiliyoruz.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Efesoy, tüketilen gıdalar ve kullanılan ilaçların da idrar rengini etkileyebildiğini belirtti.</p><p>Suyu az içmenin, böbrek yetmezliği ve böbrek taşı riskini artırdığına dikkati çeken Efesoy, 'Herkes susadığını hissedemeyebiliyor, erteleyebiliyor. Özellikle çocuk ve yaşlı hastalarda daha sık karşılaşılan bir şey. 'Benim canım hiç su istemiyor' diyen hastalarımız da var. Mutlaka su içmemiz gerekiyor. İdrar rengimiz alarm veriyorsa, koyuysa, açık sarı değilse demek ki su içmemiz, su miktarını artırmamız gerekiyor. Bu bir insanda ortalama 3 litre diye geçer.' ifadelerini kullandı.</p><p>- İdrarda kanama aralıklı görülse de hastaneye başvurulmalı</p><p>Özellikle yaz aylarında idrar renginin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Efesoy, şöyle konuştu:</p><p>'İdrar rengimiz normalde 'saman sarısı' veya 'açık sarı' dediğimiz şeffaf bir renk olmalı. Kırmızı, kanlı idrar bizim için en önemli alarm bulgusu. Bunun dışında idrarda başka renk değişiklikleri olabilir. Böbrek dışında özellikle karaciğer, pankreas hastalıklarına bağlı idrarda koyu renkte bir sarı olabilir. Enfeksiyonlara bağlı yeşil veya hastalıklara bağlı nadir görülen mavi ve mor renk idrar da bizim için alarm semptomlarıdır. Koyulaşma dışında hemen hepsinde hızlı şekilde hastaneye müracaat etmemiz gerekir. Koyulaşmada idrarımızda bol su alarak, sıvı dengemizi sağlayarak açılırsa problem yok ama bazı hastalarda 'hematüri' dediğimiz idrarda kanama aralıklı olabiliyor. Örneğin bugün idrarımızda kanama olabiliyor. 5-10 gün, 15 gün olmuyor ama 10-15 gün sonra tekrarlayabiliyor. Bu tarz aralıklı idrarda kanama da aslında bizim için çok önemli bir bulgu, önemli hastalıkların işareti olabilir. İdrarımızda renk değişikliği oldu, su içtik, düzeldi. Sorun yok ama idrarımızda özellikle kırmızı renk ara ara oluyorsa, es geçebileceğimiz, önemsemeyeceğimiz bir bulgu değil. Mutlaka hastaneye başvurmalıyız.'</p><p>Efesoy, yaşlılar, çocuklar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının böbreklerini korumasının önemli olduğunu, bu gruptaki kişilere su içmelerinin hatırlatılması gerektiğini vurguladı.</p><p>- Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor</p><p>Gazlı içecek tüketiminin, vücudun su ihtiyacını artırdığını ifade eden Prof. Dr. Ozan Efesoy, 'Suyun yerini tutacak hiçbir şey yok. Belki ayranı ayırabiliriz. Ayran dışında hiçbir içecek suyun yerini tutmaz. Aksine siz gazlı bir içecek içtiğinizde, özellikle enerji içecekleri, hatta çay içtiğinizde 'solüt yükü' dediğimiz şey oluşuyor. Özellikle gazlı içeceklerde daha fazla asitle maruz kalıyorsunuz. Bunları atacak daha fazla da su ihtiyacınız oluyor. Tam tersine bunları içtiğiniz zaman su ihtiyacınızı karşılamak bir yana daha fazla da su içmeniz gerektiren bir ortam oluşturuyorsunuz. Kesinlikle bu içeceklerin hiçbiri suyun yerini tutmuyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Efesoy, tek seferde 1-2 litre su içilmesi yerine tüketimin zamana yayılarak yapılmasının daha sağlıklı olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/08/agency/aa/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="88079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana'da emekli diş teknisyeninin geliştirdiği 'uyku apnesi apareyi' tıp literatürüne girdi]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/adanada-emekli-dis-teknisyeninin-gelistirdigi-uyku-apnesi-apareyi-tip-literaturune-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/adanada-emekli-dis-teknisyeninin-gelistirdigi-uyku-apnesi-apareyi-tip-literaturune-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Uyku apnesi sendromu ve kronik horlama şikayeti bulunan hastalar için aparey geliştiren emekli diş teknisyeni Mevlüt Topuksal: - 'Bu cihaz sayesinde hem tükürük salgısını normale bindirdik hem boğaz kuruluğunu önlemiş olduk']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - YAKUP SAĞLAM - Adana'da emekli diş teknisyeni Mevlüt Topuksal'ın uyku apnesi sendromu ve kronik horlama şikayeti bulunan hastalar için geliştirdiği aparey, tıp literatürüne kazandırıldı.</p><p>Merkez Çukurova ilçesinde yaşayan Topuksal, 2018'de bir arkadaşının uyku apnesi nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine hastalıkta kullanılan ağız içi apareyler üzerinde araştırma yapmaya başladı.</p><p>Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı (KBB) Doç. Dr. Sıdıka Deniz Yalım ile bir araya gelen Topuksal, mevcut apareylerin kullanıcı deneyiminde karşılaşılan sorunları azaltmaya yönelik yeni bir tasarım geliştirmek için çalışma yürüttü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Topuksal, yaklaşık 2 yıl süren çalışmayla uyku apnesi sendromu ve kronik horlama şikayeti bulunan hastalar için yeni bir aparey geliştirdi.</p><p>Mevcut ürünlere göre ağız kuruluğu ve aşırı tükürük salgısı gibi şikayetleri azaltan yerli tasarım aparey, Doç. Dr. Yalım tarafından uyku apnesi ve kronik horlama şikayeti bulunan 6 hasta üzerinde denendi.</p><p>Elde edilen klinik sonuçlar, uluslararası hakemli 'Journal of Craniofacial Surgery Open' dergisinde yayımlanarak tıp literatürüne girdi.</p><p>- 'Geliştirdiğimiz bu cihazda tükürük salgılarını minimize ettik'</p><p>Mevlüt Topuksal, AA muhabirine, uyku apnesinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.</p><p>Piyasada bulunan apareylerin birtakım handikaplarının olduğunu belirten Topuksal, 'İnsanlar taktığında sabaha kadar boğaz kuruyordu. Boğaz kuruyunca refleks olarak gece uykuda çıkarıyordu bu protezi. Boğaz kuruluğu sebebiyle de insanların yüzde 70-80'i bunu takamıyordu.' diye konuştu.</p><p>Topuksal, klinik çalışmalarını KBB Uzmanı Doç. Dr. Sıdıka Deniz Yalım'ın yaptığı yerli apareyin daha rahat bir kullanımının olduğunu ifade etti.</p><p>Apareyi 6 hasta üzerinde denediklerini anlatan Topuksal, şöyle konuştu:</p><p>'Hastanın öncesi ve benim yaptığım protezden sonrasıyla ilgili uyku testi yapıldı. Yüzde 90 oranında başarı aldık. Bizim geliştirdiğimiz bu cihazda tükürük salgılarını minimize ettik. Tükürük kanalları açtık ve bu kanallar sayesinde boğaz kuruluğunu önlemiş olduk. Bu cihaz sayesinde hem tükürük salgısını normale bindirdik hem boğaz kuruluğunu önlemiş olduk.'</p><p>Topuksal, tıp literatürüne giren apareyin tasarım tescil belgesinin alındığını, patent başvuru sürecinin devam ettiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/adanada-emekli-dis-teknisyeninin-gelistirdigi-uyku-apnesi-apareyi-tip-literaturune-girdi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/08/agency/aa/adanada-emekli-dis-teknisyeninin-gelistirdigi-uyku-apnesi-apareyi-tip-literaturune-girdi.jpg" type="image/jpeg" length="37058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hijyenik olmayan soğuk gıdalar çocuklarda bağırsak enfeksiyonuna neden olabilir]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak: - 'Aileler yaz aylarında çocuklarına tükettirecekleri ürünlerin güvenilir markalara ait olmasına, hijyen kurallarına uygun şekilde hazırlanmasına ve uygun koşullarda muhafaza edilmesine özen göstermeli']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak, hijyenik koşullarda üretilmeyen veya soğuk zinciri bozulan dondurma, meyveli buz ve soğuk içeceklerin çocuklarda bağırsak enfeksiyonuna neden olabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bayrak, yaz aylarında çocukların serinlemek amacıyla sıklıkla tükettiği soğuk gıdaların güvenilir koşullarda üretilip uygun şekilde muhafaza edilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Soğuk yiyecek ve içeceklerin tamamen yasaklanmasının gerekmediğini aktaran Bayrak, ancak aşırı tüketimden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.<br></p><p>Bayrak, 'Özellikle hijyenik olmayan koşullarda hazırlanan ürünler, yaz aylarında sık gördüğümüz bağırsak enfeksiyonlarının en önemli nedenleri arasında yer alıyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Dondurulmuş gıdaların çözüldükten sonra yeniden dondurulmasının bakteri yükünü artırdığına dikkati çeken Bayrak, özellikle dondurma ve meyveli buz gibi ürünlerin uygun sıcaklıkta saklanmasının gerektiğini belirtti.</p><p>Bayrak, yaz döneminde bu ürünlere bağlı ishal vakalarında artış gözlendiğini aktararak, 'Bazı çocuklarımızı sıvı kaybı nedeniyle hastaneye yatırmak ve damar yoluyla tedavi etmek zorunda kalabiliyoruz. Bu nedenle ailelerin ürünlerin saklanma koşullarına dikkat etmesi büyük önem taşıyor.' uyarısında bulundu.</p><p>Kaynağı belli olmayan ve merdiven altı üretimlerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Bayrak, şu tavsiyelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Kaynağı belli olmayan ürünlerde hijyen sorunlarının yanı sıra katkı ve koruyucu maddeler de çocuk sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu maddeler mide ve bağırsak sistemi başta olmak üzere karaciğer üzerinde de olumsuz etkilere neden olabiliyor. Aileler özellikle yaz aylarında çocuklarına tükettirecekleri ürünlerin güvenilir markalara ait olmasına, hijyen kurallarına uygun şekilde hazırlanmasına ve uygun koşullarda muhafaza edilmesine özen göstermeli.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/08/agency/aa/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="99726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roche İlaç Türkiye'den akciğer kanserinde farkındalık çalışmaları]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt: - 'Akciğer kanserinde erken tanı, hastalığın daha erken evrede saptanmasına olanak sağlarken, hekimin hasta için planladığı tedavi yaklaşımının zamanında uygulanmasını da destekliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Roche İlaç Türkiye, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü kapsamında akciğer kanserinde erken tanının önemine dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, akciğer kanseri, dünyada ve Türkiye'de kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almaya devam ediyor.</p><p>Hastalığın çoğu zaman ileri evrede belirti vermesi nedeniyle erken tanı, tedavi başarısını ve hasta yaşamını doğrudan etkileyen önemli faktörlerden biri olarak öne çıkarken, bu kapsamda yürütülen çalışmalar da hastalığa ilişkin toplumsal farkındalığın artırılmasına, risk faktörlerine dikkati çekilmesine ve erken tanının öneminin hatırlatılmasına katkı sağlıyor.</p><p>Akciğer kanseriyle mücadelede tedavi alanındaki gelişmelerin yanı sıra toplumun bilinçlendirilmesi, hasta deneyiminin daha iyi anlaşılması ve sağlık ekosistemindeki işbirliklerinin güçlendirilmesi kritik rol oynuyor. </p><p>Roche İlaç Türkiye, hayata geçirdiği projeler, bilimsel araştırmalar ve farklı paydaşlarla geliştirdiği işbirlikleriyle akciğer kanserinde erken tanı ve farkındalığın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarına devam ediyor.</p><p>- Erken tanıya yönelik projeler ve araştırma bulguları</p><p>Roche İlaç Türkiye'nin akciğer kanserinde erken tanı bilincini artırmak amacıyla hayata geçirdiği 'Nefesimiz Kadar Güçlüyüz' projesi, Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) ile yapılan işbirliğiyle geniş kitlelere ulaştı.</p><p>Proje kapsamında toplumun akciğer kanserinin risk faktörleri, belirtileri ve erken tanının önemi konusunda bilinçlendirilmesi hedeflenirken, hazırlanan halk sağlığı videosu da dijital kanallarda yayımlandı. </p><p>İstanbul genelinde yürütülen açık hava iletişim çalışmalarıyla erken tanı mesajlarının günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi amaçlandı.</p><p>Kampanya boyunca özellikle risk grubundaki bireylerin geçmeyen öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtileri dikkate alarak zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiği vurgulandı.</p><p>Roche İlaç Türkiye tarafından Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ile Türk Kanser Derneğinin katkılarıyla gerçekleştirilen 'Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası' araştırması, akciğer kanseri yolculuğunu hasta ve hekim perspektifinden ele alıyor. </p><p>Hekim ve hasta görüşmelerinden elde edilen niteliksel bulguları bir araya getiren çalışma, tanı sürecinden tedaviye, hasta deneyiminden psikososyal destek ihtiyaçlarına kadar birçok başlıkta sağlık ekosistemine yönelik veriler sunuyor.</p><p>Araştırma, tanıda yaşanan gecikmelerin başlıca nedenlerinden birinin hastaların hekime geç başvurması olduğunu ortaya koyarken, toplumdaki farkındalığın artırılması ve risk grubundaki bireylerde düzenli taramaların yaygınlaştırılmasının önemine işaret ediyor. </p><p>Öte yandan bulgular, doğru ve zamanında bilgilendirme, güçlü hekim-hasta iletişimi ve bütüncül destek mekanizmalarının hasta yolculuğunda önemli rol oynadığını gösteriyor.</p><p>- 'Hasta yolculuğunun iyileştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt, akciğer kanseriyle mücadelede erken tanının hastaların yaşamı üzerindeki rolüne dikkati çekti.</p><p>Kurt, bilimsel gelişmelerin toplumsal farkındalık çalışmalarıyla desteklenmesinin önemini vurgulayarak, 'Akciğer kanserinde erken tanı, hastalığın daha erken evrede saptanmasına olanak sağlarken, hekimin hasta için planladığı tedavi yaklaşımının zamanında uygulanmasını da destekliyor. Günümüzde moleküler tanı yöntemleri ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarındaki gelişmeler, hasta bakımında önemli ilerlemeler sağlıyor.' ifadelerini kullandı. </p><p>Erken tanıyı destekleyen farkındalık çalışmalarına değinen Kurt, hasta deneyimlerinden elde edilen içgörülerin söz konusu sürece değerli katkılar sunduğuna inandıklarını aktardı. </p><p>Kurt, 'Bu bilimsel gelişmelerin toplum yararına dönüşebilmesi için farkındalığın güçlenmesi, risk grubundaki bireylerin belirtileri gecikmeden önemseyerek sağlık profesyonellerine başvurması ve hasta yolculuğunun bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması büyük önem taşıyor.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli de akciğer kanseriyle mücadelede kalıcı etkinin ancak bilimsel ilerlemeyi toplumsal faydaya dönüştüren bütüncül bir yaklaşımla sağlanabileceğini belirtti. </p><p>Bidgoli, akciğer kanseriyle mücadelede sürdürülebilir ilerlemenin, bilimsel gelişmelerin güçlü işbirlikleri ve toplumsal farkındalıkla desteklenmesiyle mümkün olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Roche İlaç Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz her çalışmada ortak hedefimiz, bilimsel ilerlemeyi hastalar, sağlık sistemi ve toplum için kalıcı değere dönüştürmek. Bu doğrultuda yürüttüğümüz toplumsal farkındalık projeleri, bilimsel araştırmalar ve sağlık ekosistemindeki paydaşlarla geliştirdiğimiz işbirlikleriyle erken tanı konusunda farkındalığın güçlenmesine ve hasta yolculuğunun iyileştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Çünkü sağlıkta kalıcı dönüşümün, tüm paydaşların ortak sorumluluk anlayışıyla hareket ettiği ve toplumsal faydayı odağına alan bir yaklaşımla mümkün olduğuna inanıyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari.jpg" type="image/jpeg" length="55853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beta mikrobu çocuklarda kalp kapağı hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Yozgat: - 'Her geçirilen beta enfeksiyonu kalp kapaklarını biraz daha bozuyor. Sonunda 20'li 30'lu yaşlarda kalp kapak ameliyatı gerekebiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Yozgat, çocukluk çağında sık geçirilen boğaz enfeksiyonlarının tedavi edilmediğinde yıllar sonra ciddi kalp hastalıklarına yol açabildiğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Yozgat, basit bir boğaz enfeksiyonu sanılan bazı hastalıkların çocuklarda kalp kapaklarına kadar uzanan ciddi sorunlara neden olabildiğini aktardı.</p><p>Beta mikrobunun neden olduğu enfeksiyonların ardından gelişebilen akut romatizmal ateşin erken fark edilmediğinde kalıcı kapak hastalıklarına yol açabileceğini ifade eden Yozgat, şunları kaydetti:</p><p>'Akut romatizmal ateşin temel nedeni beta mikrobudur. Çocuklar özellikle okul döneminde bu mikrobu birbirlerinden nefes yoluyla alabiliyor. Beta boğaza yerleştiğinde ateşli boğaz enfeksiyonu yapıyor ve bu dönemde uygun antibiyotik tedavisi çok önemli. Hastalık eklem ağrılarıyla başlayabiliyor. Bazı çocuklarda boğazdaki beta enfeksiyonundan yaklaşık 2-3 hafta sonra dizler ile ayak bileklerinde şişlik ve ağrılar görülebiliyor. Bazı çocuklarda ise eş zamanlı olarak kalp kapaklarında da hasar yapabiliyor. Eklem tutulumu iz bırakmadan iyileşirken kalp kapak hastalığı kalıcı oluyor ve her geçirilen beta enfeksiyonu kalp kapaklarını biraz daha bozuyor. Sonunda 20'li, 30'lu yaşlarda kalp kapak ameliyatı gerekebiliyor.'</p><p>- 'Erken dönemde tedavi edilirse kalıcı hasar gelişmeyebiliyor'</p><p>Yozgat, hastalığın bazen yıllar sonra fark edildiğini belirterek, hastaların muayene sırasında kalpte üfürüm duyulması üzerine kendilerine yönlendirildiğini ifade etti. </p><p>Akut dönemde erken tanının büyük önem taşıdığını vurgulayan Yozgat, 'Ekokardiyografi ile kalp kapağında kaçak tespit ettiğimizde, bunun geçmişte iyi tedavi edilmemiş boğaz enfeksiyonlarına bağlı olduğunu anlayabiliyoruz. Erken dönemde tedavi edilirse kalıcı hasar gelişmeyebiliyor.' değerlendirmesinde bulundu. </p><p>Yozgat, ailelerin eklem ağrılarını çoğu zaman büyüme ağrısı sanabildiğini aktardı.</p><p>Erken tanının ileride gelişebilecek kapak ameliyatlarının önüne geçebildiğine dikkati çeken Yozgat, şunları kaydetti:<br></p><p>'Kapak yetersizliği geliştiğinde tanı alan çocuklarda yeni betaların kalp kapağını daha çok bozmasını engellemek için 21 günde bir şeklinde yıllarca koruyucu antibiyotik iğne kullanması gerekebiliyor. Özellikle 3 yaş sonrası çocukların çocuk kardiyoloji kontrolünden geçmesi ve ekokardiyografi inceleme yapılması önemli.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="83524"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda idrar kaçırma ve kabızlığın nedeni pelvik taban kasları olabilir]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarda-idrar-kacirma-ve-kabizligin-nedeni-pelvik-taban-kaslari-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarda-idrar-kacirma-ve-kabizligin-nedeni-pelvik-taban-kaslari-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Lokman Hekim İstanbul Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Cem Irkılata: - 'Pelvik taban bozukluklarının tanısında öncelikle çocuğun şikayetleri ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Lokman Hekim İstanbul Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Cem Irkılata, çocuklarda görülen idrar kaçırma, kabızlık ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının her zaman mesaneden kaynaklanmadığını, bazı vakalarda pelvik taban kaslarındaki işlev bozukluğunun bu sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Irkılata, çocuklarda idrar kaçırma, kabızlık, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve vezikoüreteral reflü gibi rahatsızlıkların farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine değindi.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Söz konusu rahatsızlıklarda çocukların bir bölümünde mesane fonksiyon bozukluğu görüldüğünü, önemli bir kısmında ise pelvik taban kaslarında işlevsel bozukluk yaşandığını aktaran Irkılata, 'Pelvik taban kaslarının idrar yapma sırasında gevşemesi gerekiyor. Bazı çocuklarda bu kaslar gevşemek yerine kasılıyor. Bu durum idrar akışının kesintili olmasına yol açıyor. Disfonksiyonel işeme olarak adlandırılan bu sorunun temelinde pelvik taban kaslarının yanlış çalışması yer alıyor.' değerlendirmesinde bulundu.<br></p><p>Aşırı aktif mesanesi bulunan çocuklarda da benzer bir mekanizmanın görülebildiğine dikkati çeken Irkılata, mesanenin ani kasılması sırasında çocuğun idrar kaçırmayı önlemek amacıyla refleks olarak pelvik taban kaslarını kasabildiğini aktardı.<br></p><p>Irkılata, idrarını uzun süre tutan çocuklarda mesane doldukça pelvik taban kas tonusunun arttığını ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Pelvik taban bozukluklarının tanısında öncelikle çocuğun şikayetleri ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli. Pelvik tabanın gözle değerlendirilmesi sırasında, özellikle aşırı aktif pelvik taban bozukluğu bulunan çocuklarda anal göz kırpma bulgusu dikkat çeker. Pelvik taban kas tonusu ise elle muayene edilerek 'Modifiye Oxford Skalası' ile değerlendirilebilir. Tanının desteklenmesi amacıyla elektromiyografik yönteminden de yararlanılır. İdrar yapma sırasında idrar akımı ile eş zamanlı pelvik taban kas aktivitesi ölçülebilir. Ayrıca idrar yapma sonrasında yapılan EMG değerlendirmesiyle çocuğun kasılma ve gevşeme performansı analiz edilir. Bu ölçümler sayesinde pelvik taban bozukluğunun tipi ve derecesi belirlenebilir.' </p><p>- 'Tedavi kişiye özel planlanıyor'<br></p><p>Tedavinin her çocuk için bireysel olarak planlanması gerektiğini vurgulayan Irkılata, pelvik taban kas rehabilitasyonunun tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu vurguladı.</p><p>Irkılata, tedavi sürecinde manuel gevşetme teknikleri, pelvik taban egzersizleri, karın içi basınç kontrolü ve 'biofeedback' destekli rehabilitasyon yöntemlerinden yararlanıldığını, her aşamada çocuğun şikayetleri ile kas aktivitelerinin yeniden değerlendirilerek ilerlemenin takip edildiğini anlattı.<br></p><p>Erken tanı ve doğru rehabilitasyon yaklaşımının çocuklarda hem idrar hem de bağırsak fonksiyonlarının düzelmesine önemli katkı sağlayacağına işaret eden Irkılata, ebebeynlerin çocuklarında yaşanan uzun süren idrar kaçırma, kabızlık veya tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu gibi şikayetleri önemseyerek, zaman kaybetmeden bir uzmana başvurması tavsiyesinde bulundu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/cocuklarda-idrar-kacirma-ve-kabizligin-nedeni-pelvik-taban-kaslari-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/cocuklarda-idrar-kacirma-ve-kabizligin-nedeni-pelvik-taban-kaslari-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="11640"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lokman Hekim Üniversitesinden 'gıda katkı maddelerinde güvenli kullanım sınırı' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/lokman-hekim-universitesinden-gida-katki-maddelerinde-guvenli-kullanim-siniri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/lokman-hekim-universitesinden-gida-katki-maddelerinde-guvenli-kullanim-siniri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Lokman Hekim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Gültekin: - 'Gıda katkı maddeleri değerlendirilirken yalnızca maddenin adı değil, dozu, tüketim sıklığı, saklama koşulları ve kişinin genel beslenme düzeni birlikte ele alınmalıdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Lokman Hekim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Gültekin, gıdaların raf ömrünü uzatmak, tat, renk, görünüm ve yapısını korumak amacıyla kullanılan katkı maddelerinin belirlenen güvenli sınırların üzerinde ve sık tüketilmesinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirtti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Gültekin, gıda katkı maddeleriyle kanser arasındaki ilişkiye değinerek, bu maddelerin belirli teknolojik işlevleri yerine getirmek amacıyla gıdalara eklendiğini ifade etti.</p><p>Katkı maddelerinin doğrudan gıdaya eklenebildiği gibi ambalajlama, depolama ve üretim süreçleri aracılığıyla da dolaylı olarak gıdaya geçebildiğini vurgulayan Gültekin, şunları kaydetti:</p><p>'Gıda katkı maddeleri değerlendirilirken yalnızca maddenin adı değil, dozu, tüketim sıklığı, saklama koşulları ve kişinin genel beslenme düzeni birlikte ele alınmalıdır. Bir katkı maddesinin kullanımına izin verilmeden önce toksik, genotoksik ve kanserojen etkiler yönünden çok sayıda deney ve incelemeden geçirilmesi gerekir. Güvenli tüketim miktarı belirlenebilen maddeler ancak izin verilen sınırlar içinde kullanılabilir. İnsanlarda kanserojen olduğu açık biçimde ortaya konulan maddelerin kullanımına ise izin verilmez.'</p><p>Bilimsel araştırmalarda renklendirici ve koruyucu olarak kullanılan bazı maddelerin inflamasyon, DNA hasarı, hücre çoğalması ve hücre ölümü mekanizmaları üzerindeki etkilerinin incelendiğini aktaran Gültekin, araştırma sonuçlarını değerlendirirken doz faktörünü göz ardı etmemek gerektiğini belirtti.</p><p>Prof. Dr. Gültekin, tartrazin, azorubin, sodyum benzoat ve potasyum sorbat gibi katkı maddelerine ilişkin bulguların kullanılan doza, maruz kalma süresine ve incelenen hücre ya da canlı türüne göre farklılaşabildiğine işaret ederek, 'Bir maddenin yüksek dozda veya uzun süreli kullanımında ortaya çıkan etki, izin verilen sınırlar içindeki kullanımla aynı değildir. Ayrıca hücre ve hayvan deneylerinden elde edilen bulguların doğrudan insanlara genellenmesi konusunda bilimsel ihtiyat gösterilmelidir.' görüşlerini kaydetti. </p><p>- 'Gıda güvenliği yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı değil'</p><p>Gültekin, geçmişte kanserojen etkileri tespit edilen bazı sentetik katkı maddelerinin gıdalarda kullanımının yasaklandığını hatırlatarak, 'Bu durum, denetim ve bilimsel değerlendirme süreçlerinin önemini gösteriyor. Yeni bulgular ortaya çıktıkça izin verilen maddelerin ve kullanım sınırlarının yeniden değerlendirilmesi gerekir. Tüketicilerin, katkı maddelerinin tümünü aynı risk düzeyinde görmemesi gerekiyor.' değerlendirmesini yaptı. <br></p><p>Gültekin, sodyum nitrit ve nitrat türevi bileşiklere ilişkin deneysel sonuçların canlı türü ve doza göre değişebildiğini aktardı.</p><p>Nitrat türevi bileşikler içeren işlenmiş et ürünleri ile katkı maddesi içeren şekerli ve alkolsüz içeceklerin sık tüketimi ve bazı kanser türleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar bulunduğunu belirten Gültekin, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bu ürünlerin ne kadar ve ne sıklıkta tüketildiğidir. Uzun süreli ve yüksek miktardaki tüketimin sınırlandırılması, koruyucu sağlık yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Bazı katkı maddelerinin sindirim sırasında kimyasal yapısının değişmesi, birden fazla katkı maddesinin aynı üründe birlikte kullanılması, üretim sırasında oluşabilecek yan ürünler, uygun olmayan sıcaklık ve ışık koşulları ile izin verilen sınırların aşılması olası risk faktörleri arasında yer alıyor. Gıda güvenliği yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı değil. Ürünlerin taşıma, depolama ve tüketici tarafından saklanma koşulları da sağlık üzerindeki muhtemel etkileri değiştirebiliyor.'</p><p>Prof. Dr. Gültekin, katkı maddelerinin olası sağlık etkilerini en aza indirmek için üreticilerin mevzuatta belirlenen kullanım miktarlarına titizlikle uyması, tüketicilerin ise ürün etiketlerini dikkatle incelemesi gerektiğine dikkati çekerek, özellikle çocuk, ergen, gebe ve emziren kadınların katkı maddeleri konusunda bilinçlendirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tek yönlü beslenmeden kaçınılmasını, yeterli ve dengeli beslenmenin benimsenmesini, hızlı hazır ve yoğun işlenmiş gıdaların günlük beslenmedeki payının mümkün olduğunca azaltılmasını vurgulayan Gültekin, şunları kaydetti:<br></p><p>'Gıda katkı maddelerinin tamamının aynı ölçüde zararlı olduğunu söylemek bilimsel bir yaklaşım değildir. Sağlık açısından temel ölçüt, maddenin güvenli kullanım sınırı, tüketilen miktar, tüketim sıklığı, saklama koşulları ve kişinin genel beslenme düzenidir. Tüketicilerimizin mümkün olduğunca çeşitli, dengeli ve doğal gıdalara dayalı bir beslenme düzenini tercih etmeleri önem taşımaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/lokman-hekim-universitesinden-gida-katki-maddelerinde-guvenli-kullanim-siniri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/lokman-hekim-universitesinden-gida-katki-maddelerinde-guvenli-kullanim-siniri-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="76326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırgızistanlı çocuk Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/kirgizistanli-cocuk-akdeniz-universitesi-hastanesinde-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/kirgizistanli-cocuk-akdeniz-universitesi-hastanesinde-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Kırgızistanlı 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, akciğer damarlarının anormal bağlanması sonucu gelişen nadir bir damar hastalığı nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen girişimsel tedaviyle sağlığına kavuştu.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 4 yıldır pulmoner arteriovenöz malformasyon hastalığıyla mücadele eden ve aynı hastalık nedeniyle kardeşini kaybeden Nursultanova, tedavi amacıyla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne getirildi.</p><p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen anjiyografik girişimde, akciğerde kısa devre oluşturan anormal damar yapıları özel tıkayıcı cihazlarla kapatıldı.</p><p>Başarılı operasyonun ardından oksijen düzeyi normale yaklaşan Nursultanova'nın sağlık durumunun iyi olduğu, ülkesine döndüğünde yaşıtları gibi koşup oynamayı ve ileride doktor olmayı hayal ettiği belirtildi.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kardelen, hastalığın yaklaşık 10 yılda bir karşılaştıkları kadar nadir görülen doğumsal bir damar bozukluğu olduğunu ifade etti.</p><p>Hastalığın, akciğerlerde oksijenlenmesi gereken kanın anormal damar bağlantıları nedeniyle temizlenmeden yeniden dolaşıma katılmasına yol açtığını belirten Kardelen, bunun da kandaki oksijen seviyesini düşürdüğünü kaydetti.</p><p>Tanının tomografi ve radyolojik değerlendirmelerle konulduğunu aktaran Kardelen, 'Anjiyografi sırasında anormal damar yapısını özel tıkayıcı sistemlerle kapattık. Son derece başarılı bir işlem gerçekleştirdik.' ifadelerini kullandı.</p><p>Hastada 5 tıkayıcı cihaz kullanıldığını belirten Kardelen, tedavi sonrası takip sürecinin devam edeceğini bildirdi.</p><p>Hastalığın bazı vakalarda altta yatan farklı nedenlere bağlı gelişebildiğini ifade eden Kardelen, 'Hastamızda ise nedeni tam olarak bilinmeyen, kendiliğinden gelişen anormal damar çoğalması söz konusu. Tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu süreç multidisipliner bir ekiple yürütüldü.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Ekici de hastalığın erken tanı ve tedavisinin büyük önem taşıdığını, gecikmesi halinde kalıcı hasar ve engelliliğe neden olabileceğini vurguladı.</p><p>Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Aycan ise tedavi sürecinde hastanın özel yöntemlerle yakından takip edildiğini kaydetti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/kirgizistanli-cocuk-akdeniz-universitesi-hastanesinde-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/kirgizistanli-cocuk-akdeniz-universitesi-hastanesinde-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="38411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Risk grubundaki kişilere sıcak havalarda dikkatli olmaları uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/risk-grubundaki-kisilere-sicak-havalarda-dikkatli-olmalari-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/risk-grubundaki-kisilere-sicak-havalarda-dikkatli-olmalari-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Kenan Topal, kronik hastalığı olanlar, hamileler, çocuklar ve 65 yaş üstü kişilerin sıcak havanın olumsuz etkilerine karşı dikkatli olmaları gerektiğini belirtti.</p><p>Doç. Dr. Topal, AA muhabirine, aşırı sıcak havanın vücudun ısı dengesini bozabileceğini söyledi.</p><p>Risk grubundaki kişilerin, sıcak havadan daha fazla etkilenebileceğini dile getiren Topal, 'Özellikle hamile kadınlar, 1-5 yaş arasındaki çocuklar ve 65 yaş üzerindeki kişiler riskli gruplar olarak tanımlanıyor. Bunun dışında kronik hastalığı olanlar yüksek sıcaklık artışlarından olumsuz etkileniyor.' dedi.</p><p>Topal, yaz aylarında sıvı kaybının önlenmesi için yeterli miktarda su tüketilmesinin önemli olduğunu vurguladı. </p><p>Uzun süre güneşe maruz kalınmasının sıcak çarpmasına neden olabileceğini belirten Topal, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Özellikle güneş ışınlarının dik olarak geldiği öğle saatlerinde dışarı çıkılmamasını tavsiye ediyoruz. Hamile kadınlar, küçük yaşta çocuğu olanlar ve yaşlı bireyler sağlıklarını korumak için daha tedbirli davranırlarsa önemli olur. Kronik hastalığı olan kişilerin kontrollerini tam yaptırmaları ve gerekli tedavilerine birebir uymaları, bunları dikkate alarak günlük hayatlarını planlamaları önemlidir. Hafif ve pamuklu giysiler giymek, terlemeyi önleyen giysilerden kaçınmak da gerekir. Özellikle havalandırması olan odalar ve gölge alanlar tercih edilmeli, sıcaklıklara direkt maruz kalınacak açık hava faaliyetlerinden kaçınılmalı.'</p><p>Topal, sıcak havanın etkisiyle görülebilecek olumsuzluklarda sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/risk-grubundaki-kisilere-sicak-havalarda-dikkatli-olmalari-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/risk-grubundaki-kisilere-sicak-havalarda-dikkatli-olmalari-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="54016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek böbrekte gelişen iki tümör organ koruyucu ameliyatla çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/tek-bobrekte-gelisen-iki-tumor-organ-koruyucu-ameliyatla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/tek-bobrekte-gelisen-iki-tumor-organ-koruyucu-ameliyatla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Sağlık Grubu'ndan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Rahim Horuz: - 'Tek böbreği bulunan hastalarda en büyük hedefimiz yalnızca kanseri temizlemek değil, aynı zamanda hastayı diyalize ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilecek durumda bırakmaktır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Tek böbreğinde gelişen iki tümör nedeniyle diyaliz riskiyle karşı karşıya kalan 69 yaşındaki Mustafa Uyan, Medipol Mega Üniversite Hastanesinde gerçekleştirilen organ koruyucu ameliyatla tedavi edildi.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, 17 yıl önce böbrek kanseri nedeniyle bir böbreğini kaybeden Uyan'ın tek böbreğinde 7 ve 4 santimetre büyüklüğündeki iki ayrı tümör gelişti.</p><p>Rutin kontrollerini aksattığı dönemde tek böbreğinde yeniden tümör geliştiğini öğrenen Uyan, Medipol Sağlık Grubu'ndan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Rahim Horuz tarafından gerçekleştirilen ameliyatın ardından sağlığına kavuştu.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Horuz, tek böbrekte gelişen tümörlerin tedavisinin standart vakalara göre çok daha hassas planlandığını belirtti.</p><p>Horuz, ameliyatın her aşamasının büyük titizlik gerektirdiğini vurgulayarak, 'Tek böbreği bulunan hastalarda en büyük hedefimiz yalnızca kanseri temizlemek değil, aynı zamanda hastayı diyalize ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilecek durumda bırakmaktır. Kanserli dokuyu tamamen çıkarmak kadar sağlam böbrek dokusunu korumak da hayati önem taşıyor.' ifadelerini kullandı. </p><p>- 'Belirli aralıklarla kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor'</p><p>Ameliyatın teknik açıdan oldukça zorlu geçtiğini aktaran Horuz, amaçlarının böbreğin çalışmaya devam etmesini sağlamak olduğunu belirtti.</p><p>Horuz, böbrek kanseri geçiren hastaların ömür boyu takip edilmesi gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Operasyon sırasında böbreği geçici olarak dolaşımdan ayırıp soğutarak sağlıklı dokunun zarar görmesini önlemeye çalıştık. Amacımız tümörleri tamamen temizlerken böbreğin çalışmaya devam etmesini sağlamaktı. Operasyon sonunda hem kanserli dokuları tamamen çıkardık hem de hastanın böbrek fonksiyonlarını korumayı başardık. Böbrek tümörleri tedavi edilse bile belirli aralıklarla kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor. Düzenli görüntüleme ve muayeneler sayesinde olası nüksler erken dönemde tespit edilebilir. Erken yakalanan tümörlerde hem organ koruyucu cerrahi şansı artıyor hem de hastaların yaşam kalitesi korunabiliyor.' <br></p><p>Mustafa Uyan ise yıllar önce böbrek kanseri nedeniyle sağ böbreğini kaybettiğini, yıllarca sağlıklı bir yaşam sürmesine rağmen tek böbreğinde yeniden tümör geliştiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İlk hastalığının tesadüfen ortaya çıktığını aktaran Uyan, '2009'da yaşadığım sırt ağrısının ardından yapılan tetkiklerde sağ böbreğimde tümör tespit edildi ve böbreğim tamamen alındı. Bir süre düzenli kontrollerime gittim ancak zamanla aksattım. Yıllar sonra bu kez idrarda kan görünce hiç vakit kaybetmeden hastaneye başvurdum. Tek böbreğim olduğu için çok büyük bir korku yaşadım. Diyalize girmekten endişe ediyordum. Doktoruma güvendim, bugün yeniden sağlıklı bir yaşam sürdürüyorum.' değerlendirmesini yaptı. <br></p><p>Uyan, tedavi sürecinde Horuz'un kendisine verdiği güvenin moralini yükselttiğini belirterek, ameliyatının başarılı geçtiğini ifade etti.</p><p>İlk kez bu kadar güven duyduğunu ve umutlandığını vurgulayan Uyan, şunları kaydetti:</p><p>'Rahim Hocamız süreci en ince ayrıntısına kadar anlattı. İlk kez bu kadar güven duydum ve yeniden umutlandım. Ameliyatım başarılı geçti. Bugün çok şükür sağlıklıyım ve normal hayatıma devam edebiliyorum. Benim yaşadıklarımı kimsenin yaşamamasını isterim. Bu yüzden özellikle böbrek kanseri geçiren hastaların kontrollerini asla aksatmaması gerekiyor. Erken teşhis ve doğru tedavi gerçekten hayat kurtarıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/tek-bobrekte-gelisen-iki-tumor-organ-koruyucu-ameliyatla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/tek-bobrekte-gelisen-iki-tumor-organ-koruyucu-ameliyatla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="34205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Amerikan Hastanesi törenle açıldı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/antalya-amerikan-hastanesi-torenle-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/antalya-amerikan-hastanesi-torenle-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Antalya Amerikan Hastanesi, düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p><p>Koç Holding Sağlık Grubu Başkanı Dr. Erhan Bulutcu, Muratpaşa ilçesindeki hastane binasında düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Antalya Amerikan Hastanesi ile Koç Healthcare'in uzun yıllara dayanan sağlık deneyimini ve Amerikan Hastanesinin hasta odaklı yaklaşımını Antalyalılarla buluşturduklarını söyledi.</p><p>Antalya'da sağlık turizmine daha çok ağırlık vermek istediklerini belirten Bulutcu, öte yandan eğitim ve araştırmaya verdikleri önemden dolayı bünyelerindeki Koç Üniversitesi Hastanesi grubu ile de hizmet vermeyi sürdürdüklerini dile getirdi.</p><p>Geleceğin sağlık hizmetlerinde en önemli konulardan birinin yapay zekayla hareket eden dijital tıp dünyası olduğunu vurgulayan Bulutcu, 'Bunlarla ilgili bir başka yatırım hizmetimiz de uzaktan muayene aletlerinin hayata geçirilmesi alanında oldu. Bu aletlerle kronik hasta takibi ve geriatride Antalya'da hizmet vermeye çalışacağız.' dedi.</p><p>İnovasyon ve eğitime ayrıca önem verdiklerine işaret eden Bulutcu, geleceğin sağlığına yönelen, insan odaklı yaklaşımla entegre bir platformla uğraştıklarını, Antalya'ya da bu platformu getirmek istediklerini kaydetti.<br></p><p>Bulutcu, Antalya'daki Anatolia Hastanelerinin köklü bir geçmişi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:</p><p>'Antalya'ya son yıllarda 17 milyona yakın turist gelmekte ve turistlerin sağlığı çok önemli. İstanbul dışında İzmir'den sonra Antalya ve Akdeniz Bölgesi'ni bir sağlık üssü yapmaya karar verdik. Bu merkezi kurarken de dijital sağlık hizmetlerinden hücresel kanser tedavilerine kadar ve de uluslararası eğitime kadar entegre bir hizmeti getirmeyi planlıyoruz. İçinde bulunduğumuz bu hastane Anatolia grubunun tarihi bir hastanesiydi. Biz burayı birinci faz yatırımı olarak görüyoruz.'</p><p>Bu hastanede ilk önce teknolojik altyapısı güçlü bir sağlık hizmetini hayata geçirdiklerini anlatan Bulutcu, hastanede hizmet vermek üzere özellikle kanser cerrahisi, kalp damar hastalıkları, ortopedi ve üroloji alanında yeni teknolojilerle ülkeye akademik eğitim veren grup liderlerini seçtiklerini ifade etti.</p><p>Bulutcu, bu liderlerin Antalya'da ikinci fazda hizmete geçirmeyi planladıkları uluslararası kanser merkezinin de liderleri olacağını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Konuşmaların ardından protokol üyeleri, hastanenin açılış kurdelesini keserek, hasta odalarını ve ameliyathaneyi gezdi.</p><p>Açılışa, Antalya İl Sağlık Müdürü Behzat Özkan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, iş dünyasının temsilcileri ve doktorlar katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/antalya-amerikan-hastanesi-torenle-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/antalya-amerikan-hastanesi-torenle-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="69241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme engelli kadın, kadavradan yapılan böbrek nakliyle diyalizden kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kahramanmaraş'ta böbrek yetmezliği nedeniyle bir yıldır diyalize giren Ümran Akkaya, kadavradan yapılan nakille yeniden sağlığına kavuştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ta 10 yıldır böbrek hastalığıyla mücadele eden ve son bir yıldır diyaliz tedavisi gören doğuştan işitme engelli 36 yaşındaki Ümran Akkaya, kadavradan yapılan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu.</p><p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde böbrek yetmezliği tedavisi gören Akkaya'ya, trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 19 yaşındaki bir gencin bağışlanan böbreği başarılı operasyonla nakledildi.</p><p>Yaklaşık 4 aydır organ bekleme listesinde bulunan Akkaya, sabah saatlerinde gelen uygun organ haberiyle hastaneye çağrıldı. Yapılan değerlendirmelerde doku uyumu ve tıbbi kriterler doğrultusunda adaylar arasından seçilen Akkaya'nın ameliyatı yaklaşık 3 saat sürdü.</p><p>Naklin ardından sağlık durumu iyi olan Akkaya'nın tedavisi hastanede devam ediyor.</p><p>Akkaya'nın annesi Hasibe Akkaya, AA muhabirine, kızının yaklaşık bir yıldır diyalize girdiğini belirterek, sabah erken saatlerde gelen telefonla büyük sevinç yaşadıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Organ bağışında bulunan gencin ailesine minnettar olduklarını dile getiren Akkaya, 'Yapılan değerlendirmelerde 5 hasta arasından kızım seçildi. Çok mutlu olduk. Organ bağışında bulunan gencin vefat ettiğini öğrenince çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Ailesine çok teşekkür ediyorum. Ömrümün sonuna kadar dualarımda olacaklar, her zaman hayırla anacağım.' dedi.</p><p>KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Yan Dal Araştırma Görevlisi Dr. Esra Taşgetiren​​​​​​​ de Sağlık Bakanlığınca gönderilen uygun alıcı listesi doğrultusunda hastaları değerlendirdiklerini anlattı.</p><p>Sabah saatlerinde Ümran Akkaya'yı hastaneye çağırdıklarını ifade eden Taşgetiren, 'Diğer aday hastalarla birlikte doku uyumu ve tetkiklerini değerlendirdik. En uygun alıcı Ümran Akkaya oldu. Nakil başarılı geçti, herhangi bir sorun yaşanmadı. Hastamızın genel sağlık durumu iyi.' diye konuştu.</p><p>KSÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Sezgin Topuz ise ameliyatın yaklaşık 3 saat sürdüğünü belirterek, 'Beyin ölümü gerçekleşen gencimizin ailesinin organ bağışı sayesinde böbreklerden biri hastamıza nakledildi. Yaklaşık bir yıldır diyaliz tedavisi gören hastamıza başarılı bir böbrek nakli gerçekleştirdik. Şu anda hastamızın durumu gayet iyi. Bundan sonraki süreçte böbreğin vücut tarafından kabul edilmesini yakından takip edeceğiz.' ifadelerini kullandı.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kahramanmaraš</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="97351"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SANKON ve SATKON 'Ortadoğu Sağlık Turizmi Zirvesi' gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/sankon-ve-satkon-ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/sankon-ve-satkon-ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu: - 'Sağlık alanında kurulan her ortaklık yalnızca ekonomik işbirliği değil, aynı zamanda kalıcı dostlukların da temelidir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) ile Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKON) işbirliğinde 'Ortadoğu Sağlık Turizmi Zirvesi' düzenlendi.</p><p>Ankara'da gerçekleştirilen zirvede, Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki sağlık turizmi ilişkileri ve yatırım fırsatları ele alındı.</p><p>Başkentte kamu görevlileri, sağlık turizmi profesyonelleri, hastane yöneticileri, iş insanları, diplomatlar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla organize edilen zirvede, Orta Doğu coğrafyasındaki devletler ile Türkiye arasında sağlık yatırımlarının artırılması ve sürdürülebilir ortak projelere zemin hazırlayacak adımlar masaya yatırıldı.</p><p>SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu, programın açılışında yaptığı konuşmada, sağlık, bilim, ticaret ve kardeşlik temelinde yeni bir dönemin kapılarını aralamayı hedeflediklerini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dünyanın birçok bölgesinde çatışmaların yaşandığı bir dönemde zirvenin Ankara'da yapılmasını son derece anlamlı bulduklarını aktaran Cevahiroğlu, 'Barışın en güçlü dili sağlıktır. İnsan hayatını merkeze alan her girişim ülkeler arasında güven inşa eder. Sağlık alanında kurulan her ortaklık yalnızca ekonomik işbirliği değil, aynı zamanda kalıcı dostlukların da temelidir.' dedi.</p><p>Türkiye'nin güçlü sağlık altyapısı, şehir hastaneleri, nitelikli hekimleri ve modern sistemleriyle dünyanın sayılı sağlık destinasyonlarından biri haline geldiğine dikkati çeken Cevahiroğlu, bu vizyona katkılarından dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.</p><p>- 'Tıbbi cihaz sektörü, tarihte görülmemiş bir hızla gelişiyor'</p><p>SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş da medikal teknolojiler ve tıbbi cihaz sektörünün hızla geliştiğine işaret etti.</p><p>Yapay zeka destekli erken teşhis sistemlerinin kanser gibi kritik hastalıkları yüzde 98'e varan doğruluk oranıyla önceden tespit edebildiğini ve Çin'deki insansız hastane modellerinin tıp dünyasının ulaştığı noktayı gösterdiğini anlatan Altuntaş, 'Geçmişte yüksek risk ve komplikasyon taşıyan cerrahi operasyonlar bugün ileri teknoloji sayesinde neredeyse sıfır riskle gerçekleştirilebilir boyuta ulaşmıştır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Küresel gelir adaletsizliği nedeniyle bu teknolojik imkanların yeryüzünün her köşesinde eşit paylaşılamadığına dikkati çeken Altuntaş, dünyadaki savunma harcamalarına kıyasla kaynakların insan hayatını kurtarmaya aktarılması yönünde güçlü bir iradeye ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.</p><p>Altuntaş, ilerleyen süreçte Afrika, Türk devletleri, Balkanlar, Avrupa ve Asya'da planlanan zirvelerin ardından 'Dünya Sağlık Turizmi Zirvesi'ni düzenlemeyi hedeflediklerini kaydetti.</p><p>SATKON Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Haşmet Mesut Özsoy ise sağlık turizminin yalnızca ekonomik bir alan değil, insanlığı birbirine yakınlaştıran güçlü bir barış köprüsü olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p>Savaşların sınır çizerken sağlık konusunun sınırları ortadan kaldırdığını ifade eden Özsoy, 'Acının dili olmadığı gibi şifanın da milliyeti yoktur. Gelin, rekabeti düşmanlığa değil kaliteye çevirelim. Sınırları hastaların umudu için aşalım.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Zirve, açılış konuşmalarının ardından sağlık turizmi, medikal yatırımlar ve tıbbi cihazlar gibi alanlara odaklanan panellerin düzenlenmesiyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/sankon-ve-satkon-ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/sankon-ve-satkon-ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-gerceklestirdi.jpg" type="image/jpeg" length="26148"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biruni Üniversitesinden yapay zeka destekli ilaç tasarımına ilişkin değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/biruni-universitesinden-yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimina-iliskin-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/biruni-universitesinden-yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimina-iliskin-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulilah Ece: - 'Yapay zeka tarafından tasarlanan bazı moleküllerin sentezlenerek deneysel çalışmalarda doğrulanması, bu teknolojinin ilaç geliştirme süreçlerinde ulaştığı noktayı göstermesi açısından önem taşıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulilah Ece, yapay zeka destekli ilaç tasarımının Türkiye'nin özgün molekül geliştirme kapasitesini artırabileceğini belirtti.<br></p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Abdulilah Ece, yapay zekanın mevcut molekül kütüphanelerini taramanın ötesine geçtiğini vurgulayarak, üretken yapay zeka modellerinin, belirli bir hastalık hedefi için daha önce sentezlenmemiş yeni moleküller tasarlayabildiğini aktardı.</p><p>Normalde imkansız veya aylarca sürebilecek proteinlerin, nükleik asitler ve küçük moleküller arasındaki etkileşimlerin analizler, modellemeleri, yeni çıkan sistemler, yazılımlar ve bilgisayar donanımlarındaki hızlı gelişmelerle beraber artık hızlıca yapılabildiğini kaydeden Ece, 'Yapay zeka tarafından tasarlanan bazı moleküllerin sentezlenerek deneysel çalışmalarda doğrulanması, bu teknolojinin ilaç geliştirme süreçlerinde ulaştığı noktayı göstermesi açısından önem taşıyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Ece, yapay zeka destekli sistemlerin Türkiye'nin yerli ve özgün ilaç geliştirme hedefini güçlendirebileceğini ve bu alana yapılacak yatırımların kritik önemine değinerek, şöyle devam etti:</p><p>'İlaç geliştirme yarışında yalnızca büyük bütçelere sahip olmak yeterli değildir. Veriyi doğru kullanmak ve doğru molekülü erken aşamada belirlemek de büyük önem taşır. Yapay zeka, akademik araştırma merkezlerinin ve yerli ilaç şirketlerinin kaynaklarını daha verimli kullanmasına yardımcı olabilir. Hastalık hedefinin belirlenmesinden molekül tasarımına, sanal taramadan yan etki tahminine kadar birçok aşama ülkemizde yürütülebilir.'</p><p>Bu alanda hem yurt içi hem de yurt dışında eğitim veren Ece, yerli ilaç hedefinin yalnızca bir molekülün Türkiye'de üretilmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, özgün biyolojik hedefin belirlenmesi, özgün molekülün tasarlanması, patentinin alınması, bilimsel bilgi birikiminin oluşturulması ve üretim teknolojisinin geliştirilmesinin birlikte ele alınması gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Geleneksel ilaç geliştirme çalışmalarında çok sayıda molekülün sentezlenmesi ve laboratuvarda ayrı ayrı test edilmesinin ciddi zaman, maliyet ve insan gücü gerektirdiğini vurgulayan Ece, 'Yapay zeka ise mevcut verilerden öğrenerek milyonlarca molekülü kısa sürede değerlendirebiliyor ve daha önce sentezlenmemiş yeni molekül önerileri oluşturabiliyor.' bilgisini paylaştı.</p><p>Ece, yapay zeka sistemlerinin moleküllerin çözünürlük, emilim, dağılım, metabolizma, vücuttan atılım ve toksisite özellikleri hakkında da erken aşamada öngörüler sunabildiğini aktararak, bu sayede laboratuvara taşınacak aday moleküllerin daha doğru seçilebildiğini vurguladı.</p><p>Bilgisayar destekli ilaç tasarımı alanındaki çalışmalarına da değinen Ece, 'Bilgisayar/Yapay Zeka Destekli İlaç Tasarım Merkezi'mizde moleküler mekanik, moleküler kenetleme, sanal tarama ve moleküler dinamik gibi yöntemlerin yanında kuantum hesaplamalarından da yararlanıyoruz. Bu yöntemlerle ilaç adayı moleküllerin biyolojik hedeflerle nasıl etkileşime girdiğini, bağlanma gücünü ve ilaç olma potansiyelini bilgisayar ortamında inceliyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Ece, alzaymır hastalığından kansere, mikrobiyal enfeksiyonlardan enflamasyona, aşı çalışmalarına kadar farklı alanlarda molekül tasarımı çalışmalarını hem ulusal hem de uluslararası birçok işbirlikleriyle yürüttüklerini kaydetti.</p><p>Ece, yapay zeka ile tasarlanan bir ilaç adayının faz 2 aşamasına ulaştığına değinerek, bu gelişmenin teknolojinin ilaç geliştirme süreçlerinde geldiği noktayı ortaya koyduğuna dikkati çekti.<br></p><p>- Tahminler, deneysel çalışmalarla doğrulanmalı</p><p>Yapay zekanın sunduğu sonuçların doğrudan ilaç olarak kabul edilemeyeceği uyarısında bulunan Ece, bilgisayar ortamındaki tahminlerin deneysel çalışmalarla doğrulanmasının zorunlu olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ece, yapay zeka tarafından önerilen bir molekülün bilgisayarda güçlü görünmesinin, onun güvenli ve etkili bir ilaç olduğu anlamına gelmediğini işaret ederek, 'Molekülün sentezlenmesi, hücre ve doku deneylerinde test edilmesi, hayvan çalışmaları ile klinik araştırmalardan geçmesi gerekir. Yapay zeka, bu uzun yolculuğun başlangıç aşamasını daha bilinçli ve verimli hale getiren bir karar destek aracıdır.' bilgisini paylaştı.</p><p>Yerli ilaç geliştirilmesi için biyoloji, kimya, tıp gibi alanlardan uzmanlarının birlikte çalışması gerektiğini belirten Ece, yapay zekanın tek başına ilaç geliştiremediğini ve doğru biyolojik hedefi belirleyecek bilim insanlarına, molekülü tasarlayacak uzmanlara, sentez laboratuvarlarına ve biyolojik test altyapısına ihtiyaç olduğunu kaydetti.</p><p>Ece, üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, teknoparkların ve ilaç sanayisinin ortak hareket etmesi halinde Türkiye'nin özgün ilaç geliştirme kapasitesinin önemli ölçüde güçlenebileceğini vurguladı.</p><p>Yapay zekanın etkin kullanılması için nitelikli veri ve uzman insan kaynağının kritik önem taşıdığını aktaran Ece, 'Teknolojinin gücü, onu kullanan bilim insanının bilgisi ve yönelttiği doğru sorularla ortaya çıkar. Hedefimiz yalnızca yapay zekayı kullanan değil, kendi modellerini, moleküllerini ve teknolojisini geliştiren bir ülke olmak olmalıdır.' ifadelerini kullandı.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/biruni-universitesinden-yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimina-iliskin-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/biruni-universitesinden-yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimina-iliskin-degerlendirme.jpg" type="image/jpeg" length="15737"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi öğrencisinden kanama bozukluğu için yenilikçi sistem]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Funda Azra Yılmaz: - 'Bu projeyi geliştirirken yalnızca bir tasarımcı olarak değil, aynı zamanda aynı tedavi sürecini deneyimleyen bir kullanıcı olarak hareket ettim']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Funda Azra Yılmaz, kalıtsal kanama bozukluğuna sahip bireylerin evde tedavi süreçlerini desteklemek amacıyla 'HemoCare' adlı sistem geliştirdi.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Yılmaz, Prof. Dr. Özlem Er, Refik Burak Atatür, Batuhan Esirger ve Yeşim Eröktem yürütücülüğünde Mezuniyet Projesi dersi kapsamında geliştirdiği sistemle damar yolu tedavisinin daha güvenli, sistemli ve kullanıcı dostu şekilde yönetilmesini hedefliyor.<br></p><p>Kendisinin de kalıtsal bir kanama bozukluğu olan 'von Willebrand' hastalığına sahip olması nedeniyle damar yolu tedavi sürecini yakından deneyimleyen Yılmaz, söz konusu projeyi hastaların evde tedavi süreçlerinde karşılaştıkları güçlüklerden yola çıkarak hayata geçirdi.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bireylerin kendi kendine tedavi süreçlerini desteklemeyi ve tedaviye uyumlarını artırmayı amaçlayan HemoCare, fiziksel tedavi kiti, mobil uygulama ve tedavi için gerekli malzemelerin düzenli temin edilmesini sağlayan abonelik sisteminden oluşuyor.<br></p><p>Sistemin dikkati çeken özelliklerinden taşıma çantası, açıldığında kullanıcıyı adım adım yönlendiren bir hazırlık matına dönüşüyor. Soğuk zincir bölmesi ve silikon damar modeli de tedavi sürecini destekleyen bileşenler arasında yer alıyor. Mobil uygulama da tedavi takibi, ilaç stoku yönetimi ve hatırlatma özelliklerini tek bir platformda sunarken, kullanıcıyı tedavi sürecine aktif dahil eden interaktif yapısıyla öne çıkıyor.<br></p><p>- 'Bütüncül bir yaklaşım sunuyor'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Funda Azra Yılmaz, mevcut çözümlerin çoğunlukla yalnızca saklama veya takip işlevlerine odaklandığını, HemoCare'nin ise tedavi deneyimini baştan sona ele alan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu belirtti.</p><p>Yılmaz, Türkiye'de kalıtsal kanama bozukluğuna sahip bireylere yönelik kapsamlı bir mobil uygulamanın bulunmamasının projenin geliştirilmesinde belirleyici unsurlar arasında yer aldığını aktararak, şunları kaydetti:</p><p>'HemoCare, estetik ve kullanım kolaylığını bir arada ele alarak tedavi sürecinin günlük yaşama daha kolay entegre edilmesine olanak sağlıyor. Bu projeyi geliştirirken yalnızca bir tasarımcı olarak değil, aynı zamanda aynı tedavi sürecini deneyimleyen bir kullanıcı olarak hareket ettim. Amacım, bireylerin kendi kendine tedavi sürecini destekleyen ve tedavilerini daha güvenli bir şekilde yönetmesini teşvik eden bütünleşik bir sistem geliştirmekti.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem.jpg" type="image/jpeg" length="52063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekerlekli sandalyeyle girdiği merkezden yürüyerek çıktı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/tekerlekli-sandalyeyle-girdigi-merkezden-yuruyerek-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/tekerlekli-sandalyeyle-girdigi-merkezden-yuruyerek-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kaybettiği bacaklarına Hatay Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi doktorlarınca protez takılan diyabet hastası Vedi Mengüllüoğlu, 8 yıl sonra tekerlekli sandalyeden kurtuldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HATAY (AA) - ALİ KÜÇÜK - Bacakları ampute edilen 63 yaşındaki diyabet hastası Vedi Mengüllüoğlu, Hatay Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi doktorlarınca tasarlanan protezler sayesinde yeniden yürümeye başladı.</p><p>Şeker hastalığı olarak da adlandırılan diyabetle mücadele eden tır şoförü Mengüllüoğlu, 8 yıl önce çalışmak için Rusya'ya gitti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Evli ve 7 çocuk babası Mengüllüoğlu, kullandığı tırın Sibirya yakınlarında arızalanması nedeniyle soğuk havada mahsur kaldı.</p><p>Kangren olan sağ bacağı, hastanede diz bölgesinden ampute edilen Mengüllüoğlu, tekerlekli sandalye kullanmaya başladı.</p><p>Mengüllüoğlu'nun hastalığın etkisiyle kötüleşen sol bacağı da 2 yıl önce diz altından kesildi.</p><p>Yeniden yürümek isteyen Mengüllüoğlu, Hatay Valiliği ve Fiziksel Engelliler Vakfı aracılığıyla Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi yerleşkesine kurulan merkeze başvurdu.</p><p>Merkez doktorlarınca tasarlanan protezleri operasyonla takılan Mengüllüoğlu, ayağa kalkmanın mutluluğunu yaşadı.</p><p>- 'Lavaboya iki kişi götürüp getiriyordu'</p><p>Vedi Mengüllüoğlu, AA muhabirine, protezlerine alışmak için merkezde fizyoterapi gördüğünü söyledi.</p><p>Hayatının kolaylaştığını dile getiren Mengüllüoğlu, 'Geçmiş benim için karanlık. Lavaboya iki kişi götürüp getiriyordu. Başta Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan, Fiziksel Engelliler Vakfı ve Sayın Vali'mizin sayesinde protezlere kavuştum. Allah razı olsun, onların sayesinde ayaktayım.' diye konuştu.</p><p>Mengüllüoğlu, tekerlekli sandalye kullanmaktan kurtulduğunu belirtti.</p><p>Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi'nde görevli ortopedi teknikeri Yağmur Durmaz da kendilerine tekerlekli sandalyeyle gelen Mengüllüoğlu'nun evine yürüyerek gittiğini belirterek, şunları anlattı:<br></p><p>'Protezlerini ilk teslim ettiğimizde hastamızın ayağa kalkıp yürüdüğündeki gülümsemesi hepimizi çok mutlu etti. Kendisine merkezde yürüyüş eğitimleri verdik ve çok kısa sürede toparlanıp ayağa kalktı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Hatay</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/tekerlekli-sandalyeyle-girdigi-merkezden-yuruyerek-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/tekerlekli-sandalyeyle-girdigi-merkezden-yuruyerek-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="69529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde yaz sıcakları için 'sıvı kaybı ve güneş hassasiyeti' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/kanser-tedavisinde-yaz-sicaklari-icin-sivi-kaybi-ve-gunes-hassasiyeti-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/kanser-tedavisinde-yaz-sicaklari-icin-sivi-kaybi-ve-gunes-hassasiyeti-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Yasin Kutlu: - 'Doğru önlemler alındığında hastalar seyahat edebilir, dışarı çıkabilir ve günlük yaşamlarını sürdürebilir. Ancak sıvı tüketimi, güneşten korunma ve gıda güvenliği konusunda daha dikkatli olunmalıdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Yasin Kutlu, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören hastalarda sıvı kaybından güneş hassasiyetine kadar birçok riski beraberinde getirdiğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Kutlu, kanser hastaları için yaz aylarının bilinçli hareket edilmesi gereken bir süreç olduğunu aktardı. </p><p>Kutlu, hastaların yaz aylarında yaşamdan uzak kalmasına gerek olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Doğru önlemler alındığında hastalar seyahat edebilir, dışarı çıkabilir ve günlük yaşamlarını sürdürebilir. Ancak sıvı tüketimi, güneşten korunma ve gıda güvenliği konusunda daha dikkatli olunmalıdır. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve radyoterapi alan hastalarda sıcak hava bazı yan etkileri artırabilir. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten doğru korunma ve güvenilir gıda seçimi yaz aylarını daha güvenli geçirmenin anahtarıdır.' </p><p>Yaz sıcaklarında terlemeyle vücudun daha fazla sıvı ve mineral kaybettiğini belirten Kutlu, özellikle aktif kanser tedavisi gören hastalarda bu durumun daha ciddi sonuçlara yol açabileceğini aktardı.</p><p>Kutlu, hastaların susamayı beklemeden gün boyunca sık aralıklarla su tüketmesini önerdiklerini vurgulayarak, 'Kemoterapi, radyoterapi veya immünoterapi alan hastalarda bulantı, kusma, ishal ve iştahsızlık gibi yan etkiler de varsa sıvı kaybı hızlanabiliyor. Ayran ve çorba gibi sıvılar da tercih edilebilir. Ancak kalp veya böbrek hastalığı bulunan kişilerde sıvı miktarı mutlaka hekim önerisine göre belirlenmelidir.' ifadelerini kullandı. </p><p>- 'Dışarıda tüketilen yiyeceklerin tazeliğine dikkat edilmelidir'</p><p>Bazı kanser tedavilerinin cildi güneş ışınlarına karşı daha hassas hale getirdiğini ifade eden Kutlu, kemoterapi ilaçları, hedefe yönelik tedaviler ve radyoterapi sonrasında güneş yanıklarının çok daha kısa sürede gelişebildiğini belirtti. </p><p>Kutlu, fiziksel korunma yöntemlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini aktararak, 'Özellikle öğle saatlerinde doğrudan güneş altında kalınmamalı, gölge alanlar tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve açık renkli kıyafetler kullanılmalıdır. En az 30 faktörlü, geniş spektrumlu güneş koruyucular tercih edilmeli ve iki saatte bir yenilenmelidir. Ancak güneş kremi tek başına yeterli değildir, fiziksel korunma yöntemleri de ihmal edilmemelidir.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda yaz aylarında gıda kaynaklı enfeksiyon riskinin arttığını vurgulayan Kutlu, kanser ilaçlarının saklama koşullarına da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Kutlu, doğru önlemler alındığında hastalar için yaz aylarının güvenli ve konforlu şekilde geçirilebileceğini belirterek, şu tavsiyelerde bulundu:</p><p>'Açıkta beklemiş yiyeceklerden, iyi pişmemiş et ve yumurtadan, çiğ deniz ürünlerinden ve soğuk zinciri bozulmuş gıdalardan uzak durulmalıdır. Meyve ve sebzeler mutlaka iyice yıkanmalı, dışarıda tüketilen yiyeceklerin tazeliğine dikkat edilmelidir. Ayrıca kanser ilaçlarının saklama koşulları da ihmal edilmemeli, bazı ilaçlar oda sıcaklığında, bazıları ise buzdolabında muhafaza edilmelidir. Doğru önlemler alındığında hastalar yaz aylarını güvenli ve konforlu bir şekilde geçirebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/kanser-tedavisinde-yaz-sicaklari-icin-sivi-kaybi-ve-gunes-hassasiyeti-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/07/agency/aa/kanser-tedavisinde-yaz-sicaklari-icin-sivi-kaybi-ve-gunes-hassasiyeti-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="89655"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
