<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Memleketten Haber</title>
    <link>https://www.memlekettenhaber.com</link>
    <description>Memleketinizin Haberlerini Okuyun</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.memlekettenhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 00:45:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sabri Ülker Vakfı beslenme ve sağlık iletişimi programının çıktılarını paylaştı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/sabri-ulker-vakfi-beslenme-ve-saglik-iletisimi-programinin-ciktilarini-paylasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/sabri-ulker-vakfi-beslenme-ve-saglik-iletisimi-programinin-ciktilarini-paylasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş: - 'Sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Sabri Ülker Vakfının sağlık okuryazarlığını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği 'Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı' kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı.<br></p><p>Vakıftan yapılan açıklamaya göre, program çıktıları, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir beslenme bilgisini topluma aktarmada kritik bir rol üstlendiğini ortaya koydu.</p><p>Sağlık alanındaki bilgi kirliliğinin artması nedeniyle bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla doğru kanallar aracılığıyla buluşturulması, önem taşıyor. Bu ihtiyaçtan hareketle 2022'de başlatılan program ile hekim ve eczacıların beslenme ve iletişim alanındaki bilgi birikimi güçlendirilerek, toplum sağlığına katkı sunuluyor.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu kapsamda, bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitimin içeriği 90 bin kez izlendi. Programın çıktıları, Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş'un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda paylaşıldı.</p><p>Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu üyeleri ile Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED), Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD), Ankara Eczacı Odası ve Pediatri Dünyası Derneğinden akademisyenler ve uzman isimlerin katıldığı toplantıda açıklanan veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel bilgiyi doğru ve anlaşılır biçimde aktarmasının toplum sağlığında önemli bir çarpan etkisi yarattığını gösterdi.<br></p><p>- 'Sağlık profesyonellerinin rolü kritik'</p><p>Açıklamada etkinlikteki açılış konuşmasına yer verilen Begüm Mutuş, Türkiye'de sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinde sağlık profesyonellerinin rolünün kritik olduğunu belirtti.</p><p>Sağlık alanında doğru bilgiye erişimin halihazırda toplum sağlığı açısından önemli konulardan biri haline geldiğini aktaran Mutuş, 'Bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında ise sağlık profesyonelleri en güçlü ve güvenilir kaynakların başında geliyor. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Mutuş, programla aile hekimlerinden iç hastalıkları uzmanlarına, pediatristlerden eczacılara kadar kapsamlı bir sağlık profesyoneli kitlesine ulaştıklarını belirterek, programı, yalnızca eğitim çalışması değil, sağlık alanındaki bilgi kirliliğiyle mücadele eden, bilimsel bilgiyi yaygınlaştıran ve toplumda sağlık okuryazarlığını destekleyen uzun vadeli bir sosyal etki modeli olarak değerlendirdiklerine dikkati çekti.</p><p>Gelecek dönemde de sağlık okuryazarlığını destekleyen öncü çalışmalar geliştirmeyi sürdüreceklerini anlatan Mutuş, bilimsel bilginin toplumla güvenilir kanallar üzerinden buluşmasına katkı sunmaya ve toplum sağlığı için uzun vadeli değer üretmeye devam edeceklerini aktardı.</p><p>- 'Doğrudan katkı sağladığını gördük'</p><p>Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. Nur Baran Aksakal da program kapsamında sunulan eğitimlerin sağlık profesyonellerinin günlük pratiklerine doğrudan katkı sağladığını gördüklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:<br></p><p>'Eğitimlere katılan aile hekimlerinin yüzde 88,4'ü, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 99,3'ü programın, hastalarına beslenme konusunda daha iyi hizmet sunmalarına katkı sağladığını belirtiyor. Katılımcıların önemli bölümü, edindikleri bilgileri klinik uygulamalarına dahil ettiklerini belirtirken, aile hekimlerinin yüzde 90'ı, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 96'sı bu eğitimlerin tıp fakültesi müfredatında yer alması gerektiğini düşünüyor. Beslenme bilgi düzeyinin artırılmasının kronik hastalık yönetimine katkı sağlayacağı görüşü, aile hekimlerinde yüzde 96'ya, iç hastalıkları uzmanlarında ise yüzde 99'a ulaşıyor. Tüm bu veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir bilgiyle güçlendirilmesinin toplum sağlığı açısından güçlü bir çarpan etkisi yarattığını ortaya koyuyor.'</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/sabri-ulker-vakfi-beslenme-ve-saglik-iletisimi-programinin-ciktilarini-paylasti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/sabri-ulker-vakfi-beslenme-ve-saglik-iletisimi-programinin-ciktilarini-paylasti.jpg" type="image/jpeg" length="58375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pfizer Türkiye ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesinden stratejik işbirliği]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/pfizer-turkiye-ve-ankara-bilkent-sehir-hastanesinden-stratejik-isbirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/pfizer-turkiye-ve-ankara-bilkent-sehir-hastanesinden-stratejik-isbirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Pfizer Türkiye Ülke Başkanı Metin Hullu: - 'Amacımız, Türkiye'nin küresel bilim ve bilgi ekosistemiyle bağlarını güçlendirmek ve bilimsel birikimini uluslararası alanda daha görünür kılmak']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Pfizer Türkiye, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile işbirliği protokolü imzaladı.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile imzalanan yeni protokol, klinik araştırmalarda işbirliğini derinleştirerek Türkiye'nin uluslararası araştırmalardaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor.</p><p>İşbirliği kapsamında, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, farklı 'terapötik' alanlarda bilimsel paylaşım, eğitim ve ortak çalışmalar desteklenerek klinik araştırma süreçlerinin daha etkin, kaliteli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine katkı sağlanması amaçlanıyor. Aynı zamanda hasta erişimini artırmaya ve toplum sağlığının geliştirilmesine katkı sunacak ortak bilimsel projelerin desteklenmesi de işbirliğinin hedefleri arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Pfizer Türkiye Ülke Başkanı Metin Hullu, hastaların hayatını değiştiren, 'bilim kazanacak' anlayışlarıyla, 1957'den bu yana küresel bilimsel birikimleriyle Türkiye'nin araştırma ekosistemi arasında güçlü bir köprü kurduklarını belirtti.</p><p>Hullu, sadece 2025'te ilaçları ve aşılarıyla dünya genelinde 448 milyondan fazla hastaya ulaşarak bu misyonları doğrultusunda önemli bir ilerleme kaydettiklerini vurgulayarak, 'Türkiye'de toplam hacmimizin yaklaşık yüzde 77'sini yerel olarak üreterek hem yerli üretimi destekliyor hem de ülkemizin ileri teknoloji üretim kapasitesine katkı sağlıyoruz. Amacımız, Türkiye'nin küresel bilim ve bilgi ekosistemiyle bağlarını güçlendirmek ve bilimsel birikimini uluslararası alanda daha görünür kılmak.' ifadelerini kullandı</p><p>Sağlığın, ekonomik kalkınma ve sürdürülebilir bir gelecek için temel bir unsur olduğunu aktaran Hullu, yenilikçi ve bilim temelli çözümlerin ekonomik, sosyal ve çevresel alanlarda önemli katkılar sağlayacağını belirtti.</p><p>Hullu, klinik araştırmaların ülkeler için stratejik bir alan olduğunu ve çok uluslu çalışmalara katılımın önemli fırsatlar sunduğunun altını çizerek, 'Sağlık alanında kamu paydaşlarıyla işbirliği içinde çalışmaya devam edeceğiz. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile hayata geçirilen bu işbirliğini son derece değerli buluyor, katkıları ve işbirliği için Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'ne teşekkür ediyoruz.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>- '2025'te klinik araştırmalara yönelik yatırımlarımız 1,7 milyar lira seviyesine ulaştı'</p><p>Pfizer Klinik Araştırmalar Türkiye, Rusya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu Klinik Araştırmalar Bölge Kıdemli Direktörü Dr. Gökhan Duman, klinik araştırmaların, hastaların yenilikçi tedavilere erişimini sağlarken aynı zamanda Türkiye'de bilimsel araştırma ortamının gelişmesine ve araştırmacıların küresel AR-GE süreçlerinde daha etkin rol almasına önemli katkı sunduğunu aktardı.</p><p>Duman, küresel ilaç AR-GE yatırımlarının ağırlıklı olarak ABD ve Avrupa'da yoğunlaştığını ancak Türkiye'nin endüstri sponsorlu aktif klinik araştırma sayısında dünyada ilk 20 ülke arasında yer alarak, bu alandaki güçlü potansiyelini açıkça ortaya koyduğunun altını çizdi.</p><p>Geçen yıl klinik araştırmalara yönelik yatırımlarının 1,7 milyar lira seviyesine ulaştığı bilgisini paylaşan Duman, şöyle devam etti:</p><p>'Türkiye'de ilaç AR‑GE'sinin gelişimini ve yüksek kalite standartlarında klinik araştırmalar yürütülmesini desteklemek amacıyla, 2000'den bu yana farklı illerde üniversiteler ve akademisyenlerle işbirliği içinde, Sağlık Bakanlığı onayıyla 39 eğitim programı hayata geçirdik ve 3 bin 500'ün üzerinde araştırmacıya klinik araştırma eğitimi sunduk. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'de bilimsel araştırma ortamının güçlenmesine ve yüksek nitelikli klinik araştırmaların sürdürülmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz.'</p><p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Köş ise Türkiye'nin, sahip olduğu güçlü sağlık altyapısının, geniş hasta erişimi ve klinik araştırmalardaki artan başarısıyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.</p><p>Köş, Türkiye'nin özellikle Kovid-19 salgını döneminde ortaya koyduğu başarının hem sağlık sistemlerinin kapasitesini hem de insan kaynakları özverisini net şekilde gösterdiğine işaret ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Ankara Bilkent Şehir Hastanesi olarak yaklaşık 1,2 milyon metrekarelik alanımız, 4 bin 100 yatak kapasitemiz, 20 bine yakın çalışanımız ve günlük on binlerce hasta başvurumuzla Türkiye'nin en büyük sağlık merkezlerinden biri olarak hizmet veriyoruz. Bu güçlü altyapının, klinik araştırmalar alanında da önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz. Hastalarımızın yenilikçi tedavilere erişimini desteklemek, araştırma süreçlerini kolaylaştırmak ve bu alanda çalışmak isteyen tüm paydaşlara gerekli desteği sağlamak önceliklerimiz arasında yer alıyor.'</p><p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur da Ankara Bilkent Şehir Hastanesinin açıldığı ilk günden itibaren hem altyapısı hem de süreçlerde sağladığı kolaylıklarla klinik araştırma alanında öne çıktığını vurguladı.</p><p>Şendur, 'Özellikle onkoloji başta olmak üzere birçok terapötik alanda klinik araştırmaların, hastalara daha konforlu ve yenilikçi tedavi seçenekleri sunduğunu görüyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir ilacın ruhsat almasının ardından hastaların o tedaviye erişmesi yıllar sürebiliyor. Klinik araştırmalar ise hastalara bu fırsatlara çok daha erken ulaşabilme imkanı sağlıyor.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/pfizer-turkiye-ve-ankara-bilkent-sehir-hastanesinden-stratejik-isbirligi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/pfizer-turkiye-ve-ankara-bilkent-sehir-hastanesinden-stratejik-isbirligi.jpg" type="image/jpeg" length="88464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbi Cihaz Yönetişim Zirvesi 2.0 Antalya'da başladı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Bu yıl 'Stratejiden Dönüşüme, İş Birliğinden Küresel Vizyona' mottosuyla düzenlenen Tıbbi Cihaz Yönetişim Zirvesi 2.0, Antalya'da başladı.</p><p>Tıbbi Cihaz Sektörü Platformu tarafından Belek Turizm Bölgesi'ndeki bir otelde düzenlenen zirvenin açılışına, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Dr. İhsan Şahin, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Genel Müdürü Şinasi Candan, DMO Genel Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Koca, Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF) Başkanı Kemal Yaz, Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Başkanı Metin Demir, TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Levent Mete Özgürbüz, Ege Tıbbi Cihaz Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (EGEDER) ve zirve Başkanı Onur Akgün ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, hastane yöneticileri ve sektör temsilcileri katıldı.</p><p>TÜMDEF Başkan Vekili, EGEDER ve Zirve Düzenleme Kurulu Başkanı Onur Akgün, AA muhabirine, sektörün uzun yıllar kendi kongrelerini düzenlediğini ancak bir süre ara verildiğini söyledi.</p><p>Geçen yıl sağlık ekosisteminin ve ilgili bakanlıkların ihtiyacını görerek zirvenin ilkini gerçekleştirdiklerini belirten Akgün, bu yıl da sektör paydaşlarını yeniden bir araya getirdiklerini ifade etti.</p><p>Zirvelerin sağlık ekosistemindeki tüm bileşenleri ortak hedefler doğrultusunda buluşturduğunu dile getiren Akgün, 'Bu tür organizasyonlar, aynı hedefe farklı fikirlerle ulaşabilme kültürünü yansıtıyor. Finansal süreçler, mevcut yapısal mevzuatlar, tedarik ve satın alma yöntemleri, afet dönemlerinde tıbbi cihaz tedarikinin organizasyonu, Sosyal Güvenlik Kurumu politikalarının sektöre uyumu ve Avrupa Birliği müktesebatına uygun belgelendirme süreçleri gibi çok sayıda başlığı ele alacağız.' dedi.</p><p>Yaklaşık 600 katılımcının yer aldığı zirvede sektör firmalarının yanı sıra şehir, kamu ve üniversite hastanelerinden yöneticiler, hekimler ve idari personelin de bulunduğunu aktaran Akgün, etkinliğin önemli bir fikir alışverişi ortamı oluşturduğunu kaydetti.</p><p>Akgün, yerli üretimin güçlendirilmesinin sektör açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, 'Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da sağ olsun zirvemize canlı yayınla katıldılar. Yerli üretime vurgu yaparak önem verdiğini ilettiler. Elbette bizim de hedefimiz yerli üretimin güçlenmesi, ülkemizin tıbbi cihaz anlamında dünyadaki ülkeler kadar söz sahibi olabilmesi adına bir yarar sağlamak. Bizler de bunun için çaba sarf ediyoruz.' diye konuştu.</p><p>TÜMDEF Başkanı Kemal Yaz da zirvede finansman, tedarik ve regülasyonlarla ilgili sorunları paydaşlarla değerlendirdiklerini söyledi.</p><p>Sağlık sektörünün stratejik öneminin giderek arttığını ifade eden Yaz, savaşlar ve küresel gelişmelerin sağlık alanındaki tedarik süreçlerini daha önemli hale getirdiğini belirtti.</p><p>SEİS Başkanı Metin Demir ise Türkiye'nin tıbbi cihaz sektöründeki ihracatının son yıllarda önemli ölçüde arttığını kaydetti.</p><p>Sağlık sektörünün enerji ve savunma sanayisiyle birlikte stratejik alanlardan biri olduğunu dile getiren Demir, 'Ülkemizin sağlık hizmetleri kapasitesine inanıyoruz. Yapay zeka, biyoteknoloji ve yüksek katma değerli üretim alanlarında yeni yatırımlar yapılıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Levent Mete Özgürbüz de ticarette güven ve iletişimin önemine işaret ederek, zirvenin sektörün geleceğinin tartışılması açısından önemli bir platform sunduğunu söyledi.</p><p>Kovid-19 salgını, savaşlar, yapay zeka dönüşümü ve küresel ticarette yaşanan değişimlerin sağlık sektörünü doğrudan etkilediğini ifade eden Özgürbüz, kamu kurumlarıyla sektör temsilcilerinin bir araya gelmesinin önemli olduğunu kaydetti.</p><p>OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fatin Dağçınar, zirvenin sektör tarafından düzenlenmesinin ayrı bir önem taşıdığını belirtti.</p><p>Geçen yılki organizasyonun başarılı geçtiğini, bu yıl da yoğun katılımla verimli bir zirve gerçekleştirilmesini beklediklerini dile getiren Dağçınar, 'Sektörün önemli sivil toplum kuruluşları bir araya geliyor. Sağlık Bakanlığı, SGK ve diğer kamu kurumlarının tam kadro katılım sağlaması zirveye ayrı bir değer katıyor. Biz de bu fırsattan yararlanarak mevcut durumu değerlendiriyor, gelecekte ülkemiz adına neler yapılabileceğini ele alıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği (SADER) Başkanı Ayfer Türkoğlu, zirvede sağlık sektöründeki düzenleyici süreçler, yerli üretimin desteklenmesi ve medikal cihaz sektörünün sürdürülebilir büyümesine ilişkin konuların ele alındığını belirtti.</p><p>Cumhurbaşkanı tarafından yerli üretim kapasitesinin desteklenmesine yönelik verilen mesajların sektör açısından önemli olduğunu ifade eden Türkoğlu, firmaların tedarik süreçlerinde yaşadığı regülasyon ve gümrük kaynaklı sorunların çözümüne yönelik ortak çalışma yürütülmesinin hedeflendiğini kaydetti.</p><p>Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED) Başkanı Gürdal Şahin de tıbbi cihaz sektörünün gelişimi için paydaşlar arasındaki işbirliğinin önemine dikkati çekti.</p><p>Diş Malzemeleri Sanayici ve İşadamları Derneği (DİŞSİAD) Başkanı Erkan Uçar, zirvenin paydaşları arasında yer almaktan ve düzenleyici ekipte bulunmaktan onur duyduklarını ifade etti.</p><p>Uçar, diş hekimliği sektöründe faaliyet gösteren firmalar ve üreticilerin mevcut sorunlarının çözümü ile sektörün daha ileri taşınmasına yönelik konuların zirvede ele alındığını söyledi.</p><p>Zirvede 'Türkiye Tıbbi Cihaz Ekosisteminin Bugünü ve Yarını' oturumu gerçekleştirildi.</p><p>Oturumda Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Dr. İhsan Şahin ile TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Levent Mete Özgürbüz konuşma yaptı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan ise programa çevrim içi katıldı.</p><p>Zirve, 13 Mayıs'a kadar devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="35170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medipol'den yenidoğanlardaki enfeksiyon risklerine ilişkin değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/medipolden-yenidoganlardaki-enfeksiyon-risklerine-iliskin-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/medipolden-yenidoganlardaki-enfeksiyon-risklerine-iliskin-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Yenidoğan Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Öktem: - 'Özellikle ebeveynlerin hastalık dönemlerinde hijyene dikkat etmemesi durumunda bu enfeksiyonlar kolayca bebeğe bulaşabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Yenidoğan Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Öktem, bebeklerde ilk yılın enfeksiyonlar açısından kritik olduğunu belirterek, hayati önem taşıyan hijyen ve temas kurallarını aktardı.<br></p><p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, yetişkinler için masum bir öksürük ya da hafif bir soğuk algınlığı olarak görülen durumlar, bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş yenidoğanlarda ağır tablolara yol açabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Ahmet Öktem, yenidoğanların bağışıklık sisteminin yetersiz kalabildiğini ve bebeklerle temasın büyük bir sorumluluk gerektirdiğini belirtti.</p><p>Öktem, yetişkinlerde basit bir solunum yolu enfeksiyonu olarak görülen durumların bebeklerde zatürreye, hatta enfeksiyonun yayılmasıyla menenjit gibi ağır tablolara dönüşebildiğini aktardı.</p><p>Özellikle influenza ve RSV gibi virüslerin bebekler için ciddi risk oluşturduğunun altını çizen Öktem, hasta bireylerin bebeklerle temasının kesinlikle sınırlandırılması gerektiğini anlattı.</p><p>Öktem, enfeksiyonların yalnızca öksürük ve damlacık yoluyla değil, temas yoluyla da kolayca bulaşabildiğine dikkati çekerek, 'Kirli eller en önemli bulaş kaynaklarından biridir. Bebeklerin hassas yapısı nedeniyle göz enfeksiyonları da sık görülebiliyor. Gözyaşı kanalları tam gelişmediği için sulanma ve çapaklanma görülebilir. Hijyen sağlanmadan temas edilmesi bu bölgede enfeksiyonlara, yani konjonktivite yol açabilir. Özellikle bebeklere dokunmadan önce el hijyeninin sağlanması hayati önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Bebeklerde cilt bariyerinin hassas olduğunu kaydeden Öktem, küçük çizik ya da tahrişlerin bile enfeksiyonun bulaşmasına yol açabildiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öktem, kirli kıyafetler veya temas yoluyla gelişen enfeksiyonların bazı durumlarda cilt altına ilerleyerek daha ciddi tablolar oluşturabileceğini vurgulayarak, 'Selülit dediğimiz yaygın cilt enfeksiyonları ateş, huzursuzluk ve ağrıya neden olabilir. Ayrıca göbek kordonu düşmeden önce bu bölgenin kuru tutulması gereklidir. Göbekte kızarıklık, akıntı veya kötü koku varsa mutlaka doktora başvurulmalı.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Bebeklerde görülen enfeksiyonların yalnızca solunum ve ciltle sınırlı olmadığını hatırlatan Öktem, şunları kaydetti:</p><p>'Gastroenterityani ishal tabloları da önemli bir risk oluşturuyor. Özellikle ebeveynlerin hastalık dönemlerinde hijyene dikkat etmemesi durumunda bu enfeksiyonlar kolayca bebeğe bulaşabilir. Rotavirüsü, norovirüs ve 'E. coli' gibi etkenler bebeklerde ciddi sıvı kaybına yol açabilir. Bu nedenle biberon, emzik gibi materyallerin temizliği ve el hijyeni büyük önem taşır. Özellikle hasta bireylerin bebeklerden uzak durması gerekir. Bebekle temas eden herkesin hijyen kurallarına dikkat etmesi, ellerini yıkaması ve mümkünse hasta iken temastan kaçınması gerekir. Basit görünen ihmaller, bebekler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/medipolden-yenidoganlardaki-enfeksiyon-risklerine-iliskin-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/medipolden-yenidoganlardaki-enfeksiyon-risklerine-iliskin-degerlendirme.jpg" type="image/jpeg" length="66988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite tedavisinde multidisipliner yaklaşım öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/obezite-tedavisinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/obezite-tedavisinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Ünal Sabancı: - 'Cerrahi tedavi kararı, yalnızca kilo fazlalığına bakılarak verilmiyor. Hastanın metabolik durumu, eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedavilere verdiği yanıt dikkate alınıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Ünal Sabancı, obezitede özellikle insülin direnciyle başlayan sürecin zaman içinde diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla birleşerek, hastanın genel sağlık durumunu ciddi şekilde olumsuz etkilediğini belirtti.<br></p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, obezite, son yıllarda Avrupa genelinde hızla artış gösteren ve yetişkin nüfusun önemli bir bölümünü etkileyen kronik bir hastalık olarak dikkati çekiyor.</p><p>Açıklamada Avrupa Obezite Günü kapsamında görüşlerine yer verilen Sabancı, obezitenin klinik etkilerinin giderek daha erken yaşlarda görülmeye başladığını belirtti.</p><p>Sabancı, 'Özellikle Avrupa kıtasında son yıllarda sedanter yaşam tarzının yaygınlaşması, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve artan stres faktörleri obezite prevalansını belirgin şekilde artırdı. Bu durum, sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir yük oluşturuyor.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Bariatrik cerrahinin gündeme geldiği noktaya kadar uzanan süreçte obezitenin, genellikle uzun yıllar boyunca diyet, egzersiz ve medikal takip ile yönetilmeye çalışıldığını, ancak bazı hastalarda bu yaklaşımların yeterli sonuç vermediğini aktaran Sabancı, hastalığın ilerleyerek tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması gibi ek sorunlara yol açabildiğine değindi.</p><p>- 'Kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor'</p><p>Sabancı, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olarak değil, yaşam süresini etkileyen ciddi bir halk sağlığı problemi olarak kabul edildiğini aktararak, şunları kaydetti:</p><p>'Özellikle bel çevresi artışıyla visseral yağlanmanın yükselmesi, metabolik sendrom gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu durum kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor, inme ve kalp krizi gibi ciddi klinik tabloların görülme sıklığını yükseltiyor. Obezite cerrahisi her hasta için doğrudan uygulanan bir tedavi seçeneği olmazken, yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme düzeninin yeniden planlanması ve fiziksel aktivitenin artırılması temel yaklaşımı oluşturuyor. Ancak bu yöntemlerin uzun vadede yetersiz kaldığı ve vücut kitle indeksinin belirli eşiklerin üzerinde seyrettiği durumlarda cerrahi seçenekler değerlendirmeye alınıyor.'</p><p>Sabancı, obezitenin ilerleyen evrelerinde ortaya çıkan klinik tabloya ilişkin, 'Obezite ilerledikçe yalnızca kilo artışı değil, çoklu organ tutulumu ortaya çıkıyor. Özellikle insülin direnciyle başlayan süreç, zaman içinde diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla birleşerek hastanın genel sağlık durumunu ciddi şekilde etkiliyor. Bu noktada hastalığın kontrol altına alınamaması, cerrahi tedavi seçeneklerini gündeme getirebiliyor. Obezitenin çocukluk ve ergenlik döneminde başlaması ise riskin daha erken yaşlara taşınmasına neden oluyor. Bu grupta erken müdahale edilmediğinde erişkin dönemde daha ağır klinik tablolar gelişebiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>- 'Uzun dönem başarıda cerrahi yöntem yeterli değil'</p><p>Cerrahi karar sürecinin endokrinoloji, beslenme ve diyetetik, psikiyatri ile genel cerrahi branşlarının ortak değerlendirmesiyle planlanarak multidisipliner bir ekip tarafından yürütüldüğünü belirten Sabancı, şu ifadeleri kullandı:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Cerrahi tedavi kararı, yalnızca kilo fazlalığına bakılarak verilmiyor. Hastanın metabolik durumu, eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedavilere verdiği yanıt dikkate alınıyor. Bazı hastalarda cerrahi, yaşam kalitesini artıran ve metabolik hastalıkların kontrolünde etkili bir seçenek haline gelebiliyor. Bu süreçte uygulanan cerrahi yöntemler, hastanın bireysel özelliklerine göre değişiklik gösterirken, mide hacmini azaltmaya veya emilim mekanizmalarını düzenlemeye yönelik teknikleri içeriyor. Obezite tedavisinde uzun dönem başarının sağlanabilmesi için yalnızca cerrahi müdahale yeterli değil. Ameliyat sonrası dönemde beslenme düzeninin yeniden yapılandırılması, düzenli takiplerin yapılması ve yaşam tarzı değişikliklerinin kalıcı hale getirilmesi, büyük önem taşıyor. Hastaların hem fiziksel hem de psikolojik açıdan desteklenmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor.'</p><p>Sabancı, obezite tedavisinin uzun soluklu bir süreç olduğuna ve cerrahi müdahalenin bu sürecin yalnızca bir aşaması olduğuna işaret ederek, 'Cerrahi müdahale sonrası kilo geri alımı ve metabolik sorunların yeniden ortaya çıkması mümkün. Obezite, giderek artan ve çok yönlü etkileri olan bir sağlık sorunu. Erken dönemde alınan önlemler ve doğru planlanmış tedavi yaklaşımları ile hastalığın ilerlemesi kontrol altına alınabilir.' değerlendirmesini yaptı.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/obezite-tedavisinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/obezite-tedavisinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="67097"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ebeveynlere 'Sınavlarda çocuklarınıza baskıyı değil, desteği artırın' önerisi]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Alperen Bıkmazer: - 'Zaten çocuklar sınavlarda kendilerini baskı altında hissediyorlar. Ebeveynlerin daha çok destekleyici olmalarını, çocukların hissettiği o baskıyı artırmamalarını öneriyoruz' - 'Dijital mecra bir tür kara delik. Ebeveynlerin çocuklarını daha çok denetlemeleri önemli']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, sınavın stres kaynağı olduğunu belirterek, ebeveynlere sınavlarda çocuklarına baskıyı değil, desteği artırması önerisinde bulundu.</p><p>Bıkmazer, Türk Psikofarmakoloji Derneğinin düzenlediği sağlık kongresi için geldiği Antalya'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, telefon bağımlılığı, dünyadaki savaş gibi durumların çocukların psikolojisini daha çok etkilediğini söyledi.</p><p>Çocuk ve ergenlerin hem nörobiyolojik olarak hem de psikososyal olarak gelişmekte olan bireyler olduğunu anlatan Bıkmazer, 'Dolayısıyla bu gelişimin devamlılığına bağlı kırılganlıkları da var, hassasiyetleri söz konusu. Bu tarz olumsuz deneyimlerden daha kolay, daha fazla etkilenebiliyorlar. Hani yapılmakta olan, oluşmakta olan bir yapıya gelen darbeyle tamamlanmış bir yapıya gelen darbenin etkisi aynı olmuyor. Dolayısıyla olumsuz deneyimlerden çok kolay etkilenebiliyorlar.' diye konuştu.</p><p>Bıkmazer, dijital dünyayla birlikte çocukların çok fazla bilgi bombardımanına maruz kaldığını ifade ederek, dijital bağımlılığın etkilerinin olduğunu kaydetti.</p><p>- 'Çocuklar kontrolsüz, denetimsiz çok fazla bilgiye maruz kalıyor'</p><p>Bağımlılıktan farklı olarak çocukların kontrolsüz, denetimsiz çok fazla bilgiye maruz kaldığına dikkati çeken Bıkmazer, şöyle konuştu:</p><p>'Tabii o bilgiyi süzgeçten geçirme, bilgiyi işleme kapasitemiz de otuz sene önce nasılsa aslında şimdiki bireylerde de aynı şekilde. Bizim beyin yapımızda dramatik bir değişiklik yok. Bu kadar çok bilgi var ama bilgi işleme aynı. Bu kadar yoğun bilgi olumlu sonuçlar oluşturabiliyor tabii ki ama çocuklar bazen bunaltı da yaşayabiliyor. Tamamen de kötü bir noktaya çekmiyoruz meseleyi ama olumsuz sonuçlara yol açtığını da biliyoruz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bıkmazer, ebeveynlerin çocuklarına yönelik denetiminin önemli olduğunu vurgulayarak, çocukların nerede kimlerle zaman geçirdiğinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Çocukları korumanın önemine işaret eden Bıkmazer, 'Dijital mecra bir tür kara delik. Çocukları, çocukların zihinlerini o kara deliğe kaptırmamak, kara deliğin o zihinleri yutmaması adına daha dikkatli olmak gerekiyor. Ebeveynlerin çocuklarını daha çok denetlemeleri önemli.' dedi.</p><p>Bıkmazer, sınavların da başlı başına stres kaynağı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Sınav tabii ki başlı başına bir stres kaynağı. Aynı zamanda ne yazık ki bir yarışma da söz konusu. Sınavın zaten kendi bir zorluğu var, bir de o yarışmanın getirdiği zorluk var. Sadece belli sayıda bilgiye sahip olmanız yetmiyor. O bilgiyi belli bir süre içerisinde işlemeniz, doğru yanıt vermeniz gerekiyor. Onun için çocukların ellerinden geldikçe sakin kalmalarını öneriyoruz. Zaten çocuklar kendilerini baskı altında hissediyorlar. Ebeveynlerin daha çok destekleyici olmalarını, çocukların hissettiği o baskıyı artırmamalarını öneriyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="54218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıdalardaki pestisit kalıntıları sağlığa zarar veriyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can: - 'Uzun süreli maruziyet hormon dengesizlikleri, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminde zayıflama ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, gıdalardaki pestisit kalıntılarının insan sağlığını tehdit edebileceğini belirtti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Aslı Muslu Can, artan nüfus ve gıda talebinin tarımsal üretimde verimliliği artırma zorunluluğunu beraberinde getirdiğini ve bu noktada pestisitlerin üreticiler için önemli bir araç haline geldiğini aktardı.<br></p><p>Pestisitlerin böcekler, yabancı otlar ve mantarlar gibi zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal ya da biyolojik maddeler olduğunu, doğru kullanılmadığında ise önemli sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Can, şunları kaydetti:<br></p><p> 'İnsektisitler, böcekleri, herbisitler, yabancı otları, fungisitler ise mantarları kontrol altına almak için kullanılır. Bu maddeler, tarımsal üretimde verim kaybını azaltmak ve ürün kalitesini artırmak amacıyla yaygın şekilde tercih ediliyor. Pestisit kalıntıları, gıdalar aracılığıyla insan vücuduna girebiliyor. Uygun doz ve kullanım talimatlarına uyulmadığında, bu kalıntılar birikim gösterebilir. Uzun süreli maruziyet hormon dengesizlikleri, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminde zayıflama ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamile bireyler, bu etkiler karşısında daha hassas grupta yer alıyor.'</p><p>- 'Ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabiliyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Can, pestisitlerin yalnızca hedef zararlıları değil, faydalı böcekleri ve ekosistemi etkileyebildiğini, toprak mikroorganizmalarının zarar görebileceğini ve su kaynaklarına karışarak uzun vadeli çevre kirliliğine neden olabileceğini, bu durumun biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabileceğini kaydetti.</p><p>Türkiye'de pestisit kullanımının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen maksimum kalıntı limitleri çerçevesinde denetlendiğini aktaran Can, şu değerlendirmelerde bulundu:<br></p><p>'Zaman zaman yapılan analizlerde limit üstü kalıntılara rastlanması, konunun önemini ortaya koyuyor. Tüketiciler basit önlemlerle pestisit maruziyetini azaltabilir. Sebze ve meyvelerin bol suyla yıkanması, mümkünse kabuklarının soyulması, mevsiminde ve yerel ürünlerin tercih edilmesi, güvenilir üreticilerden alışveriş yapılması ve organik ya da iyi tarım uygulamaları sertifikalı ürünlere yönelinmesi, alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.'</p><p>Pestisit kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasının kısa vadede mümkün olmayacağını vurgulayan Can, entegre zararlı yönetimi, biyolojik mücadele yöntemleri ve doğru doz uygulamalarıyla risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğini, bu noktada üretici kadar tüketicinin de bilinçlenmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Can, pestisitlerin modern tarımın önemli parçası olduğunu ancak bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık ve çevre sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, daha güvenli ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="73587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin'de anneler ve anne adayları sahilde egzersiz yaptı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/mersinde-anneler-ve-anne-adaylari-sahilde-egzersiz-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/mersinde-anneler-ve-anne-adaylari-sahilde-egzersiz-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - Mersin sahilinde İl Sağlık Müdürlüğünce anneler ve hamileler için egzersiz programı düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Anneler Günü dolayısıyla 'Her Gebeye Bir Ebe' projesi kapsamında organize edilen etkinlik, Adnan Menderes Bulvarı'nın sahil bandındaki Mersin İdmanyurdu Meydanı'nda yapıldı.</p><p>Uzmanlar tarafından anne adaylarına doğum süreci hakkında bilgi verilen programda, yeni doğum yapan annelere de uyarılarda bulunuldu.</p><p>Bilgilendirmenin ardından katılımcılar, diyetisyen, fizyoterapist, ebe ve doğuma hazırlık eğitmenleri eşliğinde egzersiz yaptı.</p><p>Programa katılan Fulden Taşan, AA muhabirine, yaklaşık 3 ay önce doğum yaptığını söyledi.</p><p>Doğum öncesinde İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki gebe okulunda eğitim aldığını belirten Taşan, 'Doğumdan önceki son 3 ayım gebe okulu sayesinde çok güzel geçti. Kendimi güvende ve çok motive hissediyor, her hafta etkinlik ve dersleri bekliyordum. Doğum sonrası burada hep birlikte olmak çok keyifli bir deneyimdi.' dedi.</p><p>Ebe Bilgen Pir de Anneler Günü'nü anneler ve gebelerle kutladıklarını ifade ederek, 'Gebe okullarında yaptığımız konsepti buraya taşımaya çalıştık. Onları süreç boyunca destekleyerek hem fiziksel hem de psikolojik olarak doğuma hazırlıyoruz. Artık her gebemizin bir koordinatör ebesi var.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/mersinde-anneler-ve-anne-adaylari-sahilde-egzersiz-yapti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/mersinde-anneler-ve-anne-adaylari-sahilde-egzersiz-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="45715"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması kapsamında ev ziyaretleri başladı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Antalya'da, Sağlık Bakanlığının anne ve bebek sağlığına yönelik hayata geçirdiği 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması çerçevesinde koordinatör ebeler, ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarını evlerinde ziyaret ediyor. </p><p>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Normal Doğum Eylem Planı doğrultusunda, tıbbi zorunluluk bulunmadıkça sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi, doğum hizmetlerinde kalite artırımı ve dijital takip sistemlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Halk Sağlığı Yönetim Sistemi Gebelik Modülü üzerinden özellikle son üç ayındaki gebeler, ev ziyaretleri ve yüksek riskli gebeler takip ediliyor.</p><p>'Güvenli gebelik, sağlıklı gelecek' anlayışıyla yürütülen uygulamada, anne adaylarına gebelik sürecini daha bilinçli ve sağlıklı geçirmeleri için birebir destek veriliyor. Koordinatör ebeler tarafından yapılan ev ziyaretlerinde, gebelik takibi, sağlıklı beslenme, doğuma hazırlık, doğum sonrası bakım ve anne sütünün önemi gibi konularda bilgilendirme yapılıyor.</p><p>Ziyaretlerde ayrıca Sağlıklı Hayat Merkezi ile Döşemealtı Devlet Hastanesi bünyesindeki Gebe Okulu hizmetleri ve Sağlık Bakanlığının geliştirdiği 'Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması' hakkında da bilgilendirme gerçekleştiriliyor.</p><p>Yetkililer, ilk gebeliğin anne adayları için önemli bir süreç olduğuna dikkat çekerek, 'Koordinatör ebelerimizle sahaya inerek, annelerimizin kendilerini en güvenli hissettikleri ortam olan evlerinde onlara rehberlik ediyor, bu özel süreçte her zaman yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz. Hedefimiz, bilinçli anneler ve sağlıklı nesiller için her gebemize ulaşmak, gebelik sürecini profesyonel destekle daha güvenli ve sağlıklı hale getirmektir.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu kapsamda Döşemealtı ilçesi Yeniköy Mahallesi'nde ilk gebeliğini yaşayan bir anne adayına koordinatör ebe tarafından ev ziyareti gerçekleştirilerek danışmanlık hizmeti verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="33901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Talasemi hastaları 'Biz İyilik Severiz' projesiyle düzenli kan bağışçılarına ulaşıyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Kızılay tarafından Adana, Hatay ve Osmaniye'de hayata geçirilen projede 'sadık bağışçı' seçilen 4 bin 63 kişinin bağışladığı kan, eşleştirildikleri talasemi hastalarına naklediliyor - Talasemi hastası Hüner Çöltü: - 'Şu an Türk Kızılayın hazırladığı proje sayesinde kanımızı düzenli alabiliyoruz. Herhangi bir sıkıntı yaşamıyorum. Sürekli başkalarını arayıp 'kan verebilir misiniz?' demek zorunda kalmıyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - YAKUP SAĞLAM - Türk Kızılay öncülüğünde yürütülen 'Biz İyilik Severiz' projesiyle, 'Akdeniz anemisi' olarak da bilinen talasemi hastalığıyla mücadele edenlerin kan ihtiyacı düzenli bağışçılar aracılığıyla karşılanıyor.<br></p><p>Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan proje, 2023 yılında Talasemi Federasyonu, Türkiye Kan Hastalıkları Vakfı, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinin işbirliğinde hayata geçirildi.</p><p>Proje kapsamında 40 bin 783 bağışçının yer aldığı veri havuzundan 4 bin 63 'sadık bağışçı' belirlendi.</p><p>Sürdürülebilir ve güvenli kan temin edilmesinin amaçlandığı projede, gönüllüler ile 247 hasta arasında eşleştirme yapıldı.</p><p>Adana'daki pilot uygulamanın ardından Hatay ve Osmaniye'de başlatılan çalışma kapsamında gönüllülerin bağışladığı kan, eşleştirildikleri talasemi hastalarına naklediliyor.</p><p>Bireyleri bağışçı arama yükünden kurtaran proje sayesinde 'Akdeniz anemisi' olarak da bilinen hastalığın tedavi süreci daha planlı ilerliyor.</p><p>- 'Talasemi hastalarımızın yarasına merhem olmak çok kıymetli'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, AA muhabirine, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü'ne yönelik farkındalık çalışmaları yaptıklarını söyledi.</p><p>Projenin bu anlamda da önem taşıdığını dile getiren Saygılı, 'Eskiden herkes bağışçısını kendi getirirdi. Şimdi hasta yarın gelecekse, kanı bugünden itibaren Türk Kızılay tarafından hazırlanıyor. Hastamız, hastanede kanını alıp gidiyor. Talasemi hastalarımızın yarasına merhem olmak çok kıymetli.' dedi.</p><p>Gönüllülerden Hasan Berzan Toprak da 15 yıldır kan bağışında bulunduğunu belirtti.</p><p>Herkese örnek olmak istediğini anlatan Toprak, 'Vücudun her zaman kendini yenileyerek ürettiği bir sıvıyı, faydasını görebilecek birilerine veriyor olmanın manevi hazzı beni çok mutlu ediyor. O kandaşıma faydalı olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.' diye konuştu.</p><p>- 'Sürekli başkalarını arayıp 'kan verebilir misiniz?' demek zorunda kalmıyoruz'</p><p>Talasemi hastalarından 33 yaşındaki Hüner Çöltü de kan almak için 21 günde bir hastaneye gittiğini ifade ederek, şöyle konuştu:</p><p>'Kan almadan yaşamımızı sürdürmemiz mümkün değil. Daha önce kan bulmakta çok zorlanıyor, kendi bağışçımı getiriyordum. Getirmeme rağmen uygunsuz çıktığında sıkıntı yaşıyordum. Şu an Türk Kızılayın hazırladığı proje sayesinde kanımızı düzenli alabiliyoruz. Herhangi bir sıkıntı yaşamıyorum. Sürekli başkalarını arayıp 'kan verebilir misiniz?' demek zorunda kalmıyoruz.'</p><p>10 yaşındaki Betül Aslanbilek ise doğuştan gelen hastalığıyla mücadele ettiğini belirterek, 'Kan bağışlayanlara çok teşekkür ederim, onlardan Allah razı olsun. Eğer onlar kan vermeseydi, hastalığımız daha da zorlaşabilirdi. Herkesin, kan bağışında bulunmak için Türk Kızılaya gitmelerini isterim.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="64202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tedavilere erişimde gecikmeyi çok katmanlı süreçler belirliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/tedavilere-erisimde-gecikmeyi-cok-katmanli-surecler-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/tedavilere-erisimde-gecikmeyi-cok-katmanli-surecler-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Inpharmus CEO'su İsmet İnce: - 'Gelecek dönemde sağlık ekosisteminde en belirleyici dönüşüm, yapay zekayla gerçekleşecek. Bu teknoloji, ilaç geliştirme süreçlerinde verimliliği artıracak']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Inpharmus Üst Yöneticisi (CEO) İsmet İnce, global şirketlerin pazara giriş stratejilerinden ülkelerin sağlık bütçelerine kadar birçok değişkenin hastaların tedaviye erişim süresini etkilediğini, bu nedenle yapının bütüncül değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.<br></p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, ilaç sektöründe hastaların tedaviye erişim süresi, regülasyon süreçlerinin yanı sıra sağlık sistemlerinin bütçe yapısı, geri ödeme mekanizmaları ve operasyonel koordinasyon gibi birbiriyle bağlantılı birçok faktör tarafından belirleniyor.<br></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İnce, tedaviye erişimde yaşanan gecikmelerin tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirterek, özellikle nadir hastalıklar alanında teşhis edilememiş hasta sayısının önemli bir başlık olduğuna dikkati çekti.<br></p><p>İlaç sektöründe hız kavramının çoğu zaman operasyonel bir performans göstergesi olarak ele alındığına ve kritik tedavi alanlarında daha geniş bir anlam taşıdığına değinen İnce, şunları kaydetti:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Hız, organizasyonel bir zihniyetle başlar. Hasta ihtiyacının önceliklendirilmesi durumunda, tüm süreçler buna göre şekilleniyor. Operasyonel süreçlerde ise medikal taleplere dönüş süresi, lojistik akış ve regülasyon izinleri gibi alanlarda performans ölçülüyor. Gelişen pazarlar, homojen bir yapı göstermiyor. Her ülke kendi regülasyon ve sağlık sistemi dinamiklerine sahip. İnovatif tedaviler genellikle sınırlı hasta gruplarına hitap etmesi nedeniyle yüksek maliyetli oluyor. Bu durum, geri ödeme süreçlerini daha kritik hale getiriyor. Mali kısıtların belirgin olduğu pazarlarda erişim süreçleri uzayabiliyor. Küresel ölçekte artan fiyat baskısı da yeni bir dinamik oluşturuyor.'</p><p>- 'Türkiye güçlü bir altyapıya sahip'<br></p><p>İnce, global şirketlerin pazara giriş stratejilerinden ülkelerin sağlık bütçelerine kadar birçok değişkenin tedaviye erişim süresini etkilediğini ve yapının bütüncül değerlendirilmesi gerektiğini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:<br></p><p> 'Türkiye, ilaçlara erişim açısından birçok gelişmiş ülkeyle benzer seviyede, bazı alanlarda ise daha ileri bir konumda bulunuyor ve klinik araştırmalara katılım konusunda da güçlü bir altyapıya sahip. Türkiye'nin sağlık sistemindeki bu kapasitesi, ilaç geliştirme ve erişim süreçlerinde önemli bir avantaj sunuyor. AR-GE yatırımlarının artırılmasıyla Türkiye, önümüzdeki dönemde ilaç sanayisinde daha güçlü bir konuma ulaşabilir.'</p><p>İnce, ilaç sektöründe rekabetin yalnızca bilimsel inovasyonla sınırlı kalmadığını, geliştirilen tedavilerin hastaya ulaştırılmasını sağlayan sistemlerin de giderek daha kritik hale geldiğini vurguladı.</p><p>Sektörde işbirliklerinin arttığına ve inovasyonun daha parçalı bir yapıya evrildiğine dikkati çeken İnce, süreçte regülasyon yönetimi ve operasyonel yetkinliklerde önemin arttığını aktardı.</p><p>İnce, tedavi başarısının yalnızca lansman performansıyla ölçülemeyeceğini, temel göstergenin hastaya sağlanan gerçek fayda olduğunu kaydederek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Hekim geri bildirimleri, bu değerlendirmede önemli bir rol oynuyor. Finansal sonuçlar ise yapılan işin doğal bir çıktısı olarak görülüyor. Gelecek dönemde sağlık ekosisteminde en belirleyici dönüşüm, yapay zekayla gerçekleşecek. Bu teknoloji, ilaç geliştirme süreçlerinde verimliliği artıracak. Yapay zeka, deneme-yanılma oranını azaltarak hem geliştirme süresini kısaltabilecek hem de maliyetleri düşürebilecek. Bu durum, tedavilere erişimi de olumlu yönde etkileyebilecek. İlaç sektöründe son yıllarda ürün odaklı yapıdan hasta ve hekim deneyimini merkeze alan bir dönüşüm yaşanıyor. Bu değişim, organizasyonel yapıları da etkiliyor. Medikal ekiplerin rolü giderek artıyor. Bilimsel iletişim, gerçek dünya verisi ve klinik çalışmaların yönetimi, şirketlerin öncelikleri arasında yer alıyor.'<br></p><p><br></p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/tedavilere-erisimde-gecikmeyi-cok-katmanli-surecler-belirliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/tedavilere-erisimde-gecikmeyi-cok-katmanli-surecler-belirliyor.jpg" type="image/jpeg" length="69615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'dijital haz ortak düşünme yetisini azaltıyor' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-dijital-haz-ortak-dusunme-yetisini-azaltiyor-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-dijital-haz-ortak-dusunme-yetisini-azaltiyor-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani: - 'İnsanların haz kaynağını sadece telefonla ve yapay ortamla sınırlandırması sosyal etkileşimi önemli ölçüde bozuyor. Artık insanlar bir araya gelmek, bir konu üzerinde birlikte kafa yormak yerine çok hızlıca erişebilecekleri haz kaynaklarına yöneliyor. Dolayısıyla bu ortak düşünmeyi olumsuz etkiliyor' - 'Sürekli yapay bir ortamda, aslında çok da gerçeği yansıtmayan verilere insanların maruz kalması kişilerin daha depresif ve daha kaygılı hissetmelerine zemin hazırlıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani, insanların sürekli dijitale yönelmesinin ortak düşünme yetisini azalttığını, depresif ve kaygılı hissetmelerine neden olabildiğini söyledi.</p><p>Aynı zamanda '17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi Psikoterapi Kongresi'nin eş başkanı olan Kani, kongre için geldiği Antalya'da AA muhabirine, yeni araştırmaların büyük kısmının yapay zekaya evrildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yapay zekanın amacının hastanın hangi tedavi yaklaşımıyla fayda göreceğini belirlemek olduğunu anlatan Kani, 'Artık standart tanıya dönük tedavilerden ziyade belli semptomları olan kişilerde ya da hangi genetik yapıya sahip kişilerde hangi tedaviler faydalı olur? Araştırmalar buna dönmeye başladı, bu çok kıymetli ve umut verici.' dedi.</p><p>Kani, kişiye özel tedavi olanakları üzerine yapılan araştırmaların önemli olduğunu belirterek, standart tanısal yaklaşımda tedaviler bazı kişilerde etkili iken bazılarında faydalı olmayabildiğini kaydetti.</p><p>Yeni tedavi çalışmalarının hız kazandığını ifade eden Kani, farklı farmakolojik tedavilerin daha az yan etki yapması, daha sürdürülebilir olması ve dünyada erişilebilir olması üzerine çokça araştırma yapıldığını vurguladı.</p><p>- 'Her zaman eleştirel gözle bakmak gerekiyor'</p><p>Dijitalleşmenin artık hayatın her alanında yer aldığını aktaran Kani, şöyle konuştu:</p><p>'İnsanların haz kaynağını sadece telefonla ve yapay ortamla sınırlandırması sosyal etkileşimi önemli ölçüde bozuyor. Artık insanlar bir araya gelmek, bir konu üzerinde birlikte kafa yormak yerine çok hızlıca erişebilecekleri haz kaynaklarına yöneliyor. Dolayısıyla bu ortak düşünmeyi olumsuz etkiliyor. Sürekli yapay bir ortamda, çok da gerçeği yansıtmayan verilere insanların maruz kalması kişilerin daha depresif ve daha kaygılı hissetmelerine zemin hazırlıyor. Ekran süresini sınırlandırmak çok önemli. Her zaman eleştirel gözle bakmak gerekiyor. İhtiyacımıza dönük şeyleri gözden geçirmek iyi olabilir. En önemlisi olumsuz bir duyguyla baş etmek yerine telefonu kullanmak sanırım bağımlılığa giden ilk yol oluyor. Dolayısıyla olumsuz bir durum içindeysek önce bununla baş etmenin daha sağlıklı yollarını aramak önemli. Aksi takdirde her olumsuz hissettiğimizde telefon bizim için bir kurtarıcı gibi devreye giriyor.'</p><p>Kani, küçük çocuklara da telefon verilmesinin yanlış olduğunu, belirli bir yaşa kadar kesinlikle ekran önermediklerini dile getirdi.</p><p>Birçok ülkenin ergenlikte belli bir yaşa kadar artık sosyal medyaya erişimi yasakladığını hatırlatan Kani, henüz yargılama becerisi gelişmemiş çocuk ve ergenlerin sosyal ortamda farklı bilgilere maruz kalmasının ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-dijital-haz-ortak-dusunme-yetisini-azaltiyor-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/uzmanindan-dijital-haz-ortak-dusunme-yetisini-azaltiyor-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="15864"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trafik kazası sonucu yatağa bağımlı kalan genç kız, fizik tedaviyle yürümeye başladı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/trafik-kazasi-sonucu-yataga-bagimli-kalan-genc-kiz-fizik-tedaviyle-yurumeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/trafik-kazasi-sonucu-yataga-bagimli-kalan-genc-kiz-fizik-tedaviyle-yurumeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Isparta'da geçen yıl tırın çarpması sonucu travmatik beyin hasarı geçirdiği için yürüyemez ve konuşamaz hale gelen 16 yaşındaki Cemile Ecrin Taşcı, fizik tedavi sonrası yeniden sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor - Bilkent Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinden Doç. Dr. Sevgi Gümüş Atalay: - 'Hastamız tedavinin ardından tek başına, bağımsız şekilde yürüyebiliyor ve günlük yaşam aktivitelerini kendi başına yerine getirebiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - DİLHAN TÜRKER YILDIZ - Geçirdiği trafik kazası sonrası travmatik beyin hasarı yaşayan ve yatağa bağımlı hale gelen Cemile Ecrin Taşcı, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde gördüğü 8 aylık fizik tedavi ve rehabilitasyonun ardından yeniden yürüyüp konuşabiliyor.<br></p><p>Isparta'nın Yalvaç ilçesinde 15 Haziran 2025'te yolun karşısına geçmek istediği sırada tırın çarpması sonucu ağır yaralanan 16 yaşındaki Taşcı, ilk müdahalenin ardından Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.</p><p>Kazada beyin travması geçiren, iç organları hasar gören ve vücudunda kırık oluşan Taşcı, 52 günlük yoğun bakım sürecinin ardından önce Akdeniz Üniversitesi Hastanesine, daha sonra Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesine sevk edildi.</p><p>Hastaneye sedyeye bağımlı halde getirilen Taşcı, 8 ay süren rehabilitasyon programıyla yürümeye ve konuşmaya başladı.</p><p>- 'Hastanede tedavi gören herkes eski sağlığına kavuşmak için mücadele ediyor'</p><p>Yaşadığı zorlu süreci AA muhabirine anlatan Cemile Ecrin Taşcı, kazadan sonra bilinç kaybı yaşadığını söyledi.</p><p>İlk zamanlarda hafıza problemleri olduğunu, yutma ve konuşma güçlüğü çektiğini belirten Taşcı, şunları kaydetti:</p><p>'Fizik tedaviden önce yürüyemiyordum. Doktorlarımın uyguladığı tedavilerin ardından yürümeye başladım. Yeniden yürüdüğüm için çok mutluyum. Bu süreçte yeni hobiler edindim, gitar çalıyorum. Hastanede çocuklara yönelik düzenlenen etkinlikte gitar çaldım. Burada tedavi gören çocuklara destek oluyorum ve insanlara destek olmaktan mutluluk duyuyorum. Gelecekte insanları tedavi etmek için doktor olmak istiyorum.'<br></p><p>Hastanede 8 ay fizik tedavi gördüğünü ve her hastanın farklı bir hikayesi olduğunu anlatan Taşcı, herkesin yeniden eski sağlığına kavuşmak için mücadele ettiğini dile getirdi.</p><p>- 'Kardeşimin yeniden ayağa kalkması mucize'</p><p>Abla Aleyna Yasemin Taşcı ise kardeşinin tedavi öncesinde tekerlekli sandalyede 5 dakikadan fazla oturamadığını aktardı.</p><p>Yoğun bakım sürecinden itibaren doktorların tavsiyesiyle kardeşine egzersiz yaptırdıklarını belirten Taşcı, 'Kardeşimin yeniden ayağa kalkması bir mucize. Yoğun bakımda onu ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Ecrin, kardeşim gibi değildi, kilo vermişti, yemek yiyemiyordu, makine olmadan nefes alamıyordu. Onun ilk kez makine olmadan nefes aldığı gün ben nefes almış gibi hissettim. Çok zorlu bir süreçti.' diye konuştu.</p><p>- 'Sedye seviyesinde aldığımız hastamız tek başına yürüyebiliyor'</p><p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Sevgi Gümüş Atalay da travmatik beyin hasarlarında erken müdahalenin ve hızlı rehabilitasyonun tedavide başarı şansını artırdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Taşcı'nın hastaneye sevk edildiğinde durumunun oldukça kritik olduğunu vurgulayan Atalay, 'Hastamız eylül ayında bize ilk geldiğinde araç dışı trafik kazasına bağlı travmatik beyin hasarı nedeniyle yatak seviyesi yani koma diyebileceğimiz bir seviyedeydi. Konuşamıyor, kısıtlı yutkunabiliyor, el ve ayaklarını hareket ettiremiyordu. Hastamızı kliniğimize yatırarak, konuşmayı, yutmayı ve hareket kabiliyetini iyileştirmeye yönelik kişiselleştirilmiş bir program uyguladık.' bilgisini verdi.</p><p>Doç. Dr. Atalay, yaklaşık 8 ay süren disiplinli çalışma sonrası elde edilen başarıya ilişkin, 'Sedye seviyesinde aldığımız hastamız tedavinin ardından tek başına, bağımsız şekilde yürüyebiliyor ve günlük yaşam aktivitelerini kendi başına yerine getirebiliyor. Sadece çok hafif bir denge problemimiz kaldı, ilerleyen süreçte bunu da aşacağız. Cemile Ecrin çok uyumlu bir hastaydı ve birlikte çok güzel başarı elde ettik.' şeklinde konuştu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/trafik-kazasi-sonucu-yataga-bagimli-kalan-genc-kiz-fizik-tedaviyle-yurumeye-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/trafik-kazasi-sonucu-yataga-bagimli-kalan-genc-kiz-fizik-tedaviyle-yurumeye-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="98623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Astım kalp sağlığı için de risk oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/astim-kalp-sagligi-icin-de-risk-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/astim-kalp-sagligi-icin-de-risk-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zafer Işılak: - 'Düzenli takip ve bütüncül değerlendirme, hastalığın yönetiminde önemli bir yer tutmaktadır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zafer Işılak, astım hastalarında uzun süreli inflamatuvar süreçlerin damar fonksiyonlarını da etkileyerek kardiyovasküler sistem üzerinde ek bir yük oluşturabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, dünya genelinde yüz milyonlarca kişiyi etkileyen astım, yalnızca solunum yollarını değil, kronik inflamatuvar süreçler yoluyla kalp ve damar sağlığını da etkileyebiliyor.</p><p>Özellikle kontrolsüz astımda kardiyovasküler riskler artabilirken, astım hastalarında ritim bozuklukları ve damar fonksiyonlarında bozulmalar görülebiliyor.</p><p>Kronik inflamasyonun yanı sıra tekrarlayan ataklar sırasında ortaya çıkan oksijen seviyesindeki düşüşler, kalp kasının çalışma düzenini etkileyebiliyor. Buna ek olarak atak dönemlerinde artan kalp hızı ve sempatik sinir sistemi aktivasyonu, kardiyak yükü artıran faktörler arasında yer alıyor.</p><p>Uzun süreli hastalık yönetiminde kullanılan bazı tedavi yaklaşımlarının dolaylı etkileri de kardiyovasküler sistem açısından dikkate alınması gereken unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle astım hastalarının yalnızca solunum semptomları açısından değil, kalp ve damar sağlığı açısından da düzenli olarak değerlendirilmesi önem taşıyor.</p><p>Astımın yönetiminde güncel yaklaşım, yalnızca solunum yollarına odaklanmak yerine hastalığın tüm sistemler üzerindeki etkilerini dikkate alan bütüncül bir değerlendirmeyi içeriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kardiyovasküler risk faktörlerinin varlığı söz konusu yaklaşımın daha da önem kazanmasına neden olurken, güncel literatür, astımın yalnızca inflamatuvar bir solunum yolu hastalığı değil, aynı zamanda sistemik etkileri olan kompleks bir klinik durum olduğunu daha net ortaya koyuyor.</p><p>Bu bağlamda, özellikle orta yaş ve üzeri hastalarda kardiyovasküler risk skorlamalarının rutin izleme entegre edilmesi, erken dönem damar hasarının saptanması açısından kritik önem taşıyor.</p><p>Ayrıca biyobelirteçler, ileri görüntüleme yöntemleri ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının kullanımı, astım hastalarında hem solunumsal hem de kardiyovasküler sonuçların iyileştirilmesine katkı sağlayabiliyor. Bu nedenle multidisipliner takip, gelecekte astım yönetiminin temel bileşenlerinden biri olmaya aday olarak gösteriliyor.</p><p>- 'Astımda temel hedef yalnızca semptom kontrolü değil'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zafer Işılak, astımda temel hedefin yalnızca semptom kontrolü olmadığının altını çizdi. <br></p><p>Işılak, 'Aynı zamanda hastanın genel sağlık durumu, özellikle kardiyovasküler risk profili de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle düzenli takip ve bütüncül değerlendirme, hastalığın yönetiminde önemli bir yer tutmaktadır.' ifadelerini kullandı.<br></p><p>Kontrolsüz astım olgularında, atak dönemlerinde ortaya çıkan oksijen dalgalanmalarının ve artmış stres yanıtının kalp üzerinde baskı oluşturabildiğini vurgulayan Işılak, bu nedenle astımın yalnızca pulmoner bir hastalık olarak değil, bütüncül bir sistem hastalığı olarak değerlendirilmesinin önem arz ettiğini kaydetti. <br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/astim-kalp-sagligi-icin-de-risk-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/astim-kalp-sagligi-icin-de-risk-olusturuyor.jpg" type="image/jpeg" length="96611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyuşturucu batağından kurtulan genç, hayatında yeni sayfa açtı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/uyusturucu-batagindan-kurtulan-genc-hayatinda-yeni-sayfa-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/uyusturucu-batagindan-kurtulan-genc-hayatinda-yeni-sayfa-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Adana'da faaliyet gösteren dernek sayesinde 10 yıldır bağımlısı olduğu uyuşturucudan kurtulan 26 yaşındaki Abdulsamet Satıcı: - 'Şu anki hayatımdan çok mutluyum. Yediğim bir mandalinadan bile zevk alıyorum. Hayatıma, yaşadığıma şükrediyorum']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - EREN BOZKURT - Adana'da faaliyet gösteren dernek sayesinde 10 yıldır bağımlısı olduğu uyuşturucudan kurtulan 26 yaşındaki Abdulsamet Satıcı, hayatında yeni sayfa açtı.</p><p>Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan Satıcı, mahallesinde madde kullanan kendisinden büyük kişilere özenerek 16 yaşında uyuşturucuya başladı.</p><p>Her geçen gün bağımlılık nedeniyle daha kötü duruma gelen Satıcı, önce işini kaybetti, ardından da evlenmeyi düşündüğü kız arkadaşı tarafından terk edildi.</p><p>Satıcı, bağımlılığı nedeniyle zaman zaman sağlık sorunları da yaşayarak hastaneye kaldırıldı.</p><p>Her geçen gün psikolojisi daha da kötüleşen ve yalnızlaşan Satıcı, sosyal medyada gördüğü 'Uyuşturucuyu bırakmak isteyen kişi bir savaşçıdır.' yazısından ilham alarak, hayatını altüst eden bağımlılıktan kurtulmaya karar verdi.</p><p>Bunun üzerine Satıcı, Gönüllü Vesileler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Bağımsız Yaşam Derneğinin Adana'nın Ceyhan ilçesinde hayata geçirdiği merkeze başvurdu.</p><p>Burada gördüğü rehabilitasyonun ardından Satıcı, 10 yıldır bağımlısı olduğu uyuşturucudan kurtularak hayatında yeni bir sayfa açtı.</p><p>- 'Bu savaşı vermem gerektiğini o an hissettim'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Abdulsamet Satıcı, AA muhabirine, vinç operatörü olduğunu ancak bağımlılığı nedeniyle ehliyetinin alındığını söyledi.</p><p>Uyuşturucu nedeniyle hayatına odaklanamadığını belirten Satıcı, bağımlılığı nedeniyle hem maddi hem de manevi birçok kayıp yaşadığını dile getirdi.</p><p>Satıcı, birçok kez uyuşturucuyu bırakmak istediğini ancak bunu başaramadığını anlattı.</p><p>Sosyal medyada gördüğü yazıyla uyuşturucudan kurtulmak için yeniden mücadeleye girdiğini vurgulayan Satıcı, şöyle konuştu:</p><p>'Sosyal medyada 'Uyuşturucuyu bırakmak isteyen kişi bir savaşçıdır.' diye bir yazı gördüm. Bu savaşı vermem gerektiğini o an hissettim. Bilinçaltımdan uyuşturucu çıkıp, bunlar yüklenmeye başlamıştı. Cesaretimi topladım, annemin yanına gittim. 'Anne ben uyuşturucu batağına düştüm. Ben artık hayatımdan uyuşturucunun çıkmasını istiyorum.' dedim. Annemle birlikte yere çöktük. O an uyuşturucu içme isteği benden gitti.'</p><p>- 'Dışarı çıkamıyor, insanların yüzüne bakamıyordum'<br></p><p>Satıcı, uyuşturucu batağından kurtulmak için ailesiyle yaptığı araştırmalar sonucu Ceyhan'daki merkeze ulaştığını belirtti.</p><p>Merkezdeki rehabilitasyon sayesinde şu anda yaklaşık 2,5 aydır uyuşturucu kullanmadığını anlatan Satıcı, şunları kaydetti:</p><p>'Uyuşturucu içmediğimde kemiklerim sızlıyordu, her yerim ağrıyordu. Dışarı çıkamıyor, insanların yüzüne bakamıyordum. Kendimi değersiz hissediyordum. Burada kendime geldim. Ailemle görüştüğümde her zaman yanımda olduklarını söylüyorlar. Şu anki hayatımdan çok mutluyum. Şu an yediğim bir mandalinadan bile zevk alıyorum. Hayatıma, yaşadığıma şükrediyorum. Kitap okumaktan zevk alıyorum. Sabah akşam kitap okuyorum.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/uyusturucu-batagindan-kurtulan-genc-hayatinda-yeni-sayfa-acti</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/uyusturucu-batagindan-kurtulan-genc-hayatinda-yeni-sayfa-acti.jpg" type="image/jpeg" length="27513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'stres kansere yol açarken, motivasyon hastalığın tedavisini kolaylaştırıyor' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-stres-kansere-yol-acarken-motivasyon-hastaligin-tedavisini-kolaylastiriyor-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-stres-kansere-yol-acarken-motivasyon-hastaligin-tedavisini-kolaylastiriyor-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: - 'Kanser tedavisi uzun bir maraton. Bu maratonda tedaviye bağlı yan etkiler, kilo kaybı, saç dökülmesi, bulantı gibi etkiler olacaktır. Morali, motivasyonu iyi olan hastalarımız bu süreci çok daha iyi atlatıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, stres kaynaklı etkenlerin kanserin vücuda daha kolay yerleşmesine neden olduğunu, motivasyonun ise tedavi sürecine olumlu katkı sunduğunu söyledi.</p><p>Aynı zamanda '13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nin başkanı olan Karadurmuş, derneklerinin kongresi için geldiği Antalya'da AA muhabirine, dünyada her yıl 2,5 milyon insanın kanser tanısı aldığını ifade etti.</p><p>Türkiye'de de yılda 250 bin yeni kanser tanısının konulduğunu belirten Karadurmuş, '25 bin insan da kansere bağlı hayatını kaybediyor. Tedavi seçenekleri olarak kemoterapiler ezeli ve ebedi dostlar.' dedi.</p><p>Karadurmuş, immünoterapilerin, akıllı ilaçların yani hedefleyici ajanların ve 'konjügat' denilen kemoterapi artı akıllı ilaçların aynı bünyede buluştuğu tedavilerin kanser tedavisini güçlü kıldığını, hastaların yaşam kalitesini bozmadan ömürlerini son derece uzattığını kaydetti.</p><p>Kansere yakalanmada çevresel faktörler kadar stresin de önemine işaret eden Karadurmuş, şöyle devam etti:</p><p>''Stres yaşadım, yakınımı kaybettim, üzüntü sonrasında kanser oldum.' diyenler oluyor. Evet, bu bir bardağın doluşu gibidir. Ailesel özellikler yani aileden gelen genetik çok önemlidir. Çevresel faktörler, sigara içimi, fiziksel aktivitenin olmaması, yaşam kalitesinin desteklenememesi önemli sorunlardır. Moral, motivasyon kişinin sağlığını direkt etkileyici faktördür çünkü morali, motivasyonu iyi olmayan kişide stres, kortizon vardır.'</p><p>- 'Stres, kanserin vücuda daha kolay yerleşmesine neden olacaktır'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prof. Dr. Karadurmuş, fiziksel aktivitenin olmamasının, obezitenin, uykusuzluğun, iyi beslenmemenin vücut direncinin düşmesine neden olduğunu anlatarak, stresin tüm bunların kanserin vücuda daha kolay yerleşmesine neden olacağını dile getirdi.</p><p>Kanser tedavisine de değinen Karadurmuş, 'Moral, motivasyon kanser tedavisinde de çok önemli. Kanser tedavisi uzun bir maraton. Bu maratonda tedaviye bağlı yan etkiler, kilo kaybı, saç dökülmesi, bulantı gibi etkiler olacaktır. Morali, motivasyonu iyi olan hastalarımız bu süreci çok daha iyi atlatıyor.' diye konuştu.<br></p><p>Karadurmuş, kanser tedavisi sürecinin geçici olduğunu, gelecekteki sağlıkları için kanseri yenmesi gerektiğini bilen hastaların moral, motivasyonla bu süreçte daha güçlü adımlar attığını ifade etti.</p><p>Kanser tedavisinde immünoterapilerin artık Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığını anlatan Karadurmuş, 5 farklı immünoterapi ilacının 25 kanser türünde geri ödemeye alındığını söyledi.</p><p>Prof. Dr. Karadurmuş, bu terapilerin akciğerden melanoma, böbrekten kalın bağırsağa, idrar kesesinden safra kesesine, mide, yemek borusu, baş boyun kanserlerine kadar geniş kapsamı olduğunu belirtti.</p><p>İmmünoterapilerin son derece etkin tedaviler olduğunu bildiren Karadurmuş, bu terapilerin kanserde hem yaşam kalitesini bozmadan etkin olduğunu hem de yaşam süresini şifayla sonuçlandırabilecek derecede başarılı olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/uzmanindan-stres-kansere-yol-acarken-motivasyon-hastaligin-tedavisini-kolaylastiriyor-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/uzmanindan-stres-kansere-yol-acarken-motivasyon-hastaligin-tedavisini-kolaylastiriyor-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="77471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ciltteki kaşıntı ve kuruluk, hastalıkların ilk sinyali olabilir]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana International İstanbul Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas: - 'Ciltte ortaya çıkan değişiklikleri göz ardı etmemek ve erken dönemde değerlendirmek, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de ilerleyebilecek sorunların önüne geçer']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, ciltte meydana gelen kaşıntı, kuruluk, renk değişikliği ve döküntü gibi belirtilerin birçok hastalığın ilk sinyallerini verebildiğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Elmas, ciltte ortaya çıkan değişimlerin çoğu zaman geçici olarak yorumlanmasına rağmen bazı durumlarda altta yatan önemli dermatolojik hastalıkların ilk göstergesi olabileceğini, uzun süre devam eden kaşıntı, geçmeyen kızarıklıklar, kabuklanma ya da ani gelişen döküntülerin mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Cilt hastalıklarının erken dönemde bazı küçük değişimlerle kendini gösterebildiğine değinen Elmas, özellikle mevsim geçişlerinde artan cilt hassasiyetine dikkati çekerek, 'Ciltte kuruluk, pullanma, hassasiyet artışı ve kaşıntı gibi belirtiler erken dönemde ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda renk değişiklikleri, lekelenme ya da güneşe karşı hassasiyet gelişebilir. Bu belirtiler, çoğu zaman basit görülse de ilerleyen süreçte egzama, alerjik reaksiyonlar veya farklı dermatolojik hastalıkların başlangıcı olabilir.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>- 'Cilt tipine uygun bakım ürünleri kullanılmalı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Elmas, cilt sağlığının yalnızca genetik faktörlere bağlı olmadığını, çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığına değinerek, yanlış kozmetik ürün kullanımının, yetersiz nemlendirme, düzensiz beslenme ve stresin cilt bariyerini zayıflatabileceğini aktardı.</p><p>Özellikle sıcak suyla uzun süreli duş almanın ve cildi kurutan ürün kullanımının cilt problemlerini artırabileceğine işaret eden Elmas, cilt tipine uygun bakımın önemine dikkati çekti.</p><p>Toplumda en sık görülen dermatolojik şikayetlerden birinin kaşıntı olduğunu aktaran Elmas, şunları kaydetti:</p><p>'Kaşıntı tek başına bir hastalık değil, altta yatan farklı sorunların belirtisi olabilir. Alerjik reaksiyonlar, egzama, mantar enfeksiyonları ya da sistemik hastalıklar kaşıntıya neden olabilir. Özellikle gece artan kaşıntı, yaygın döküntüler veya uzun süre geçmeyen şikayetler mutlaka değerlendirilmeli. Cilt hastalıklarında erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Ciltte ortaya çıkan değişiklikleri göz ardı etmemek ve erken dönemde değerlendirmek, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de ilerleyebilecek sorunların önüne geçer. Basit önlemler, doğru cilt bakımı ve gerektiğinde uzman desteğiyle cilt sağlığını korumak mümkün.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/04/agency/aa/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="65951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çözüm bulamadığı bel ağrısından hastanede takılan pille kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Mersin'de ilaç tedavisi görüp ameliyat olmasına rağmen eğilip kalkmakta zorlanan 4 çocuk annesi Sıdıka Albahar'ın yüzü, 'ağrı pili' uygulamasıyla güldü - Mersin Üniversitesi Algoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Bakır: - 'Bu uygulamayla, hastanın bel ve bacaklarından gelen ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engellemekteyiz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - MEHMET UMUT BAKAY - Belinde 10 yıldır hissettiği ağrı nedeniyle yürüme güçlüğü çeken 63 yaşındaki Sıdıka Albahar, Mersin Üniversitesi Hastanesinde vücuduna yerleştirilen 'ağrı pili' sayesinde şikayetlerinden kurtuldu.</p><p>Evli ve 4 çocuk annesi Albahar, 10 yıl önce belinde başlayan ağrının geçmemesi üzerine doktora başvurdu.</p><p>Sıkıntılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Albahar'ın omurgası, ameliyatla takılan metal vidalarla sabitlendi.</p><p>Albahar, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mersin Üniversitesi Hastanesine başvuran Albahar'ı muayene eden Algoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Bakır, 'ağrı pili (spinal kord stimülasyon)' tedavisi uygulanmasına karar verdi.</p><p>Hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine pil yerleştirilen 63 yaşındaki kadının yüzü, ağrı şikayetlerinden kurtulmasıyla güldü.</p><p>- 'Ev işi yapamıyor, eğilip kalkamıyordum'</p><p>Sıdıka Albahar, AA muhabirine, 10 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini söyledi.</p><p>Sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren Albahar, 'Hiç kimseyle konuşmak istemiyordum. Ev işi yapamıyor, eğilip kalkamıyordum. Lavaboya bile gidemiyordum. Ağrı pili takıldıktan sonra normal hayata döndüm, çok rahatım. Günlük her işimi yapıyorum. Hocamdan Allah razı olsun. Şimdi çok rahatım. Ağrılarım yok ve çok güzel uyuyabiliyorum.' dedi.</p><p>- Ağrı sinyallerinin beyne iletilmesi engelleniyor</p><p>Doç. Dr. Mesut Bakır da hastanın geçmişte operasyon geçirdiği omurga bölgesinde yeni fıtık ve kaymalar oluşmasının, kendilerini 'ağrı pili' uygulamasına yönlendirdiğini belirtti.</p><p>İki aşamalı cerrahi müdahale yapıldığını anlatan Bakır, şöyle konuştu:</p><p>'Uygulamanın birinci basamağında kabloları hastanın omuriliğine kapalı yöntemle yerleştiriyoruz. Dışarıdan kontrol sağlayarak hastanın bel ve bacak bölgesinden gelen ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engelliyoruz. Hasta 1 hafta süreyle takip ediliyor ve bu işlemden yeteri kadar tatmin sağladıysak bu sefer ağrı pilini yerleştirme işlemine geçiyoruz. Hastaya da kumandasını vererek ağrı durumuna göre kontrol yapmasını sağlıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/04/agency/aa/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="15398"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun süren hareketsizlik kalp damar sağlığını olumsuz etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, uzun saatler masa başında kalmanın sadece kas-iskelet sistemini değil, kalbi besleyen damarları da olumsuz etkilediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, uzun süre oturulduğunda bacak kaslarının pompalama etkisi azalıyor, kan dolaşımı yavaşlıyor ve damar duvarlarında baskı artabiliyor.</p><p>Bu durum zaman içinde varis, pıhtı oluşumu, dolaşım bozuklukları ve damar sertliği riskini artırabiliyor. Ayrıca metabolizmanın yavaşlamasıyla kan şekeri dengesi bozulabiliyor, kötü kolesterol yükselirken iyi kolesterol düşebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Bahar Temur, sabah spor yapıp ardından 9-10 saat masa başında kalmanın, riskleri tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.</p><p>Temur, önemli olanın günün geneline yayılan hareket alışkanlığı olduğuna işaret ederek, 'Özellikle masa başı çalışanlar, evden çalışanlar, gün içinde uzun süre araç kullananlar, fiziksel aktivitesi düşük bireyler, fazla kilolu kişiler, diyabet, tansiyon ve kolesterol hastaları ile sigara kullanan bireyler gibi yüksek risk gruplarında hareketsiz yaşamın kalp ve damar hastalıklarını hızlandırıcı etkisi daha belirgin görülebiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzun süreli hareketsizlik sonrasında görülebilecek belirtilerin dikkate alınması gerektiğini aktaran Temur, bu belirtileri, bacaklarda ağırlık hissi, yürüme sonrası bacaklarda ağrı, ayak bileklerinde şişlik, merdiven çıkarken çabuk yorulma, nefes darlığı, boyun ve sırt ağrısı, çarpıntı hissi ve enerji düşüklüğü olarak sıraladı.</p><p>Temur, uzun süre oturmanın etkilerini azaltmak için şu önerilerde bulundu:</p><p>'Her 30-45 dakikada bir ayağa kalkın ve 2-3 dakika yürüyün, telefonda konuşurken ayakta durun veya adım atın, asansör yerine merdiven tercih edin, yakın mesafelere araçla gitmek yerine yürüyün, öğle arasında kısa tempolu yürüyüşler yapın, masa başında esneme hareketleri uygulayın, günlük adım hedefi belirleyin. Ayrıca akşam saatlerinde en az 30 dakikalık yürüyüş rutini oluşturun.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/04/agency/aa/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="28449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[61 yaşındaki hastanın karnından 6 yılda 20 kilo 100 gramlık tümör çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.memlekettenhaber.com/61-yasindaki-hastanin-karnindan-6-yilda-20-kilo-100-gramlik-tumor-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.memlekettenhaber.com/61-yasindaki-hastanin-karnindan-6-yilda-20-kilo-100-gramlik-tumor-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Adana'da karın bölgesinde nükseden kitle nedeniyle 3 ameliyat geçiren Safiye Çokan: - 'Önceden yiyip içemiyordum şimdi rahat yemek yiyorum. İştahım açıldı, hafifledim, oturup kalkabiliyorum']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - YAKUP SAĞLAM - Adana'da karaciğer ameliyatı sonrası çekilen tomografide karın bölgesinde kitle tespit edilen 61 yaşındaki Safiye Çokan, 6 yılda geçirdiği 3 ameliyatta 20 kilo 100 gramlık tümörden kurtuldu.</p><p>Merkez Seyhan ilçesinde yaşayan Çokan, 2020'de karaciğer ameliyatı olduktan sonra rutin kontroller için gittiği Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde çekilen tomografide karın bölgesinde kitle olduğunu öğrendi.</p><p>İlk ameliyatını Ankara'daki bir özel hastanede olan Çokan'ın karnından 5 kilogramlık tümör çıkarıldı.</p><p>Çokan, zamanla kilo alması nedeniyle yürümekte zorluk çekince 2023'te Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.</p><p>Karnındaki kitlenin büyüdüğünün tespit edilmesi üzerine aynı yıl ameliyata alınan üç çocuk annesinin karnındaki 6 kilogramlık tümör temizlendi.</p><p>Çokan, nisan ayındaki kontrolde de benzer teşhisin konması üzerine Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Parlakgümüş tarafından gerçekleştirilen üçüncü operasyonda karnını kaplayan 9 kilo 100 gram ve 32 santimetrelik kitleden kurtuldu.</p><p>- 'Hiçbir yerim sızlamıyordu, sadece karnım şişiyordu'</p><p>Tedavisinin ardından taburcu edilen Safiye Çokan, AA muhabirine, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tümör nedeniyle 6 yıldır sıkıntı yaşadığını dile getiren Çokan, şöyle konuştu:</p><p>'Hiçbir yerim ağrıyıp sızlamıyordu, sadece karnım şişiyordu. Nefes alamıyor, yatamıyordum. Bir lokma ekmeği zor yiyordum. 6 yıldır böyleyim, 3 ameliyat geçirdim. Çok şükür şimdi iyiyim. Önceden yiyip içemiyordum şimdi rahat yemek yiyorum. İştahım açıldı, hafifledim, oturup kalkabiliyorum.'</p><p>Çokan'ın eşi Kemal Çokan da 'Eşim evin içinde yürüyemiyor, yemek yapamıyor, nefes alamıyordu. Çok zorluklar çektik. Çok şükür şu anda durumu çok iyi.' ifadesini kullandı.</p><p>- 'Üçüz bebek kadar ağırdı'</p><p>Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Alper Parlakgümüş, bu tür kitlelerin nadir görüldüğünü anlattı.</p><p>Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Parlakgümüş, 'Hastamızın karnındaki 32 santimetrelik dev bir kitleydi. Çıkarttığımız ana kitlenin ağırlığı 9 kilo 100 gramdı. Bir bebeğin yaklaşık doğum ağırlığını düşünürseniz üçüz bebek kadar ağırdı.' dedi.</p><p>Parlakgümüş, bu tür kitlelerin nüksetme oranının yüksek olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>'Kitle cerrahi olarak tam çıkartılınca hem nüks oranı hem de hastanın yaşam beklentisi artıyor. Tam olarak çıkartabildiğimiz bir hasta olması bizi mutlu etti çünkü bir anda yaşam beklentisi tekrar yüzde 20'lerden yüzde 65-70'lere çıktı. Bu kitlenin etkisiyle hastamızın sindirim ve boşaltım sistemleri baskıya bağlı olarak birtakım problemler yaşıyordu. Çıkarttıktan sonra bu tip sorunların tamamen gerilediğini görünce tabii kitlenin yan etkilerinin azaldığını gördük.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.memlekettenhaber.com/61-yasindaki-hastanin-karnindan-6-yilda-20-kilo-100-gramlik-tumor-cikarildi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://memlekettenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/memlekettenhaber-com/uploads/2026/04/agency/aa/61-yasindaki-hastanin-karnindan-6-yilda-20-kilo-100-gramlik-tumor-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="71860"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
