Mecnûn diye çağırıyor çöl bizi.
Uğruna lezzete pür vedâmız var,
Deli diye kınar oldu el bizi.
Çile ateşinde nice kavrulduk;
Zaman geldi, hâlden hâle çevrildik.
Çelmeler takıldı, düştük, devrildik;
Harman gibi çok savurdu yel bizi.
Gonca nöbetiyle geçti zamanlar;
Şafağı gözleyen bu derdi anlar.
Dede oldu tüy bitmemiş civanlar,
Geçen yıllar, bak, eyledi kel bizi.
Kiminin izini sildi, götürdü;
Tarlayı ucundan böldü, götürdü.
Kimini kıyıdan yoldu, götürdü;
Oynatıp da alamadı sel bizi.
Kul Hakkı gayreti bırakma elden;
Rızaya tâlipsen, yakınma hâlden.
Vuslat türküsünü düşürme dilden;
Umut bağlarında bekler gül bizi.