İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Dr. Maliki Ejder Batur, Sıfır Atık Hareketi'nin, dünyanın sahip olduğu kaynakların tükenmesinin önüne geçecek küresel bir çevre hareketine dönüştüğünü söyledi.
1-7 Haziran Türkiye Çevre Haftası ve İstanbul Sıfır Atık Haftası dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Batur, sıfır atık yaklaşımının sürdürülebilir bir dünya ve kaynakların korunması için büyük önem taşıdığını belirtti.
Batur, 'Bu yaklaşım, kültürümüzde, medeniyetimizde yer alan israfın haram olduğu düsturunun ve israfın önlenmesi gerekliliği anlayışının bugüne yansımasıdır.' dedi.
Bu yıl Türkiye Çevre Haftası kapsamında belirlenen ana temanın 'Dünya Bize Emanet' olarak belirlendiğini hatırlatan Batur, 'Gerçekten dünya bize emanet. Çocuklarımızdan aldığımız bir emanet. Bize miras kalan bir varlık değil. Dolayısıyla bu haftayı, çevre bilincinin farkındalık aşamasından kurumsallaşmaya ve vatandaşımızın özellikle çocuklarımızın, gençlerimizin alışkanlıklarına dönüştürme doğrultusunda güzel ve verimli bir şekilde kullanacağımız bir dönem olarak görüyoruz ve bu haftada ciddi organizasyonlarımız söz konusu olacak.' diye konuştu.
Batur, Türkiye Çevre Haftası kapsamında, İstanbul Valiliği öncülüğünde, Sıfır Atık Vakfının koordinesinde, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının işbirliğiyle yaklaşık 1500 civarında etkinlik gerçekleştirileceğini ve bu çalışmalarla çevre farkındalığının ötesine geçilerek özellikle çocuklar ve gençlerde sıfır atık bilincinin kalıcı alışkanlığa dönüştürülmesinin hedeflendiğini ifade etti.
- 'İstanbul'umuzun çevresini daha yaşanabilir hale getirmeye çalışıyoruz'
Çevre konusundaki duyarlılığın yalnızca belirli gün ve haftalarla düzeltilemeyeceğini, bu nedenle bu bilincin alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Batur, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Çevre duyarlılığı öyle bir husus ki hep beraber hareket etmeden, bir arada beraber çalışmadan tam manasıyla sonuç alınamayacak bir kavram diyebiliriz. Dolayısıyla sanayi kuruluşları, belediyeler, kamu kurumları, üniversiteler hep birlikte hareket ettiği zaman sonuç alınabilecek bir husus çevre duyarlılığı. Bu noktada geçmişe göre daha entegre olunmuş bir durum var ama yine de eksiklikler de yok değil. Bu eksiklikleri de özellikle yine Bakanlık ve İl Müdürlüğü olarak paydaşları koordine ederek ve birbirine entegre ederek kapatmaya, azaltmaya çalışıyoruz.'
Batur, Türkiye Çevre Haftası ve bu yıl kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31) gibi etkinliklerin temel amacının farkındalık aşamasını aşarak su, hava ve toprakla ilgili tüm süreçlerde israfı önlemeyi hayatın bir parçası haline getirmek olduğunu, kültürel ve medeniyet değerleriyle uyumlu bu yaklaşımın büyük sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
İstanbul'un yüksek nüfusu ve yoğun hareketliliği nedeniyle çevre sorunlarının ancak ortak çabayla çözülebileceğine işaret eden Batur, 'Denizlerimiz için en azından kirleticileri kaynağında önleme işi bizim için kıymetli. Yine İstanbul'un yüksek yoğunluklu nüfusu beraberinde trafiği de getiriyor ve trafikteki emisyonların hava kalitesine çok ciddi olumsuz etkisi var. Bu emisyonu azaltmak için özellikle toplu taşımayı ve bisiklet kullanımını teşvik etmeye çalışıyoruz. Öte taraftan İstanbul'umuzda ciddi de bir orman alanı var. Dolayısıyla ormanlarımızı, yeşilimizi, koruyarak bu anlamda İstanbul'umuzun çevresini daha yaşanabilir hale getirmeye çalışıyoruz.' diye konuştu.
- Sıfır Atık Projesi'nin önemi
Dünyanın kaynaklarının yavaş yavaş tükenmeye başladığını söyleyen Batur, bu noktada Sıfır Atık Projesi'nin önemine dikkati çekti.
Batur, 'Sıfır atık dediğimiz hadise aslında dünyanın kaynaklarının yavaş yavaş yok edilmesine ve hayatın olağan akışı içinde kaynakların ciddi bir biçimde pervasızca kullanılmasının önüne set çekecek bir çevre hareketi. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün küresel bir çevre organizasyonuna dönüşmüş vaziyette.' sözlerini sarf etti.
Batur, sıfır atık vizyonuyla artık toplumda atıkları yönetmek yerine atık üretmemek ya da üretiliyorsa bile üretileni geri dönüştürmek anlayışının giderek yaygınlaştığını aktardı.
Yerel yönetimlerin ve paydaş kurumların desteğiyle kaynağında ayrıştırma bilincinin geliştirilmeye çalışıldığını ancak özellikle vatandaş alışkanlıkları nedeniyle sürecin henüz istenen seviyede olmadığını ifade eden Batur, sözlerini şöyle tamamladı:
'Çevre konusunda her birimize düşen büyük görevler var. Çevre bilincinin tek bir güne veya tek bir haftaya sığdırılabilecek bir sorumluluk olmadığını ifade etmek istiyorum. Çevreyi korumak, büyük ve tek seferlik adımlardan ziyade, günlük yaşamda gösterilen küçük ama istikrarlı davranışlarla mümkün olabiliyor. Bizler de bu alışkanlıkları sağlamaya gayret ediyoruz.'