İSTANBUL (AA) - Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Mustafa Nuri Çomu, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemelerin uygun koşullar altında 90-180 gün içinde biyolojik olarak çözünebildiğini, mikroplastik oluşturmadığını ve karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağladığını belirtti.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor.

Sunar NP'nin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor.

Avrupa Birliği'nde yürürlüğe giren Packaging and Packaging Waste Regulation ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor.

Haliç Üniversitesi ile Türkiye Maarif Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandı
Haliç Üniversitesi ile Türkiye Maarif Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandı
İçeriği Görüntüle

Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor.

Özellikle organik atıklarla toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor.

Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen EN 13432 standardı bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor.

Türkiye'de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin birbirinden ayrılması gerekiyor. Düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.

- 'Yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz'

Açıklamada görüşlerine yer verilen Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Mustafa Nuri Çomu, geleneksel petrol türevi plastiklerin doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastiklerin parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturduğunu aktardı.

Okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastiğin ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyetinin sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösterdiğini vurgulayan Çomu, şunları kaydetti:

'Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90-180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor, mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.'

Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını 'teknik bir hata' olarak değerlendiren Çomu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından konuya ilişkin planlanan yeni yönetmeliğin, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adım olduğunu anlattı.

Çomu, çevresel etki profillerinin farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesinin, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabileceğini belirterek, biyoplastiklerin, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biri olduğunu vurguladı.

Biyoplastiğin, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil, doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış hali olduğunu kaydeden Çomu, 'Doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye'de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır.' ifadelerini kullandı.

Çomu, Türkiye'nin COP31 sürecinde çevre ve sürdürülebilirlik alanında atacağı adımların uluslararası ölçekte büyük önem taşıdığını belirterek, 'Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin, tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA