Yükünü sarıp da yola durunca Menzili dağlardan aşar şoförün.

Selâmetle, zamanında varınca

Sevinçten yüreği coşar şoförün.

Vâsıta üstünde bir ömür geçer,

Kuş olur, diyârdan diyâra uçar.

Bâzen dağ başında kalınca nâçar,

Neylesin, tebdili şaşar şoförün.

Sabahtan akşama mazot zamlanır,

Kamyon bakım ister, gönlü gamlanır.

Yüreğinde nice dertler demlenir,

Bâzen damla damla taşar şoförün.

Çektiği çileyi neden görmezler?

Yarası var derler, merhem sürmezler.

Bâzen hor görürler, kız da vermezler;

Gönlü bir nazlıya düşer şoförün.

Geçer gider karlı, buzlu yolları,

Kavuşturur hasret çeken kulları.

Soran olmaz, acep nedir hâlleri;

Yüreğinde çok dert yaşar şoförün.

Zorluklara göğüs gerer işinde,

Ömür geçer helâl ekmek peşinde.

Bâzen sevdiğini görür düşünde,

Gam keder başına üşer şoförün.

Her birinin derdi vardır hâlince,

Hâne güler, onun yüzü gülünce.

Yorgun argın dönüp eve gelince,

Yavrusu neşeyle koşar şoförün.

Ülke ülke gider bir sefer boyu,

Gözünde tüterken sılası, köyü.

Kul hakkı çok deme, derdi var deyu;

Sözün yarasını deşer şoförün.