Siyasetin en çok kullanılan kavramlarından biri hiç şüphesiz "mütevazılık"tır. Seçim dönemlerinde çarşıda pazarda vatandaşla selamlaşan, mütevazı görüntüler veren siyasetçileri sıkça görürüz. Fakat asıl soru şudur: Bu mütevazılık bir karakterin yansıması mı, yoksa hedefe ulaşıncaya kadar sürdürülen bir siyasi strateji mi?
Gerçek mütevazılık makamla başlamaz, makamla da sona ermez. İnsan hangi konumda olursa olsun, sahip olduğu unvanın kendisini diğer insanlardan üstün kılmadığını bilir. Makamı bir emanet olarak görür; güçlendikçe kibirlenmez, zayıfladığında ise tevazusundan vazgeçmez.
Siyaseten mütevazı olanlar ise çoğu zaman mütevazılığı bir yöntem olarak benimser. Hedefe ulaşıncaya kadar alçak gönüllü görünür, eleştirilere sabır gösterir, herkesi dinler. Ancak makam elde edildiğinde söylemler değişebilir, kapılar kapanabilir ve ulaşılmaz bir profil ortaya çıkabilir. O zaman da toplum şu soruyu sormaya başlar: Değişen makam mıydı, yoksa gerçek karakter şimdi mi ortaya çıktı?
Oysa siyaset, yalnızca seçim kazanma sanatı değildir. Aynı zamanda güven inşa etme sanatıdır. Güven ise ancak tutarlılıkla kazanılır. Dün halkın arasında yürüyen bir siyasetçi, bugün de aynı samimiyetle halkın arasında yürüyebiliyorsa mütevazılığı gerçektir. Aksi hâlde mütevazılık, sadece seçim dönemlerinde kullanılan bir propaganda aracına dönüşür.
Bir diğer önemli nokta ise başarının insan üzerindeki etkisidir. Gerçek mütevazı insan başarıyla şımarmaz, başarısızlıkla da yıkılmaz. Çünkü onun ölçüsü makam değil, ilkeleridir. Siyaseten mütevazı olan ise çoğu zaman gücü elde ettiğinde değişir; güç elinden gittiğinde ise eski söylemlerine geri döner.
Toplumun beklentisi aslında çok nettir: İnsanlar kusursuz siyasetçiler değil, samimi siyasetçiler görmek istiyor. Sözü ile özü bir olan, seçimden seçime değil her zaman halkın yanında duran yöneticilere ihtiyaç duyuyor.
Sonuç olarak mütevazılık, siyasetin süsü değil; karakterin aynasıdır. Makamlar geçicidir, alkışlar da öyledir. Geriye kalan ise insanların gönlünde bırakılan izdir. Gerçek siyasetçi, ardında makamını değil, güzel bir hatırayı ve güven duygusunu bırakabilen kişidir.